Asya Hun Devleti’nin Kuruluş ve Çöküş Süreci – 3

Tanhu Ho-han-yeh vezirinin de telkinleri ile Çin hâkimiyetine girerek, bu güç mali durumdan kurtulmak istedi. Ho-han-yeh’in bu teklifi Hun Devlet Meclisi’nde sert tartışmaların yapılmasına yol açtı.

Bir nevi Hunlar; her şartta istiklali savunanlarla, tek kurtuluş çaresi olarak istiklalden vazgeçip, mali bakımdan kurtuluş için Çin tabiliğini görenler olarak ikiye ayrıldı. İstiklali feda etmek isteyen Ho-han-yeh ve taraftarları şu gerekçeyi ileri sürüyorlardı: “Bu olmamalı! (Devletlerin de) hem kuvvetli hem kuvvetsiz zamanları olur. Şimdi Çin ezici güce haizdir. Kent devletleri ile Wu-sunlar, tıpkı bir cariye şeklinde hep Çin’e bağlandılar. Şan-yü Tsu-t’e-ho zamanından beri devlet -bir daha birleştirilmeyecek şekilde- bölünüyor. Bundan dolayı Çin’in üstün gücü karşısında boyun eğmek gerekir. Aksi takdirde tek bigün bile rahat yüzü görülmez. Çin’in hâkimiyeti altında sulh ve sükûnet bulunabilir.

Yoksa parçalanarak batıp gidilir. Acaba bundan daha iyi nasihat verilebilir mi?”.
Liderliğini Ho-han-yeh’in kardeşi Sol Bilge Eligi Çi-çi’nin yapmış olduğu bağımsızlık taraftarlarının fikirleri ise şöyleydi: “Hunlar cesareti ve kuvveti takdir ederler. Bağımlı olmak ve kölelik onlara en adi bir şey olarak gelir. At sırtında savaşmak ve savaşım etmek süratiyle devlet kuruldu. Kavimler içinde kuvvet ve otorite kazanıldı. Yiğit cengâverler ölünceye kadar savaşmalı ki, varlığımızı devam ettirebilelim. Şimdi iki kardeş, taht için savaşım etmektedir. Sonunda ya büyüğü ya küçüğü devlete haiz olacaktır. Gerçi şimdi, Çin bizlerden daha güçlüdür; fakat (bu durumda bile) Hun ülkesini ilhak edemez! Niçin kendimizi Çin’e bağımlı kılalım? Atalarımızın devletini Çinlilere devredelim? Bu, ölmüş atalarımıza büyük hakaret olur. Böylece, komşu devletler içinde komik duruma düşeriz. Evet, bu suretle (Çin’e bağlanmak) sükûnet yeniden tesis edilebilse bile, kavimler içinde tekrardan üstünlüğümüzü elde edebilir miyiz? Biz ölsek de kahramanlığımızın şöhreti artacak. Oğullarımız ve torunlarımız daima devletin hâkimi olacaklar”.

Meclis’teki bu tartışmadan sonrasında Ho-han-yeh ile onun Tanhuluğunu tanımayan, Çin tahakkümünü reddeden ve şimal Moğolistan’da kendine bağlı kuvvetleri takviye eden Çi-çi içinde uzun bir taht mücadelesi başladı. Çi-Çi kardeşini yenik ederek Orhon Nehri civarındaki başkenti ele geçirdi. Bunun sonucunda Hun Devleti ikiye ayrıldı (M. Ö. 54). Ho-han-yeh’nin yönetimindeki Doğu Hun Devleti Çin tabiliğine girerken, Çi-çi’nin liderliğindeki Batı Hun Devleti ise Çu-Talas havzasında etrafı surlarla çevrili yeni bir başkent kurarak M. Ö. 36 yılına kadar bağımsızlığını muhafaza etti. Ho-han-yeh kendisine bağlı kütlelerle Çin’in şimal batı sınır bölgesine doğrusu Ordus ve Ping-çu’ya çekildi. Çi-çi Tanhu ise Go-bi’nin kuzeyinde Orhun-Selenga bölgesindeki bağımsız devletini güçlendirmek ve tutumsal imkânlarını çoğaltmak ve hâkimiyetini batıya doğru yaymak gayesiyle M. Ö. 51’de harekete geçti.

Tanrı Dağlarının kuzeyi–Issık Göl havalesindeki Wu-sun’ları yenip; Targabatay bölgesindeki Ogur’ları, daha kuzeydeki Kırgızları ve İrtiş etrafındaki Ding-lingleri kendine doğal olarak kıldı. Nüfuzunu Aral Gölü’ne kadar genişletti. Fakat Çin İmparatorluğu’nun Wu-sun’ları ve Kang-kü Devleti’ni kendi yanına alıp harekete geçmesiyle Çi-çi’nin hâkimiyeti sonlanmış oldu. Hun başkenti Çin ordusu tarafınca tamamen tahrip edildi. Başkentte ibretlik bir savunma yapılarak sokaklarda kanlı savaşlar verildi. Hun Tanhuluk sarayında oda oda çarpışıldı ve Çi-çi, yanında oğlu ve hatunu da dâhil saray mensuplarından bir grupla göğüs göğüse vuruşup yaşamını feda etti (M. Ö. 36). Böylece bağımsız Batı Hun Devleti sonlanmış oldu.

Türkistan sahasında M. S. 18–46 yılları aralığında kuvvetli devlet adamı Tanhu Yü, Hunlara tekrardan bağımsızlık kazandırıp eski günleri çağrıştıran siyasal kuvvet elde ettiyse de, bu durum da uzun sürmedi. Yü’nün ölümünden sonrasında oğlu Pu ile yeğeni Pi içinde çıkan taht kavgaları Hunları yeniden şimal ve cenup olmak suretiyle ikiye ayırdı. Cenup Hun Devleti Çin’e bağımlı kalmış olarak Çin’in atama etmiş olduğu Tanhular tarafınca yönetim edildi. Şimal Hun Devleti ise çevresindeki öteki kavimlerle savaşım ederek istiklalini korumaya çalıştı. Bağımsız bir politika takip edemeyen Cenup Hun Devleti ek olarak Çin ile çevresindeki öteki kavimlere karşı savaşım eden bağımsız Şimal Hun Devleti içinde tampon görevi yapmış oldu. Şimal Hun Devleti’nin siyasal varlığı, Wu-huan ve Siyen-pilerin sürekli baskısı sonucunda Miladi 2. asırda sonlanmış oldu. Hun boyları Moğolistan’ı boşaltmak mecburiyetinde kaldı ve batıya çekilerek Kazak bozkırlarında yaşayan soydaşlarına katıldı. Çin hâkimiyeti altında yaşayan ve iç karşılıklar içinde bulunan Cenup Hun Devleti ise 216 senesinde Çin’in topraklarını işgal etmesiyle nihayet buldu.

Netice olarak, kendisinden sonrasında kurulan Türk devletlerine teşkilat ve zihniyet açısından temel teşkil eden ve tespit edilen ilk Türk devletini kuran Asya Hunları; Çin’in yıkıcı politikaları başta olmak suretiyle siyasal, askerî, tutumsal, kültürel, coğrafi, iklim ve doğal afetler şeklinde birçok sebepten dolayı, M. Ö. 140’lı yıllardan başlayarak uzun bir sürecin sonunda tarihe karıştı. Fakat Hun Devleti tarihin bilinmeyenlerle dolu derinliklerinde kalmışsa da, devleti yıkan saikler daha dün şeklinde hâlâ canlı olarak karşımızda durmaktadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir