Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Fahreddin Paşa Hakkında (1868 – 1948)

Fahreddin Paşa Kimdir? (Özetle)

Fahreddin Paşa, tarihimizdeki şerefli yeri Kanije müdafii Tiryaki Hasan Paşa’nın, Budin müdafileri Kara Mehmed ve Koca Abdi Paşalar’ın, Plevne müdafii Gazi Osman Paşa’nın ve Edirne müdafii Şükrü Paşa’nın tarafındaki büyük kumandandır. İngilizler’in taktığı isimle “Türk Kaplanı”dır.

Fahrettin Paşa

Askeri edebiyatımızın seçkin bir siması ve Türk neferine evren olan “Mehmetçik” adını günlük emirlerinde kullanarak ordu arşivine geçiren zattır. Bugün Topkapı Sarayı müzerinde bulunan ve maddi içsel kıymetlerine paha biçilemeyen “Kutsal Emanetler”in bir kısmını, Medine’de asi Şerif Hüseyin’in ve İngilizler’in eline geçmesini önleyerek vaktiyle çıktıkları yere, İstanbul’daki Türk hazinesine gönderen büyük vatandaştır.

Fahrettin Türkkan Paşa’nın Yaşamı

Fahreddin Paşa, 1868’de Bulgaristan’ın Tuna uzunluğunda Ruscuk (Ruse)’da hayata merhaba dedi, Mehmet Nahid Bey’le Fatma Adile Hanım’ın erkek evladıdır. Babası da anası da Tuna boyundaki bu eski Türk şehrininin yerlisi idiler. Tuna vilayeti posta ve telgraf başmüdürlüğünde bulunmuş olan Nahid Bey (Ölümü 1914), Düzen-ı Cedid Topçubaşısı Ömer Ağa’nın oğlu, Adile Hanım da (Ölüm 1887) meşhur akıncı Büyük Bali Bey’in ahfadındandır.

Fahrettin Türkkan Paşa

Fahrettin paşanın gerçek adı Ömer’dir. Soyadı kanunundan sonrasında Türkkan soyadını almıştır.

Ruscuk’dan 1877 – 1878 Türk – Rus harbinde (93 Harbi), büyük Rumeli bozgunu içinden çıktılar. Fahreddin, dokuz – on yaşlarında ilköğretim talebesiydi. Bir göçmen kafilesi içinde ve top sesleri içinde ev bark, yurt ocak terkederek İstanbul’a geldiklerinde asker olmaya karar verdiğini, seneler sonrasında oğullarına söylemiştir.

1888’de Harbiye okulundan derslik birincisi süvari teğmen olarak mezuniyet belgesi aldı. 1891’de pek iyi aşama ile Erkan-ı Harbiye mektebini bitirerek yüzbaşı oldu. Merkezi Erzincan’da olan dördüncü ordu emrine verildi ve meşrutiyetin ilanına kadar on yedi yıl orada kaldı. Ordunun ekibi içinde kaymakamlığa (yarbaylığa) kadar terfi etti. 1908 sonralında İstanbul’a geldi. 31 mart vak’asında divan-ı harp reisliği yapmış oldu.

Birinci Dünya Savaşı patlayınca Kurmay Albay bulunan Fahrettin, 12 Kasım 1914 tarihinde Paşa olmuş, 26 Ocak 1915’te Suriye’de bulunan 4.Ordunun komutan vekili yapılmıştı. Burada Fransız ve Ruslara karşı kazanılmış olduğu kahramanlıklarıyla tanındı. Düşman askerleirnin Arapları ayaklandırma çabalarını suya düşürünce ordudaki nüfusu daha da arttı.

Fahrettin Paşa’nın Medine Müdafaası

Mekke Şerifi Hüseyin’in isyana hazırlandığı haberinin alınması üstüne Fahreddin Paşa, Dördüncü Ordu kumandanı Cemal Paşa tarafınca Medine’ye gönderildi. 31 Mayıs 1916’da Medine’ye giderek Hicaz Seferi Kuvvetleri komutanı sıfatıyla orasını 1919 Ocak ayına kadar savunmuştur. Buradaki etkinlikleri de kahramanlık vefedakarlıklarla doludur. Bu yüzden de “Medine Müdafi Gazi Ömer” ünvanını kazanmıştır.

Birinci Dünya Harbinde Hicaz – Asir – Yemen – Cephesi Haritası

Fahrettin Paşa Medine’de bulunmuş olduğu sırada Şerif Hüseyin’in isyan edeceğini Cemal Paşa’ya bildirdi. Şerif Hüseyin ve dört oğlu 3 Haziran 1916’da Medine çevresindeki demiryonu ve telgraf hatlarını tahrip ederek isyanı başlattılar. 5-6 Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdılarsa da Fahreddin Paşa’nın almış olduğu tedbirler yardımıyla geri püskürtüldüler.

Mekke, Taif ve Cidde’de bulunan Türk garnizonları, başta Fahrettin Paşa olmak suretiyle akla fikre sığmayan kanlı savaşlar yürüttüler. Şerif Hüseyin, Mekke kalesine sığınmış ve böylece Mekke şehri içinde harp oluyordu. Aç kalan askerler burada çekirge salatası yapmış olup yediler fakat mevzilerinden asla taviz vermediler.

Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa

Aslen bir İrlandalı olan Lavrens, bu savaşlarda Fahrettin Paşa’ya “Çöl Kaplanı” lakabını vermiştir.

Başlangıçta asilerin sayısı 50.000, tüm Hicaz bölgesindeki Osmanlı askerlerinin sayısı 15.000 civarındaydı. Fahrettin Paşa derhal karşı harekata başlayarak Bi’riali el İlave, Bi’rimaşi mevkilerindeki asileri yenilgiye uğrattı (27 Haziran 1916). Arkasından yeni birliklerle takviye edilen Hicaz Kuvve-i Seferiyyesi kumandanlığına atama edildi (15 Temmuz 1916).

Fahrettin Paşa Medine’yi sonuna kadar mertçe savundu. Kabe’deki Müslümanlığın mukaddes saydığı eşyaların İngilizlerin eline geçmesini önleyerek İstanbul’a gönderdi. Bu yüzden de Fahrettin Paşa’yı “Mütareke hüümlerine uyup, derhal teslim olmadı” diye suçladılar. İlk kez Anadolu’da söylenen ve sonrasında da tüm Türk hayatına yayılan;

“Adı Yemen’dir

Yolu Cimen’dir

Giden gelmiyor

Acap nedendir?” türküsü işte bu savaşı anlatır. Tarihçiler bu türküyü duyunca Rusçuklu Fahrettin Paşa’yı hatırlarlar.

Fahrettin Türkkan Paşa

28 Temmuz 1918’de Korgeneral olmuş, 13 Ocak 1919’da İngilizlere teslim olduktan sonrasında Mısır’a götürülürken 5 Ağustos 1919’a kadar Kasr-el-Nil kışlasında hapsedilmiş, bu tarihte Malta’ya götürülerek San Salvatore kışlasında hapsedilmiş, 1921 ortalarında öteki tutsaklarla beraber özgür bırakılarak 24 Eylül 1921’de Ankara’ya gelmiştir. 1922 – 26 içinde Türkiye’nin Kabil elçiliğini yapmış 22 Kasım 1948 tarihinde vefat etmiştir.

Fahreddin Paşa ve Mondros Ateşkes Antlaşması

Birinci Dünya Savaşından yenilgiyle çıkan Osmanlı Hükumeti, 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkesini imzalamak mecburiyetinde bırakıldı. Antlaşmanın 16. maddesine nazaran Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki tüm Osmanlı garnizonlarının “en yakın Bağlaşık komutanına teslim olması” gerekiyordu. Bu husus, Osmanlı hükumeti tarafınca 31 Ekim 1918’de Medine Garnizonu Komutanı Fahrettin Paşa’ya gönderilen bir telyazısında açıklanmıştı.

Bu telyazısını sadece Fahrettin Paşa okumuş, bu acı habere yalnız başına tahammül edemediğinden, bunu güvenilmiş olduğu Kurmay 2.Şube Müdürü Veili ve Enformasyon Subayı Naci Kaşif ve Gizyazı Subayı İdrsi Behiç’le paylaşmış, onları gördükleri belgeyi hiçbir hiç kimseye söylemeyeceklerine dair söz vermeye çağrı etmişti.

Fahrettin Paşa; “Medine Kalesinden Türk bayrağını kendi elimle indiremem, eğer ne olursa olsun tahliye edecekseniz buraya bir kumandan gönderin. Takdir-i İlahi, Rıza-yı peygamberi ve irade-i padişahi onur müteallık oluncaya kadar Medine müdafaası devam edecektir.” demiştir.

Fahreddin Paşa’nın Medine Müdafaası Hakkında

Savunma esnasında Kızılay’da vazifeli olan ve hemen sonra bu destanı kitaplaştıran Feridun Kandemir anlatmakta:

Türk milletinin iftiharla göğsünü kabartıp tüm dünyayı hayrette bırakan görkemli müdafaanın şahidi olarak İstanbul’a dönüşümüzde bigün Babı Ali’de bir gazete idarehanesinde aralarında Süleyman Nazif ve Yahya Kemal’in de bulunmuş olduğu dostlara Hicaz ve Medine’de meydana gelenleri anlatıyordum. Bu sıcağı sıcağına bir anlatıştı. Kimbilir iyi mi bir heyecanla coşmuş ve neler anlatmaya dalmış olmalıydım ki birden bire kendine özgü köpürüp taşışıyla yerinden fırlayan Süleyman Nazif “Çocuk! Çocuk! Neler söylüyorsun sen. Bunlar burada anlatılmaz. Bir meydana koş, tüm İstanbul’a tüm bir memelekete bağıra bağıra anlat bu tarz şeyleri.” diye üzerime yürürken dudakları bükülen Yahya Kemal gözyaşların siliyordu.

Medine Müdafaasının Basına Yansımaları

Fahreddin Paşa’nın Mezarı

Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde yetiştirdiği ve Türk tarihinin mühim asker kişilerinden biridir Fahreddin Türkkan Paşa. Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki Medine Müdafaası ile askeri tarihimize adını altın harflerle yazdıran Fahreddin Paşa’nın kabri Rumeli Hisarı bitişiğindeki Aşiyan Mezarlığı’ndadır.

Ömer Fahrettin Türkkan Paşa Ile alakalı Görüşler:

  • Prof.Dr. İlber Ortaylı’nın Görüşleri
  • Murat Bardakçı’nın Fahrettin Paşa konulu yazısı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir