Bosna Savaşı (1 Nisan 1992-14 Aralık 1995)

Başlangıçta Hırvatlarla beraber Sırp saldırılarına karşı koymaya çalışan Boşnaklar, bir süre sonra Hırvatların, Bosna-Hersek Hırvat Devleti’ni kurduklarını duyuru etmeleri üstüne iki ateş içinde kaldılar. Avrupa’nın gözleri önünde yaşananlara öteki devletlerin de duyarsızlığı eklenince vahşet soykırıma dönüştü. Boşnaklar (Bosnalı Müslümanlar) bağımsızlık mücadelelerini “Baba, Bilge Kral” benzer biçimde unvanlar verdikleri Aliya İzzetbegoviç’in çevresinde kenetlenerek yürüttüler.

“Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum zira çocuk, hanım ve yaşlanmış öldürmedik. Hiçbir mukaddes yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözleri önünde.” Aliya İzzetbegoviç

MAVİ KELEBEKLER

Boşnakların gömüldüğü toplu mezarlar oldukça derin kazılıp üst kısımları yeşillendirildiği için bulunmaları oldukça zor olmuştur. Toplu mezarların olduğu yerlerde misk otundaki artışlar mavi kelebek  sayısında da artışlara niçin olmuştur. Bu durum dikkat çekince bölgede kazılar yapılmış ve toplu mezarlara ulaşılmıştır. Bu şekilde bulunan toplu gömüt sayısı 300 civarındadır. Yeri tespit edilen toplu mezarlardaki cesetler, her yıl 11 Temmuz’da meydana getirilen toplu cenaze töreniyle Srebrenica’daki Potoçari mezarlığına defnedilmektedir.

Bosna Savaşı’nın Bilançosu Ortalama 300 bin Boşnak yaşamını yitirdi, 3,5 milyon insan göçmen durumuna düştü, 30 bin şahıs kayboldu, 500 toplu gömüt ortaya çıkarıldı. Bu toplu mezarların birçoğu mavi kelebekler yardımıyla tespit edildi. Kültürel mirasın %80’i yok edildi [İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) verilerine göre 481 cami].

Sırplar Bosna’da din ve kültür adına ne var ise hepsini yok etmek istediler. 25 Ağustos 1992’de Bosna Ulusal Kütüphanesi ve Üniversite Kütüphanesi bombalanarak 1,5 milyon cilt ender yaratı yok edildi. Eski Yugoslavya Müslümanları Reisü’l-Uleması Yakup Selimovski’ye bakılırsa 1000’in üstünde vakıf binası, 730 cami, 86 türbe, 540 medrese, 15 tekke yıkılarak yok edildi. Sırp işgal bölgelerindeki camilerin %90’ı tamamen yıkıldı. Foça’da Avrupa’nın en görkemli camilerinden olan Alaca Cami, Bosna’da en eski cami olan 1448 tarihindeki Ustikolina Camisi, Saraybosna’da 1450’den kalma Gazi Hüsrev Paşa Camisi ve Kütüphanesi, 1565 tarihindeki İmparatorluk Camisi, Doğu Enstitüsü Kütüphanesi ve Saraybosna Üniversitesi, Mostar’da Mostar Köprüsü başta olmak suretiyle onlarca cami ve yüzlerce mimari yaratı kısmen yada tamamen yok edildi.

Bosna Savaşı’nda Küresel Güçlerin Tutumu

Türkiye

Türkiye Bosna-Hersek’i tanıyan ilk ülkelerden biri oldu. Dünya kamuoyunu harekete geçirmek için internasyonal kuruluşlar (İslam Konferansı Örgütü, AB, BM) nezdinde girişimlerde bulunmuş oldu. Türkiye, BM kararları haricinde tek taraflı bir müdahaleden yana değildi.

Rusya

Barıştan yana bulunduğunu duyuru eden Rusya, BM engelleme sonucuna karşın Sırpları desteklemekten ve onlara yardım etmekten geri durmadı. Bosna’ya yapılacak müdahalenin Sırplar lehine yapılmasını savundu. Ruslar Slav ırkından olan Sırplarla tarihî, kültürel ve dinî bağlara sahipti. Bosna’da Sırpların verdiği mücadelenin başarıya erişmesi Rusya için bir prestij meselesi hâline geldi.

NATO

1994’te NATO’nun Sırplara verdiği ültimatom sonrasında Sırplar Saraybosna muhasarasını kaldırdı. NATO güçleri, uçuş ihlali yapmış olduğu için 4 Sırp jet uçağını düşürdü. Gorazde saldırılarına sınırı olan da olsa müdahale etti. Bu sınırı olan müdahaleler NATO’nun göstermelik hamleleriydi. Devrin NATO Genel Sekreteri’nin şu açıklaması durumu özetler mahiyettedir: “BM bizlere çağrıda bulunsun, biz her türlü görevi yerine getiririz.”

ABD

ABD, Kuveyt Savaşı’na gösterdiği tepkiyi Bosna’da göstermemiş, birkaç göstermelik bombardıman yapmıştır. ABD yetkililerinin “Bu Avrupa’nın kendi iç meselesidir.” ifadesi ABD’nın vakayla ilgili yaklaşımını özetlemektedir. Ek olarak ABD’de yaşanmış olan seçimler de bu duyarsızlıkta etkili olmuştur. ABD Başkanı; “Asla kimse, çatışmanın olduğu, göz yaşlarının akmış olduğu her yere asker göndereceğimizi zannetmesin. ABD, Sırpları bir anlaşmaya zorlamak için değil, sadece varılmış bir anlaşmanın uygulanmasına uyum göstermeye zorlamak suretiyle askerî müdahalede vazife alabilir.” diyerek ABD’nin yaklaşımını âdeta özetlemiştir.

Avrupa Topluluğu (AB)

AB ülkeleri, Sırp zulmünden kaçan Boşnakları ülkelerine kabul etmediler. Yapılacak yardımları da sadece Boşnakların kendi bölgelerinde kalmaları şartına bağladılar. Sırbistan’ı kınamak, büyükelçiliklerini Belgrad’dan çekmek, AGİK’teki oy ve söz hakkını askıya almak benzer biçimde etkisiz önlemler aldılar.

BM

Kuveyt’in işgalinde tüm dünyayı ayağa kaldıran BM, Bosna Savaşı’nda sesini çıkarmadı. BM yetkililerinin haberdar olduğu toplama kampları ile ilgili söyledikleri “Bu durumu üst mercilere bildirmek bizim görevimiz değil.” sözü kayda değerdir.

BM Sulh Gücü askerlerinin gasp, karaborsa, saldırı benzer biçimde vakalara karışması, Sırp saldırılarını ve katliamlarını engellememesi BM’nin saygınlık kaybetmesine niçin oldu.

BM Güvenlik Konseyinin bu savaşla ilgili almış olduğu kararlar doğrultusunda meydana getirilen uygulamalar şöyledir:

• Boşnaklara tabanca ambargosu uygulandı.
• Sırplar engellenmeyerek katliama göz yumuldu.
• Kuveyt’te gösterilen basiret Bosna’da gösterilmedi.
• Güvenlik bölgelerine (Gorazde) meydana getirilen saldırılara da müdahale edilmedi.
• İnsan hakları komisyonu raporlarına bakılırsa keyfî uygulamaların tamamı bu bölgelerde yapılmış oldu.

BM’nin koyduğu uçuş yasağı Sırplar tarafınca 465 kez ihlal edildi fakat uçuşlara müdahale edilmedi. BMGK üyesi Venezüella Büyükelçisi Diego Arria’nın (Diego Ariya) ifadesiyle altı kentte oluşturulan güvenlik bölgesi kurbanların silahsızlandırılıp etnik temizliğin hızlandırılmasından başka bir işe yaramamıştı. Ortalama 300 bin Müslüman’ın öldürülmesine karşın BM’li komutanın “Hemen hemen ölüm kokusunu hissetmiyorum.” sözü önemlidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir