Alamut Kalesi Hakkında Bilinmeyenler

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Alamut’un Hançerleri

Gizliliği ön planda tutan Hasan Sabbah, kendi davası uğruna otuz altı yıl Alamut’ta yaşamış ve rivayetlere gore kaleden asla çıkmamıştır. Hatta odasından bile fazlaca ender çıkmış, tüm dünya işlerinden kendini soyutlamıştır. Yaşamını Bâtıni liderliği için hizmet vermeye adayan Hasan Sabbah, yaşamını buna gore düzenlemiştir. 23 Mayıs 1124’te Alamut Kalesi’nde hastalanarak ölmüştür. Hasan Sabbah hem din adamı hem de yönetici kişiliği ile yıkıcı faaliyetler yürütmesine rağmen mevcut düzeni yıkamamıştır.

Alamut Kalesi Teşkilatı

Edebiyatçı bir kimliği de olan Hasan Sabbah, düşünür ve yazar olarak çeşitli eserler vermiştir. Sadece Alamut Kalesi’nin yakılmasıyla bunların çoğunluğu yanmıştır. Hasan Sabbah, kendine inananları çevresinde fazlaca iyi bir sistem ile toplamış ve teşkilatını sağlam temeller üstüne kurmuştur.

Hasan Sabbah’ın liderliğinde teşkilatlanarak yayılmacı bir siyaset izleyen Bâtıniler, giderek geniş alanlara yayılmışlar ve faaliyetlerini ciddi bir boyuta taşımıştır. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun en geniş ve en şaşalı döneminde bile Bâtıniler; kısa sürede Selçuklu topraklarında yayılmıştır. Bu yayılma tehlikeli bir hâl alınca Sultan Melikşah’ın dikkatini çekmeye adım atmıştır.

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, Bâtıniler ile savaşım etmeyi veziri Nizamülmülk’e bırakmıştır. Sadece Nizamülmülk’ün Bâtıniler tarafınca öldürülmesi ile Bâtıniler, Büyük Selçuklu topraklarında güçlenmişlerdir. Böylece Bâtınilik, imparatorluğun o dönemde ilgilenmek zorunda olduğu en mühim meselelerden biri hâline gelmiştir.

Alamut Kalesi (Temsili)

Bâtıniler, imparatorluğun mühim mevkilerine kendi adamlarını yerleştirerek Selçuklu topraklarında daha etkin olmayı sürdürmüştür. Bunlara bir çeşit casus görevi verilmiştir. Bu casuslar yardımıyla ülkede gerçekleşecek yada gerçekleşmiş tüm olaylardan Hasan Sabbah’ın haberi olmuştur. Ek olarak suikastlarını da bu casuslar aracılığı ile gerçekleştirmiştir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir taraftan taht mücadeleleri bir taraftan da hızla yayılan Bâtıni propagandalarıyla zor duruma düşmüştür. Hem de Haçlı Seferleri de Selçukluları fazlaca yıpratmıştır.

Bâtıni fedailer, suikastları daha rahat gerçekleştirebilmek için haşhaş ve tabanca olarak da hançeri kullanmıştır. Üstelik fedailer
cinayeti işledikten sonrasında asla kaçmamış ve bilhassa yakalanmıştır. Hatta bu şekilde bir görevden sonrasında hayatta kalmak ve kaçmak  onlar için utanç verici bir durumdur. Kılıktan kılığa giren fedailer, suikast düzenleyeceği kişinin yanına planlarına uygun bir halde giyinip gitmiştir. Bundan dolayı kimi zaman bir dilenci kimi zaman de bir sufi benzer biçimde giyinmiştir. Giysilerinde devamlı birbirlerini tanıyabilecekleri sadece halkın anlayamayacağı izler bulunmuştur (Arayacan, 2011’den düzenlenmiştir).

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir