Etnik, İdeolojik ve Mezhep Temelli Çatışmaların Toplum Hayatına Etkileri

Türkiye, tarihsel ve jeopolitik olarak dünya üstünde fazlaca mühim bir yere haizdir.

Coğrafyası, haiz olduğu yer altı ve yer üstü kaynakları, demografik yapısı, Doğu ile Batı dünyası içinde bir köprü görevi görmesi ve demokratik değerleriyle bölgenin en kuvvetli devletlerinden biridir.

Bu özellikleriyle ön plana çıkan Türkiye’nin istikrarını bozmaya yönelik, çeşitli ülkeler ve örgütler tarafınca etnik, ideolojik ve mezhepsel kışkırtma temelli oyunlar oynanmaktadır. Türkiye’nin haiz olduğu zenginlik ve potansiyele zarar vermek ve ülke içindeki bütünlüğü bozmak isteyen küresel güçler etnik, ideolojik ve mezhepsel farklılıkları ayrıştırıcı bir unsur olarak kullanmak için çalışmalarda bulunmuşlardır. Türkiye’nin bu durumundan yarar bekleyen büyük ülkeler terör örgütlerine destek vererek Türkiye’yi zor duruma sokmak istemişlerdir.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Mezhep Odaklı Çatışma Girişimleri

Ülkenin birlik ve beraberliğini bozmak isteyen güçler, toplumda mezhep odaklı söylemlerle toplumsal birlikteliğe zarar verir. Bu söylemlere karşı çıkanlar düşman olarak değerlendirilir. Bu şekilde cemiyet karşı kamplara ayrılmaya çalışılır. Bu amacı gerçekleştirmeye çalışan gruplar, toplumun hassasiyetlerini kullanarak karşıt grupların büyümesine niçin olur.

Kargaşa ortamının devamı için uzlaşmadan yana olanları ortadan kaldırmaya çalışır. Türkiye’de 1990’lı yıllarda toplumda Sünni-Alevi ve laik-antilaik bölünmeyi gerçekleştirmeye yönelik eylemler yapılmıştır. Bu şekilde, Müslüman bir ülkenin dünyada tek olan demokratik ve laik yönetim deneyimi ortadan kaldırılmak istenmiştir.

Türkiye, 1990 sonrasında bir ucu ülke haricinde bir ucu ülke içinde olan PKK terör örgütünün artan eylemlerine maruz kalmıştır. PKK, sivil halkı hedef alan terör eylemlerinde bulunmuştur. Ortaya koyduğu vahşet ile senelerdir beraber ve kardeşçe yaşayan Türk ve Kürt kökenli vatandaşların arasına nefret ve kin tohumları ekmeye çalışmıştır. 24 Mayıs 1993 tarihinde tezkeresini alan 33 silahsız erin Bingöl kara yolunda PKK‘lı teröristler tarafınca kurşuna dizilmesi bu eylemlerden yalnızca biridir.

Türkiye, demokratik kültüre haiz özellikleriyle değişik inançta, ırkta ve milliyette olan insanların bir arada yaşamasını sağlayabilmektedir. Tarihsel açıdan Anadolu coğrafyası üstünde değişik kültür, ırk ve milletler, değişik dinler ve mezhepler birlikte yaşama kültürünü geliştirmişlerdir. Bu ortak kültür çoğulcu bir yapıyı bağrında barındıran bir niteliğe haizdir.

Günümüzde demokratik yapının içindeki siyasal partiler, demokrasiyle temel insan hak ve özgürlüklerini merkeze aldıklarından değişik siyasal akımları temsil etse de ortak değerlerde birleşebilmektedir. Türkiye’nin haiz olduğu etnik, ideolojik ve mezhepsel farklılıklar üstünden ülkeyi ayrıştırmaya yönelik planlar toplumun beraber yaşama kültürüyle boşa çıkarılmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir