Anlatımda Bakış Açısı (Anlatıcı Bakış Açıları – Anlatıcı Türleri)

Ifade; duyguların, düşüncelerin, hayallerin, olayların ve durumların başkalarına çeşitli kontakt yollarıyla aktarılmasıdır. Bir yazınsal eserde ele alınan vakalar ve durumlar kadar bunların başkalarına aktarılması süreci de oldukça ehemmiyet arz eder. Doğal okuyucuya aktarılacak olan ileti kadar bu tarz şeyleri aktaran bir anlatıcıya da gerekseme vardır. Roman, öykü, masal, destan şeklinde vaka çevresinde gelişen yazınsal metinlerde yazar, vakaları gören ve özetleyen birini de kurgular. Şu demek oluyor ki bu türlerde vakaları aktaran yazarın kendisi değil kurgusal ve düşsel bir kişidir.

Vakaları yaşayan ya da gören şahıs bu vakaları belli bir bakış açısıyla görür ve görmüş olduğu kadarıyla okuyucuya aktarır. İşte anlatıcının vakalara olan uzaklığı, konumu, hakimiyetine bakılırsa anlatımda çeşitli bakış açıları oluşmuştur. Her perspektif vakaya değişik bir gözle bakmış olduğu için okuyucuya aktarılan bilgide de değişimler yaşanabilmektedir. İşte anlatımda kullanılan bakış açıları kısaca anlatıcı türleri

  • Kahraman Bakış Açısı
  • Gözlemci Bakış Açısı
  • İlahi Bakış Açısı

Anlatıcı Bakış Açıları (Anlatıcı Türleri)

1) Kahraman Bakış Açısı

Roman, öykü, masal ve fabl şeklinde vaka çevresinde oluşan metinlerde durumları okuyucuya aktaran kişinin bununla beraber olayların merkezinde olan kahramanın olduğu bakış açısıdır. Şu demek oluyor ki burada vakaları özetleyen bizzat eserin kahramanıdır. Bu anlatıcı vakaları ben ağzıyla kısaca “1.tekil kişi” ağzıyla anlatır.

Kahraman bir insanoğlunun gözlemleri kadar data sahibi olacağı için vakalar ve çevresindeki insanoğlu hakkında sadece görebildiği kadarıyla data aktarır; kişilerin iç dünyasını, olayların geçmişini ya da geleceği bilmesi imkansız. Vakaları bir kişinin gözüyle ve anlatımıyla okuyabildiğimizden daha içten ve samimi bir atmosfer oluşturulabilir. Daha çok data için “Kahraman Bakış Açısı” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Örnek

Asansörü kullanmak aklıma bile gelmemişti, onuncu kata kadar merdivenlere ağır ağır tırmandım. Aksilik bu ya, anahtarlarımı yanıma almayı unuttuğumdan büyük bir mahcubiyet içinde zile hafifçe dokundum. Kısa bir süre sonrasında ses geldi ve büyük bir korkuyla bana bakan annem kapıyı açmıştı. Ben uyuduklarını zannetsem de gece yarısına kadar benden haber alamadıkları için kaygı içinde beni beklediklerini derhal sezdim. Annemin arkasında gözleri kızarmış ve bitkin bakışlarıyla babam hem azarlar hem de acıyan ses tonuyla “Neredesin be oğlum? Oldukça merak ettik seni.” dedi. Sustum ve bir tek babamın yüzündeki bitkin ifadeyi izlemeye başladım. O güne kadar babamın yaşam karşısında yaşlanmış bulunduğunu fark etmemiştim. 

2) Gözlemci Bakış Açısı

Olayların haricinde kalan ve bir gözlemci şeklinde görmüş olduğu durumları bizlere aktaran anlatıcının açısı “Gözlemci perspektif” olarak adlandırılır. Vakaları görebildiği kadarıyla adeta bir kameraman göreviyle okuyucuya aktarır. Bundan dolayı kameraman perspektif olarak da adlandırılmaktadır. Anlatımın “3.tekil kişi” ağzıyla yapıldığı bu bakış açısında objektiflik söz mevzusudur. Gene kahraman anlatıcı da olduğu şeklinde vakaları sadece görebildiği kadarıyla aktarır; olayların öncesini bilmesi imkansız, kahramanların düşüncelerini ve iç dünyasını okuyucuya aktaramaz.

Örnek

Asansör yerine onunca kata kadar yavaş adımlarla merdivenleri çıktı. Cebini karıştırdı ve anahtarı bulamadığından zile hafifçe bastı. Kısa bir süre sonrasında anası korkulu bir yüz ifadesiyle kapıyı açtı. Geç saatlerde olmamıza karşın uyumamış olan ailesi kapıda onu karşıladı. Babası ona bitkin bir halde bakarak hafifçe de kızan ve acıyan ses tonuyla”Neredesin be oğlum? Oldukça merak ettik seni.” dedi. Fakat o hiçbir şey söylemedi, babasının yüzüne bakarak bir tek sustu.

3) İlahi Bakış Açısı (Hakim-Tanrısal Bakış Açısı)

Vaka çevresinde oluşan yazınsal metinlerde anlatılan olayların öncesi ve sonrası olmak suretiyle her türlü ayrıntısına haiz olan, metindeki kahramanların iç dünyasını, düşüncelerini ve duygularını okuyucuya aktaran anlatıcıya “İlahi Bakış Açısı” denir. Bu bakış açısına “Tanrısal ve tanrısal” denilmesinin sebebi ise bir olayın bilinmeyen yönlerinin, geçmişin ya da gelecekte yaşanacak olayların anlatıcı tarafınca bilinmesinin mümkün olmasıdır. Şu demek oluyor ki her şeyi bilen tanrısal bir güce haiz olan bir anlatıcı vardır.

Tanrısal bakış açısında “3.tekil kişi” kısaca “o” ağzıyla vakalar okuyucuya aktarılır. Bundan dolayı gözlemci bakış açısına benzese de aralarındaki en büyük farkın tanrısal açıda, kameraman edasıyla gözlem icra eden gözlemci bakış açısının aktaramayacağı bilgilerin yer almasıdır. Şu demek oluyor ki gözlemciden değişik olarak bu hakim anlatıcı, olayların öncesini ve gelecekteki halini bilir, kişilerin o anki düşüncelerini okuyucuya aktarır, zamanı ileriye ya da geriye alabilir. Daha çok data için “İlahi (Hakim) Bakış Açısı” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Örnek

O anki dalgınlığı ile asansörü kullanmak aklına bile gelmeden onuncu kata kadar yavaş adımlarla çıktı. Elini cebine attığında anahtarlarını yanına almadığını fark etti ve evdekileri rahatsız etmenin huzursuzluğu içinde çekinerek zile hafifçe dokundu. Böylelikle kimseyi rahatsız etmeden birinin zili duymasını umdu. Kısa bir sonrasında kapıdan ses geldi ve oğlundan bir süredir haber almadığı için yüreği korkuyla dolu olan anası kapıyı açtı. Annesinin ve evdekilerin bu halini görünce kendisinden uzun süredir haberdar olmayan ailesinin kaygı içinde bulunduğunu derhal sezdi. Zil çaldığında büyük bir telaşla karısının peşinden kapıya giden babası oğluna sinirlenmiş sadece bir taraftan da onun bu haline acıdığından karışık bir ses tonuyla “Neredesin be oğlum? Oldukça merak ettik seni.” dedi. Babasına bir şey demedi, sustu ve bir tek yüzündeki yaşlılık görüntüsüne daldı. Bugüne dek babasının bu kadar yaşlı bulunduğunu fark etmemişti.

⇒  Video I Slayt I PDF

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir