Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda Roman (1923-1950)

Türk Edebiyatı’nın romanla tanıştığı ilk devir olan Tanzimat Süreci’nde yazılan romanlarda teknik açıdan sorun olmakla beraber sonraki dönemlerde bu kusurlar giderilmiş ve roman tekniğinde mühim gelişmeler gözlemlenmiştir. Cumhuriyet’in ilanıyla beraber her alanda olduğu şeklinde roman türünde de mühim gelişmeler yaşanmıştır. 1923-1950 yılları aralığında Cumhuriyet Süreci Türk Edebiyatı’nda roman birçok açıdan gelişim göstermiş, değişik mevzularda yazılmış ve okur sayısında ciddi artış olmuştur.

Cumhuriyet’in ilk on senesinde yeni devletin ve rejimin vermiş olduğu heyecanla sanatçılar Cumhuriyet rejimi, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlatmış olduğu inkılaplar, Kurtuluş Savaşı, Anadolu ve yoksulluk şeklinde toplumsal mevzulara yönelmişlerdir. Sadece daha sonraki dönemlerde yönelimlerin sayısı artmaya adım atmıştır. Bazı sanatçılar toplumcu gerçekçiliğe, bazıları memleket meselelerine ve bunların haricinde kalan sanatçılar da bireysel yaşam ile kişinin iç dünyasını yansıtan bir anlayışa kaymıştır.

Cumhuriyet Süreci Türk Edebiyatı’nın 1923-1950 yılları arasındaki romanın gelişimini ve özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz:

Cumhuriyet Süreci’nde Roman (1923-1950)

→ 1923-1950 yılları aralığında sanatçılar eserlerinde ele aldıkları mevzuları günlük yaşamdan alarak gözlemci-gerçekçi bir halde cemiyet sorunlarını detaya inmeden işlemiştir.

→ Cumhuriyet’in duyuru edilmiş olduğu ilk yıllarda sanatçıların büyük bir çoğunluğu toplumsal mevzulara önem vererek bazı sorunları gerçekçi bir halde dile getirmişlerdir.

→ Toplumdaki sorunları görüp bunu gerçekçi bir halde aktarma amacı olduğundan daha oldukca realizmin tesiri vardır.

→ Bu zamanda ön plana çıkan sanatçılar Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar ve Reşat Nuri Güntekin olmuştur.

→ Bu üç sanatçı Ulusal Edebiyat Süreci’nde başlamış olan Anadolu’ya yönelme anlayışı devam ettirmekle birlikte Kurtuluş Savaşı’nı ve yeni rejimi de eserlerinde ele almışlardır.

→ Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kurtuluş Savaşı’nın tema olarak çoğunlukla işlendiğini görmekteyiz. Bunda dört yanı işgal altında olan sadece destansı bir mücadeleyle büyük bir zafer kazanmanın vermiş olduğu coşku etkili olmuştur.

→ Ulusal Edebiyatı Süreci’nde başlamış olan Anadolu ve Anadolu halkına karşı yönelim romanlarda yoğun bir halde karşımıza çıkar. Büyük bir fedakarlık icra eden ve destansı bir zafer kazanan Anadolu ve halkının içinde bulunmuş olduğu yoksulluk gerçekçi bir halde eserlerde dile getirilmiştir.

→ Ezilen halkların içinde bulunmuş olduğu durumlar, kasaba ve şehirlerde yaşayan dar gelirli insanların yaşam mücadeleleri ise toplumcu gerçekçi bir anlayışla Sabahattin Ali ile Sadri Ertem bu zamanda dile getirmiştir.

→ Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdülhak Şinasi Hisar ve Peyami Safa da bu zamanda kişinin içsel sıkıntıları üstüne yoğunlaşmıştır.

→ Cumhuriyet’in ilk on senesinde sanata hakim olan toplumsal yarar anlayışı azaldıkça birçok sanatçının kişilerin ruhsal durumlarının tahlil edilmiş olduğu ruhsal roman türüne yöneldikleri söylenebilir.

→ Halide Edip Adıvar’ın Handan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Refah ve Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı eserleri devrin ruhsal roman örnekleri içinde yer almıştır.

→ Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban, Kemal Tahir’in Devlet Ana adlı romanları tezli roman örnekleri olarak dikkat çeker.

→ 1940’lı yıllarda dünya savaşının açmış olduğu yıkım, iki kutuplu dünyanın ve sanayileşmenin getirmiş oldukları sıkıntılar ile göç problemi ele alınmıştır.

→ Bu yıllarda bu türde görülen mühim gelişmelerden birisi de köy romancılığıdır. Köy gerçekleri romanlarda kuvvetli bir gözlemle dile getirilmiştir.

Roman Nedir? I Cumhuriyet Süreci Türk Edebiyatı ⇐

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir