Bir Bilim Adamının Romanı İncelemesi ve Özeti

Erken ölümü ile Türk edebiyatının büyük kayıplarından olan Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar adlı romanının haricinde gene büyük bir ilgili çeken yaşam öyküsü romanı “Bir Bilim Adamının Romanı” bilhassa tüm eğitimcilerin ve öğretmen adaylarının okuması ihtiyaç duyulan bir kitap.

Ulusal Eğitim Bakanlığının 2017 senesinde öğretmenlere okunması tavsiye etmiş olduğu kitaplardan biri de bu kitaptı. Kitap gerçek bir eğitimci olan, yaşamını eğitime ve bilime adayan ince bir kişilik olan Prof. Dr. Mustafa İnan‘ı anlatmaktadır. Mustafa İnan’ın hayatından faydalanılabilecek birçok bilginin yer almış olduğu bu kitap hem de bir aydının toplumuna karşı duyduğu mesuliyet duygusuna da şahit olacaksınız.

Romanın Mevzusu

Bir Bilim Adamının Romanı adlı yapıt Oğuz Atay’ın İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden hocası olan Prof. Dr. Mustafa İnan’ın yaşamını anlatır. Ölümünden ortalama olarak 50 yıl geçmesine karşın bugün hala malum bilim adamlarından kabul edilen Mustafa İnan’ın zor fakat bir o denli başarılarla dolu kısa yaşamı ders çıkarılacak oldukça güzel anılarla anlatılmaktadır.

Bir Bilim Adamının Romanı

Roman dünyaca meşhur matematikçi Prof. Dr. Cahit Arf’ın sözleriyle adım atar. Cahit Arf, Mustafa İnan’ın ölümünden sonrasında gelecekler nesillerin de onu tanıması adına, onun hayatına uygun olacak, onun kişiliğini, dünya görüşünü yansıtabilecek bir kitabın yazılmasının düşünüldüğünü ve bu işi Oğuz Atay’ın yapabileceğini belirtir.

Mustafa İnan 1911 senesinde Adana’da dünyaya gelmiştir. Yaşamının ilk yılları Birinci Dünya Savaşına denk geldiğinden Fransa işgali altındaki Adana’da zor şartlar altında başka şehirlere kaçmakla geçmiştir. Harp sonrası memleketlerine geri dönen ailesiyle zor bir yaşam devam eden Mustafa İnan, sıcak bir havada evin damında yatarken düşmüştür. Olağanüstü bir halde hayatta kalmayı başaran İnan, daha sonraki yıllarda bu düşüşün izlerini taşıyacaktır.

Okul hayatına yatılı okullarda devam eden Mustafa İnan, eğitim yaşamı süresince yüksek başarılar elde etmiştir. Hatta mühendislik fakültesini tam dereceyle bitiren nadir öğrencilerden biri olmayı da başarmıştır. Minik yaşlardan itibaren çevresindeki arkadaşlarına ders özetleyen, hocalarının bile anlatmakta zorlandığı mevzuları kolay bir halde anlatma kabiliyetine haiz olan İnan, daha eğitim yaşamının ilk yıllarında öğretmen olmayı kafasına koymuştur. Mühendisliği bitirdikten sonrasında büyük kazançlar elde edebileceği alanlardan uzak duran Mustafa İnan, yeni bilim adamları yetiştirmek hayaliyle geçim sıkıntısı yaşayacağını bile bile akademisyenliği seçmiştir.

Yurt dışından oldukça mühim teklifler almasına karşın yurda dönmeyi, Türk halkına hizmet etmeyi amaç edinen İnan, hem de doktorası yurt haricinde kabul edilen ilk Türk bilim insanı olmayı da kabul etmiştir. Üstün bilgisi ve zekasıyla kısa sürede mühim çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş ve bir çok şahıs için genç sayılabilecek yaşlarda Dekan ve Rektör olmuştur.

Minik yaşlarda yaşamış olduğu düşme kazası sonrasında vücudu hassaslaşan Mustafa İnan, teşhisi konulamayan bir hastalığa yakalanmış ve tedavi için gittiği Almanya’da yaşamını yitirmiştir. Mustafa İnan’ın son günlerini özetleyen bölüm ise okuyucuyu etkili bir halde duygulandırması, ağlatabilecek bir yapıda oluşturulması bakımından dikkat çeker.

Ölümünden 4 yıl sonrasında kendisine TÜBİTAK Hizmet Ödülü verilmiştir.

Mustafa İnan’ın Kişiliği Hakkında

Kitabı okuduğunuzda Mustafa İnan’ın hem yaşam hikayesine hem de kişiliğine fanatik kalacaksınız. Kitabı okurken fanatik kaldığım birkaç hususi durumunu de sizlerle paylaşmak isterim.

Eğitimci Ruhlu Olması

Mustafa İnan daha lise öğretimi öncesinde arkadaşlarının anlamadığı mevzuları onlara hususi dersler vererek anlatmaya adım atmıştır. Ders anlatmayı, insanlara bir şeyler öğretmeyi o zamanlarda kendine misyon edinmiş ve bu doğrultuda mesleğini de belirlemiştir. Daha sonraki yıllarda her insanın anlatmakta zorlanacağı dersleri bile hiçbir kaynak, kitap bulundurmadan oldukça rahatça anlatmıştır. Kitabın sonlarında, derslerine gelmeyen öğrencilerinin kendisini üzdüğünü belirtmiştir. İnsanlara daima bir şeyler öğretmeyi misyon edinen İnan’ın bu kişiliği başarıya ulaşmış bir öğretmen olmasının kim bilir en mühim unsurudur.

Her Süre İyi Niyetli Olması

Kitapta Mustafa İnan “İyi niyetli, ne kadar zorlansa da hayır diyemeyen, öğrencilerine karşı güler yüzlü olan” bir kişilikle ön plana çıkarılmıştır. Nitekim son zamanlarda bitkin düşmesine karşın kendisine fazladan verilen işlere görevlere hayır diyememiş ve ne kadar zorlansa da bu tarz şeyleri gerçekleştirmeye çalışmıştır. Öğrencilerin hep asık suratlı öğretmenler gördükleri dönemde beklenmedik bir halde tüm öğrencilerine karşı sevecen davranması bir başka dikkat çeken özelliğidir

Mevki Beklentisinin Olmaması

Kısa süre içinde rektörlüğe kadar yükselen İnan, kendisine Bakanlık teklif edilmesine, hatta bu mevzuda baskı yapılmasına karşın “Benim okulda düzeltmem ihtiyaç duyulan, yapmam ihtiyaç duyulan daha oldukça iş var” diyerek bu teklifleri reddetmiştir. Hem de -geçim sıkıntısı yaşasa da- kendisine hususi sektörden gelen ve büyük kazançlar elde edebileceği işleri de geri çevirip kendisini bilime ve öğrencilerine adamıştır.

Her Alanda Kendini Geliştirmiş Olması

Mustafa İnan kendisini bir tek alanıyla ilgili yetiştirmemiştir. O hem de edebiyata, şiire, Türkçe’ye, tarihe de büyük bir ilgi duymuştur. Her ortamda kesinlikle şiirden ve dilden bahseden İnan, edebiyattan uzak kalan aydınları da bu mevzuda eleştirmiştir. Kimi zaman günlerce bazı kelimelerin kökenleri üstüne araştırma yaparak, benzer özelliklerdeki kelimeleri bulmak için geceleri bile yatmamıştır.

Bir Bilim Adamının Romanı kitabının ana fikri “Sıkıntılı yaşam mücadelesine karşın bir Türk bilim insanının, aydınının kendisine ve toplumuna karşı taşımış olduğu mesuliyet ile imkansızlıklara karşın başarıya giden bir yaşam hikayesidir” şeklinde özetlenebilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir