Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı (26 Ağustos – 9 Eylül 1922)

Büyük Saldırı, 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal önderliğinde saat 05.30 sularında Türk topçusunun ateşi ile başladı. Dumlupınar’da Yunan ordusu ile büyük bir meydan savaşı yapılmış oldu.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Başkomutanlık Meydan Savaşı

Türk ordusu Sakarya’da zafer kazanmasına karşın hemen hemen Yunan ordusunu harbe zorlayarak yok edecek durumda değildi.

Başkomutan Mustafa Kemal’e bakılırsa ordunun saldırı gücüne ulaşabilmesi için uzun bir hazırlık dönemine gerekseme vardı. Sakarya Zafer’ini izleyen günlerde büyük saldırı için hazırlıklara başlandı.

Yurdun her tarafında uygulanan Tekâlifi milliye Emirleri ile ordunun ihtiyaçlarının giderilmesi çalışmalarına devam edildi. Ilk olarak ordunun asker sayısı artırıldı. Büyük bir gizlilik içinde meydana getirilen hazırlık aşamasında İstanbul’daki tabanca depolarından Anadolu’ya tabanca ve cephane kaçırıldı. Fransız ve İtalyanların çekilirken bıraktığı tabanca ve cephaneler ile Rusya’dan alınan silahlarla ordu güçlendirildi.

Saldırı hazırlıklarının uzun sürmesi TBMM’de Mustafa Kemal’e karşı karşıcılık edenlerin sayısının artmasına niçin oldu. Bunun sonucunda 5 Ağustos 1921’den itibaren üç aylık sürelerle uzatılan Başkomutanlık yetkisi dördüncü kez uzatılmak istenince mecliste kafi oyu alamadı. Bu durum, Mustafa Kemal tarafınca Söylev’ta şu duygularla anlatılmıştır:

“Bu dakikada ordu komutansızdır. Eğer ben, orduya komuta etmeyi sürdürüyorsam yasaya aykırı olarak komuta ediyorum. Mecliste beliren oylara bakılırsa derhal komutadan el çekmek arzu ederdim. Başkomutanlığımın sona erdiğini hükûmete bildirirdim. Fakat önlenemeyecek bir kötülüğe yol açmamak zorunluluğu karşısında kaldım. Düşman karşısında bulunan ordumuz başsız bırakılamazdı. Bunun için bırakamadım, bırakamam ve bırakmayacağım.”

6 Mayıs 1922’de Mustafa Kemal’in mecliste yapmış olduğu konuşma üstüne meydana getirilen oylama sonucunda Mustafa Kemal’e verilen Başkomutanlık görevinin müddetsiz olarak uzatılması kabul edildi.

Büyük Saldırı

Başlatılacak taarruzdan ilkin bir kez daha probleminin barışçı yollardan çözülmesi için Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey Avrupa’ya gönderildi. Sadece netice alınamadı.

  • 26 Ağustos sabahı Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar saldırı harekâtını sevk ve yönetmek için Kocatepe’de bulunuyorlardı.
  • Harp 05:30’da Türk topçusunun ateşi ile başladı.
  • 27 Ağustostan itibaren Türk kuvvetleri üstünlüğü ele geçirerek Yunan ordusuna büyük kayıplar verdirdi.
  • 30 Ağustos sabahı Dumlupınar’da sıkıştırılan Yunan ordusu ile büyük bir meydan savaşı yapılmış oldu.

Mustafa Kemal’in bizzat kendisinin yönettiği bu harbe “Başkomutanlık Meydan Savaşı” denmiştir. Hem de geçmiş olduğu yer dolayısıyla “Dumlupınar Meydan Savaşı” olarak da adlandırılır. Bu harp sonunda çökertilen Yunan kuvvetleri İzmir, Yalova ve Bandırma yönüne doğru kaçmaya başladı.

Yunan ordusu Başkomutanı General Trikopis ve birçok subay tutsak alındı. Kaçan Yunan ordusunun yeni bir müdafa hattı oluşturmasını engellemek amacıyla Mustafa Kemal “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi. Bu emirle başlamış olan takip 9 Eylülde Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle sonuçlandı.

18 Eylülde işgalciler Batı Anadolu’dan tamamen çıkarıldılar. Bu büyük zaferin kazanılmasında 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa, 2. Ordu Komutanı Yakup Şevki (Subaşı) ve Kolordu komutanları Kazım (İnanç) Paşa ile Fahrettin Paşa’nın üstün hizmetleri oldu. Böylelikle Kurtuluş Savaşı’nın askerî safhası tamamlanmış oldu. Bundan sonrasında diplomatik savaşım periyodu  başladı.

Büyük Saldırı ve Başkomutanlık Meydan Savaşı

(Değişik Kaynaktan)

Sakarya Meydan Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri, İngiltere öncülüğünde Sevr Antlaşması’nda bazı değişimler yaparak TBMM’yi barışa ikna etmek için bazı girişimlerde bulunmayı lüzumlu görmüşler, 1922 Mart’ında yeni bir Londra Konferansı toplamışlardı.

TBMM Hükumeti ise Yunanları yurttan atmak için kati bir saldırının hazırlıkları içerisindeydi. Öteki taraftan da vatan topraklarının sulh yolu ile kurtarılmasının yollarını tecrübe etmek için Avrupa’ya temsilciler gönderildi ve sulh girişimlerinde bulunulmuş oldu. Sadece sulh girişimlerinden pozitif bir netice alınamadı. Paris ve Londra’da bazı görüşmelerde bulunan Fetih edilmesi Okyar, görüşmelerle ilgili TBMM Hükumeti’ne sunmuş olduğu raporda şu değerlendirmeyi yapmıştı:

“Ulusal amaçlarımızın elde edilmesi, sadece askerî hareketlerle kabil olabilecektir. Başka incelemeye, başka yoruma gerek kalmamıştır.”

Afyon-Eskişehir çizgisine yerleşerek cephe oluşturan Yunanlar, savunmalarını oldukça güçlendirmişti. Türk Genelkurmayı da tablo 3.1’de görüldüğü benzer biçimde ordunun güçlendirilmesine çalışmıştı.

Türk – Yunan Ordu Karşılaştırması

Saldırı planını hazırlayan Türk Genelkurmayı, 1922’nin Haziran ayında hücum sonucu aldı. Daha ilkin üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan Mustafa Kemal’in Başkomutanlık yetkisi TBMM tarafınca 20 Temmuz 1922’de müddetsiz olarak uzatıldı. Hücum kararını gözden geçirmek, lüzumlu düzenlemeleri ve hazırlıkları yapmak amacıyla bir takım gizli saklı toplantı yapılmış oldu. Yunanları kuşkulandırmamak adına futbol maçı seyretme ya da bazı törenlere katılma görüntüleri altında cephede lüzumlu araştırmalarda bulunulmuş oldu.

Aşağıdaki alıntı bu döneme ilişik konuşmalardan alınmıştır:

“Çay’da toplanılmıştı. Fevzi Çakmak hücum planını açıklamıştır. İsmet Paşa saldırıya karşıdır. Yakup Şevki Paşa, milletin varını yoğunu zar benzer biçimde atmanın tarihçe katliam sayılacağını söyler. Mustafa Kemal:
– Milletin varı yoğu bundan mı ibarettir Paşam?
– Evet!
– O hâlde kati sonucu bununla almak zorundayız.
Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Paşa bizim geri teşkilatının düşmanı yirmi kilometreden fazla kovalayamayacağını söyler. Mustafa Kemal:
– Bizim geri teşkilatımız düşmanı yirmi kilometreden fazla kovalayamaz mı?
– Hayır Paşam!
– Demek düşmanı yirmi kilometre içinde yok etmek zorundayız.”

25 Ağustos günü yabancı ülkelerle olan tüm haberleşmeler kesildi. 26 Ağustos 1922 sabahı 5.30’da, Afyon Kocatepe’den Türk topçusunun ateşi ile ani bir baskın şeklinde başlamış olan Büyük Saldırı, 30 Ağustos 1922’de Yunan ordusunun Dumlupınar’da kuşatılıp imha edilmesiyle zafere ulaştı. Türk ordusu asker sayısı ve tabanca gücü bakımından kendisinden üstün olan Yunan ordusu karşısında büyük bir başarıya imza attı.

Mustafa Kemal Kocatepe’de

Mustafa Kemal, Büyük Taarruzu Konu alıyor

Bu kati zaferden sonrasında Mustafa Kemal Paşa, hücum emrini verişini şöyleki anlatır:

“Ben, birkaç gün sonrasında yola çıktım. Gidişimi belirli birkaç kişiden başka tüm Ankara’dan gizledim. Benim Ankara’dan ayrılacağımı bilenler, burada imişim benzer biçimde davranacaklardı. Dahası, benim Çankaya’da çay şöleni verdiğimi de gazetelerle yayımlayacaklardı. Bunu normal olarak o zamanlar işitmişsinizdir. Trenle gitmedim. Bir gece otomobille Tuz Gölü üstünden Konya’ya gittim. Konya’ya gidişimi orada asla hiç kimseye telle bildirmediğim benzer biçimde Konya’ya varır varmaz telgrafhaneyi gözaltına aldırarak Konya’da bulunduğumun da hiçbir yere bildirilmemesini sağladım.

20 Ağustos 1922 günü öğleden sonrasında saat dörtte Batı Cephesi Karargâhı’nda, şu demek oluyor ki Akşehir’de bulunuyordum. Kısa bir görüşmeden sonrasında, 26 Ağustos 1922 sabahı düşmana hücum etmek için Cephe Komutanına emir verdim.”

Aşağıdaki alıntıda da değinildiği benzer biçimde 1 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa tarafınca Denizli’nin Çal ilçesinde “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emri verildi. 2 Eylül’de Uşak geri alındı. Yunan ordusu Başkomutanı Trikopis tutsak alındı.

“Mustafa Kemal 24 Ağustos sabahı Ankara’dan hareket etti. Afyon’un güneyindeki Şuhut nahiyesinde geceyi geçirdi. 25-26 Ağustos gecesi Kocatepe’nin derhal güneyindeki dere içine Başkomutanlık Karargâhına geldi. Şafakla birlikte hücum emrini verdi.
Ankara’dan hareket edeceği günün akşamını Keçiören’de yakın adamları ile geçirmişti. Ayrılmış olduğu süre bir fazlaca yorgundu. Yanındakilere:
– Saldırı haberini alınca hesap ediniz. On beşinci günü İzmir’deyiz, demişti.
Arkasından hafifçe gülüştüler bile… İzmir’den dönüşünde karşılayıcılar içinde o gece birlikte bulunduklarından bir ikisini görünce:
– Bigün yanılmışım, dedi, fakat kusur bende değil, düşmanda!
İzmir’e taarruzun on dördüncü günü girmişti.”

Başkomutanlık Meydan Savaşını Gösteren Kroki

Türk Devriminin Zaferi

Türk ordusu, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girerek, İzmir’i Yunan işgalinden kurtardı. 11 Eylül’de Bursa’nın kurtarılması ve 18 Eylül’de Mudanya’dan Yunan kuvvetlerinin çekilmesiyle Batı Anadolu’nun tamamı düşman işgalinden kurtarıldı. Kurtuluş Savaşı süresince meydana getirilen bu tek hücum ile kati zafer kazanıldı. Böylelikle Türk devriminin askerî aşaması zaferle bitti. Artık diplomatik başarı için ortam hazırdı.

Tutsak Alınan Yunan Komutan Trikopis (Altta soldan ikinci)

26 Ağustos’ta başlayıp 9 Eylül’de sonuçlanan Büyük Saldırı ile sömürgeci devletlerin Anadolu’ya yönelik beklentileri boşa çıkarıldı.

26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nın en mühim mücadelelerinden birisi verildi. Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlık Meydan Muharebesi diye adlandırdığı, 30 Ağustos 1922 tarihinde zafer ile sonuçlanan bu saldırı Türk geçmişine altın harflerle yazılmıştır. Mustafa Kemal’in Kocatepe’den yönettiği Büyük Saldırı sonucunda Türk ordusu, Yunan ordusuna karşı büyük bir zafer elde etmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir