Başkurtlar ve Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti

Başkurtların bağımsızlıklarını kazanıp bugünkü vatanlarına yerleşmeleri 5-8. yüzyıllara kadar dayanmaktadır. Başkurtların esas büyük hacminin 9. yüzyılda Cenup Urallar’da yaşamış olduğu bilinmektedir. Ana kütleden bu yüzyıllar içinde ayrılmaya başlamış olan bazı Başkurt kabileleri Macarlarla beraber göç ederek dejenere olmuşlardır. Başkurtlar tarihleri süresince birçok istilaya ve asimilasyona maruz kalsalar da günümüzde Rusya Federasyonu içerinde özerk bir cumhuriyet olarak yaşamaktadırlar.

Tarihsel süreçte bakıldığında Başkurtların ilkin Moğol istilasıyla şehirleri yıkılmış ve bu milletin hakimiyetine girmişlerdir. Ondan sonra, ortalama iki yüz yıl sürecek olan; Altınordu Devleti’yle bir tüm halde yaşamışlardır. Altınordu’nun Timur istilasına uğramasıyla Başkurtlar bir kez daha yağmalanır ve yurtlarından olurlar. Bunu müteakiben varlıklarını Altınordu Devleti’nin parçalanmasıyla ortaya çıkan Kazan Hanlığı idaresinde sürdürmüşlerdir. Bu kez da 1557 senesinde Kazan Hanlığı Rus işgalinden kurtulamamış ve Başkurtlar da bundan nasiplerini almışlardır.

İdil Ural – Büyük Türkistan Ortalama Sınırları

Ruslar her ne kadar Başkurtları dejenere etmeye çalışsalar da, din değiştirmeye zorlasalar da; Başkurtlar bu zorluklara senelerce göğüs germiş ve ortalama yirmi kez isyan etmişlerdir. En büyük ayaklanma ise, 1681-1684 yılları aralığında, Seyit Batur önderliğinde gerçekleşmiştir. Ruslar tarafınca insafsızca bastırılan bu isyanlar, Başkurt aydınlarının da hapishanelerde çürümelerine niçin olmuştur.

Rusya’da 1917 senesinde gerçekleşen Bolşevik İhtilali, Başkurtlarda tekrardan bağımsızlık umudu doğurmuştur. Tarih süresince bağımsızlık aşkı çeken Başkurtlar, girişimlere başladıysalar da Bolşeviklerin saldırılarına maruz bırakılırlar. Bağımsızlık girişimleri esnasında kurulma sonucu alınan Başkurt Ulusal Ordusu, Kızılordu ile savaşı adım atar; Kızılordu karşısında desteksiz kalan Başkurdistan, Sovyet hükümeti ile antlaşma yapmak zorunda kalır. Netice olarak bağımsızlık ümitleri yine hüsranla neticelenmiştir. 23 Mart 1919 tarihinde imzalanan bu antlaşmaya nazaran Başkurdistan Özerk Sovyet Cumhuriyeti olarak SSCB’nin bir parçası haline gelmiştir. Başkurdistan da ulusal şuurun uyanmasında, Mihail Gorbaçov’un başlatmış olduğu demokratikleşme hareketi etkili olmuştur.

SSCB’nin dağılmasıyla beraber Başkurdistan, 1991 senesinde Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Cumhuriyet haline gelir. Başkurdistan Orta İdil’in Avrupa kısmında yer edinen Özerk bir cumhuriyettir. Başkenti Ufa, yüzölçümü 143.600 km², nüfusu ise 3.944.000 kişidir. Nüfusun % 40,3’ü Rus, % 24,3’ü ise Başkurt‘tur. Rusların nüfussal ağırlığı daha fazladır fakat Başkurtlar’ın varlığı bir tek Başkurdistan topraklarıyla sınırı olan olmayıp, Rusya Federasyonu içinde de 1,6 milyon Başkurt yaşamaktadır. Özerk Cumhuriyet statüsü tanınan bu devletin bugün bir parlamentosu, anayasası, cumhurbaşkanı ve bayrağı vardır.

Başkurdistan Bayrağı

2003 senesinde meydana getirilen seçimlerde devlet başkanlığına bağımsızlık yanlısı ve Başkurt Türkü Murtaza Ubeydullah Rahimov seçilmiştir. 30.000 Başkurt, Slavlara köle olarak satılmış, toprakları elinden alınmış, Hıristiyanlaştırılmaya çalışılmış ve her türlü Rus eziyeti üzerlerinde denenmiştir. Varlıklarını sürdürmeleri için bağımlı yaşamaları, bağımsızlıklarından vazgeçmelerini gerektirmemiş ve bağımsızlıkları için birçok kez ayaklanmada bulunmuşlardır. Bunun benzer biçimde dayatmalara razı olmayan Başkurtlar ortalama yirmi kez bağımsızlık için ayaklanmışlardır.

Türklerin bağımsızlıklarına düşkün oluşları, Başkurtlar’ın da Türk özelliği taşıdıklarının belgesidir aslen. Tarihleri süresince dejenere olmaya direnmeleri, bağımsızlıkları için şehitler vermeleri; Başkurtlar’ın gerçek bir Türk kavmi olduklarının aslolan kanıtıdır. 5. yüzyıldan beri süre gelen işgallerle mallarını ve yurtlarını kaybeden Başkurtlar, bağımsızlık ümidini asla kaybetmediklerini sonunda ulaştıkları Özerk Cumhuriyet ile kanıtlama etmişlerdir. Ne yazık ki, bu şekilde Türklüğüne bağlı bir cemiyet vatanımızda yeterince tanınmamaktadır. Bir çok kişinin aklına Başkurdistan adını duyduğunda başka bir çağrışım gelmektedir. Ülkemizce daha yeni yeni tanınmaya başlamış olan Başkurdistan belli seminerler ve konferanslarla tanıtılmaya çalışılmalıdır.

Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti‘nin Türkler tarafınca daha oldukca tanınması ve benimsenmesi dileğiyle…

Yazı: Alparslan AVCI

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir