Börü Nedir, Börü Ne Demektir?

Türk kültüründe ve Türk tarihinde; kök börü, gök börü, gök kurt şeklinde kavram aralarında da geçen Börü ifadesi, Türk mitolojisinde, “Sürüyü sakınan; fakat sürüden uzak durması ihtiyaç duyulan kurt.” anlamında kullanılır. Kısaca sürünün koruyucusu ve gözeticisi olan kurt, “Börü” adını alır.

 

Eski Türkçede, Bozkurt’a; “Kök Böri” yada “Börü” adı verilirdi. Buradaki “Böri” ya da “Börü” sözcüğü “Kurt” anlamına gelirken, “Kök” de bugünkü “Gök” sözcüğünün eski söyleniş biçimidir. Fakat Kök (Gök) sözcüğü mavi rengi betimlemek yada gökyüzünden söz etmek için değil, “Yüce” anlamında kullanılır. Mesela; “Kök Tengri”, “Yüce Tanrı” anlamına gelir. Dolayısıyla “Gök Börü” de “Yüce kurt” anlamına gelmektedir.

Türk destanları içinde, bilhassa ilgi çekenler şunlardır:

– Oğuz Destanı
– Bozkurt Destanı
– Ergenekon Destanı
– Göç Destanı

Bu dört destandaki ortak ve temel mevzu Bozkurt’tur. Oğuz Destanı’nda; seferleri esnasında Oğuz Kağan’a, Bozkurt yol gösterip kılavuzluk yapmış, Oğuz Kağan’ın orduları bu sayede başarılar kazanmıştır.

Bozkurt Destanı’nda; ayakları ve kolları kesilip ölüme terk edilen bir oğlan çocuğunu dişi bir kurt iyileştirip beslemiş; yağı (düşman) askerlerinin, genci öldürmek istemesi üstüne de Altay Dağları’na kaçırıp kurtarmıştır. Sonrasında dişi kurt, bu çocuktan hamile kalmış olarak 10 oğlan doğurmuştur. Bu oğlanların büyüyüp çoğalması ile, Türk soyu eriyip gitmekten kurtulmuştur. Kağan olan Aşına, Bozkurt’un anısını unutmadığını göstermek için, çadırının önüne kurt başlı bir bayrak dikmiştir.

Ergenekon Destanı’nda ise; Bozkurt, demir dağı eritip çıkan Türklere yol göstermiştir. Ergenekon’dan çıktıktan sonrasında, Türkler’in ilk kağanı Börte-Çine (Boz-Kurt) adını almıştır.

Göç Destanı’nda; ana yurtlarından ayrılmak zorunda kalan Türklere, bir Bozkurt yol göstermiştir.

Bu destanlarda, Bozkurt’un şu nitelikleri ortaya çıkmaktadır:

– Soyun sürekliliğini sağlamak.
– Türklere kılavuzluk etmek.
– Türkleri bozgunlardan kurtarmak.

Kurt, Türk efsanelerinde ana konumdadır. Gök Türk kağan sülalesi olan Aşına ailesinin atası bir dişi kurt idi. Gök Türk kağanları, atalarının anısına saygı olarak, otağlarının önüne altından kurt başlı bir tuğ dikerlerdi. Böylece kurt başlı sancak, Türklerde kağanlık (hakanlık) alameti olmuştur. Sadece bu anane yalnızca Gök Türklere özgü olmayıp, kökeni Asya Hun Türklerine ve Türklerin eski atalarına değin gider. M.Ö.’ki Asya Hunları’nda ve hatta o çağlarda Batı Türkistan’da yaşayan U-sun (Wu-sun) Türkleri’nde, tıpkı bildiğimiz Bozkurt Destanı’nda olduğu şeklinde, kurttan türeme efsanesi ve dişi kurdun verdiği süt ile beslenme inancı yaşıyordu. Aynı efsaneleşmiş Tabgaç Türklerinde de vardı; Tabgaç ülkesinde “kurt dağları”, “kurt ırmakları” bulunmaktaydı. Uygur Türklerinin kökenlerine ilişkin bir efsaneleşmiş de onları kurda bağlıyordu (Uygur Kağanlığı, Göktürk Kağanlığı’nı takiben kurulan bir Türk devleti olup, onun devamıdır).

Kurt, eski Türk kültüründe “at” ile beraber en mühim yeri tutan hayvandır. Türkler kendilerinin kurt soyundan indiklerine, seferlerde kendilerine kurdun yol gösterdiğine inanmışlardır. Türkler, kuvvetli ve saldırgan bir hayvan olan kurdu kendilerine simge olarak seçtikleri şeklinde, komşuları da onları kurttan türemiş saldırgan karakterli insanoğlu olarak tanımışlardır.

Gök Türklere gore dişi kurt “yüce ana”, Uygur Türklerine gore de adam kurt “yüce ata”dır. Oğuz Kağan Destanı’nda, Oğuz’a her sefere çıkışında gök bir kurt öncülük eder. Cengizname’de Alanguva, gökten inen bir kurttan hamile kalır ve doğan çocuğun soyundan da Cengiz Han gelir.

Dede Korkut Öyküleri’nde kurt yüzünün kutsal olduğu belirtilir. Gene Dede Korkut Öyküleri’nden birinde Salur Kazan, kurtla haberleşir, kendisine yurdundan haber vermesini ister.

Etnoloji bilimine gore, kurt motifi Türkler için ”tipik”tir; şu demek oluyor ki, başka kavimlerde görülmeyen etnografik bir emaredir. Eski Çin kaynaklarında bile Türk soyundan olan kavimler “Kurt’tan Türeyenler” olarak tanımlanırken, Türk soyundan olmayan kavimler “Kurt’tan Türeyenlerden Değildirler” biçiminde ayırt edilmiştir.

Türk destanlarında kurt yol gösteren, sıkıntılı anlarda desteğe yetişen bir varlıktır. Uygur Türklerinin Kutlu Dağ Destanı’nda kurt, ülkeye bolluk ve mutluluk getirdiğine inanılan kutlu bir kayanın Çinlilere verilmesinden sonrasında, üstüne uğursuzluk çöken ülkenin açlığa mahkum olması üstüne kendilerine yeni bir yurt arayan Türklere kılavuzluk etmişti.

Batıda (11. yüzyılın sonu) Kuman Türklerinde yardımına başvurulduğuna ilişkin kayıtlar bulunan kurdun kılavuzluk işlevi, 2. yüzyılın ortalarına değin gitmektedir. 160-170 yılları aralığında topraklarından ayrılmak zorunda kalan Tabgaç Türklerinin ataları (şu demek oluyor ki Hun Türkleri) bir Bozkurt’un önderliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi.

En büyük ve en eski Türk destanı olan Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz Kağan, gün ışığının içinden çıkan bir Bozkurt’un öncülüğünde dünyayı fethetmiştir. Şimdiki Bulgaristan topraklarında bulunan Madara’daki kaya kabartmasında görkemli bir atlı biçiminde gösterilen Kurum Han’ın tarafındaki kurt tasviri de, Türk bozkurt geleneğinin taşa işlenmiş örneklerinden biridir. Kurt motifi, çobancılık ve besicilikle (Eski Türklerin ekonomisi hayvan besiciliğine dayanır) olan sıkı ilgisinden dolayı bozkırlı ve direkt doğruya Türk’tür. Bundan dolayı, bugün dahi dünya Türkleri içinde söylenen masal ve halk öykülerinde hem ata, hem de kurtarıcı-kılavuz nitelikleri ile Bozkurt, tüm Türkler tarafınca kutlu sayılmış ve Türklüğün ulusal simgesi olmuştur. Bozkurt, destanlarda Türk’ün yaşam ve cenk enerjisini temsil eder.

Türkler kahramanlarını gök kurtlara benzetmiş, kağanlarının beden yapılarına bile kurt çizgisini işlemişlerdir. Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz’un beli kurt beline benzetilir. Aynı destanda Oğuz Kağan, hükümdarlığını halka bildirdiğinde “Kök Böri bolsungıl uran” (“Gök Börü olsun cenk narası”) demiştir. Gene Oğuz Destanı’nda, Türk ordularına gök tüylü, gök yeleli bir adam kurt yol gösterir.

Kırgız Türklerinin büyük destanı Manas Destanı’nda kurt, bir düş yorumu olarak karşımıza çıkar. Destana gore Manas Han’ın karısı Kanıkey Hatun düşünde bir eğe görür ve eğeyi alıp saklar. Ertesi gün uyanınca ülkenin deneyimli yaşlı kişilerine düşünü anlatır. Yaşlı kişiler bu düşü duyunca sevinip Kanıkey Hatun’a şu şekilde derler: “Senin çocuğun, gök yeleli korkulu bir kurt şeklinde olacak…” Kırgız Türkleri, cins ve güzel atlara da ”Kök Böri” (Gök Kurt, Boz Kurt) adını verirlerdi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir