Doğu Asya ve Pasifik’teki Gelişmeler

II. Dünya Savaşı başladığında ABD ve Japonya yansız kaldılar. Uzak Doğu’da çıkarları çatışan bu iki devletin ilişkileri, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla beraber gerginleşmeye başladı.

ABD, Japonya’nın Uzak Doğu’da yayılmasını Japonya’nın cenk hâlinde olduğu Çin’e malî yardım yaparak önlemeye çalıştı. Japonya ise Almanya’nın işgali altına giren Hollanda ve Fransa ile yapmış olduğu antlaşmalarla bu iki ülkenin sömürgelerinden mühim ekonomik ve stratejik avantajlar sağlamış oldu. ABD, bu antlaşmaları Uzak Doğu’da statükoyu değiştirdiğini ileri sürdürerek protesto etti.

ABD, yansız kalmasına karşın Bağlaşık Devletler’e yardımda bulunmayı sürdürdü. Fransa’nın yenilmesi ve İngiltere’nin Almanya karşısında yalnız kalması ABD için de çekince yapmaya başladı. ABD, İngiltere ile 2 Eylül 1940’ta bir antak kalma imzaladı. İngiltere’ye yapacağı desteğe karşılık bu ülkenin bazı deniz üslerini kiralıyordu.

ABD ve İngiltere’yi daha sıkı bir iş birliğine yönelten gelişme 27 Eylül 1940’ta Almanya, İtalya ve Japonya içinde imzalanan Üçlü Pakt oldu. Direkt doğruya ABD’ye karşı yapılmış olan bu ittifakın amacı, ABD’nin İngiltere ile beraber hareket etmesini önlemeye yönelikti. Sadece ittifakın ABD üstündeki tesiri tam aksine oldu. ABD, bir taraftan askerî hazırlıklarını arttırırken öteki taraftan İngiltere’ye yardımda bulunmaya başladı.

ABD Başkanı Roosevelt, Ocak 1941’de, Almanya’nın Avrupa’da ve Balkanlar’da etkili olması üstüne demokratik ilkelere bağlı olan devletlere yardımda bulunacağını duyuru ediyordu. Roosevelt’in çabaları sonucu 11 Mart 1941’de “Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu” çıkarıldı. Bu kanun çerçevesinde bedeli cenk sonunda ödenmek suretiyle devletler ABD’den her türlü yardım alabilecekti. ABD, bu kanun çerçevesinde İngiltere’ye yardım hayata geçirmeye başladı.

Ağustos 1941’de İngiltere Başbakanı Churchill ve hemen hemen harbe girmemiş ABD Başkanı Roosevelt, Şimal Atlantik’te bir cenk gemisinde beş gün devam eden bir görüşme yaptılar. Görüşmenin sonunda 14 Ağustos 1941’de bir sonraki sayfadaki etkinlikte verilen ortak bildiriyi yayımladılar. Bu bildiri, Nazi Almanya’sı yenildikten sonrasında kurulacak yeni dünya düzeninin hangi ilkelere dayanacağını içeriyordu.

Pearl Harbour saldırısı (7 Aralık 1941)

Müttefiklere yakın bir tarafsızlık politikası izleyen ABD’nin Uzak Doğu’da Japonya ile ilişkileri giderek gerginleşiyordu. Japon güçleri 1941 yazında Şimal Hindiçini’ne girince ABD’nin petrol ambargosu ile karşılaştı. Ambargonun kaldırılması mevzusunda bu iki devletin gereksinim duyduğu şartlar birbirinden keskin şekilde ayrılıyordu. Japonya, Çin üstündeki egemenliğini ABD’nin tanımasını istiyordu. ABD ise petrol ambargosunun kaldırılmasıyla ilgili görüşmelerin başlayabilmesi için Çin’in bağımsızlığının geri verilmesini koşul koşuyordu. Bundan dolayı Japonya’nın petrol ambargosunun gevşetilmesi için yapmış olduğu diplomatik girişim de sonuçsuz kaldı. Japonya açısından kaybedecek vakit kalmamıştı. Pasifik’te rakipsiz kalmak isteyen Japonlar, öncesinden herhangi bir uyarı yapmadan 7 Aralık 1941’de ABD’nin Pearl Harboor’da demirli bulunan birliğine saldırdılar. Donanmanın büyük bölümünü etkisiz hâle getirdiler. Japon yetkililer, saldırının nedenine yönelik şu açıklamayı yayımladılar:

Petrol, imparatorluğun ulusal gücü ve cenk gücündeki zayıf noktadır… Şimdi stoklanmış olan petrolü yavaş yavaş tüketiyoruz… En fazla iki yıl daha kendi kendimize yeteriz. Büyük ölçekli askerî harekâtlar yaparsak bu süre daha da kısalacak… İmparatorluğumuz askerî açıdan güçsüzleşecek… Ayrıca Birleşik Devletler’in deniz ve hava kuvvetleri her geçen gün gelişecek… Birleşik Devletler birliği, gelecek sonbaharda İmparatorluğumuzun deniz kuvvetlerinden üstün hâle gelecek… Bu mevsimde güneydeki harekâtları acele sonuçlandırabilmek ve Kuzeydeki (Kısaca Sovyetler Birliği’ne karşı) askerî etkinlik özgürlüğümüzü kazanmak için mümkün olan en kısa zamanda harbe hazırlanmak gerekiyor. (Parker, 2005: 94) (Kısaltılarak düzenlenmiştir.)

Bu hücum ile ABD resmen harbe girdi. Japonya bu saldırıdan sonrasında güneye doğru önem vererek ABD’nin Manila üssünü ele geçirdi. 11 Aralık’ta Almanya, ABD’ye cenk duyuru etti. Böylece cenk dünyanın her kıtasına yayılmış oldu.

Japon yayılmacılığının 1942’de ulaşmış olduğu en geniş sınırlar

Başbakan Churchill, 22 Aralık 1941’de Başkan Roosevelt’i ziyaret etti. Meydana getirilen görüşme sonucunda Mihver’e karşı cenk hâlinde olan yirmi altı devletin imzası ile 1 Ocak 1942’de bir Birleşmiş Milletler Demeci yayımlandı. Yirmi altı devlet, daha ilkin piyasaya çıkan Atlantik Bildirisi’ndeki ilkeleri aynen kabul ederken zafere kadar iş birliği yapacaklarını da duyuru ediyorlardı. Böylece savaştan sonrasında kurulacak olan Birleşmiş Milletler Örgütünün ilk adımı atılmış oldu.

Savaşın üçüncü senesinde Avrupa’da Almanya, Uzak Doğu’da Japonya üstün durumdaydı. Sadece senenin sonunda inisiyatif Bağlaşık Devletler’in eline geçecekti. Haritada da görüldüğü şeklinde egemenlik alanını genişletmiş olan Japonya, Haziran 1942’de Midway (Midvey) Deniz Savaşı’nda ilk yenilgisini almış, Şubat 1943’te Guadalcanal (Guadalkanal) Savaşı ile de ilerlemesini noktalamıştı. Bu dönüşümde aşağıdaki etkinlikte yer edinen Tablo 2.1’de görüldüğü şeklinde devletlerin elindeki kaynakların sağlamış olduğu olanaklar etkili olmuştu.

Bağlaşık ve Mihver Devletleri’ne Ilişkin Harp Öncesi Nüfus ve Endüstri İstatistikleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir