FETÖ ve 15 Temmuz Darbe Girişimi

En öz tanımla tabanı yakarma, ortası tecim, tavanı ihanet çetesi olan FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması) kendine özgü yapısı olan bir cemaat olarak 1960’larda ortaya çıkmış ve hukuk devletini ortadan kaldırarak zümre egemenliğine dayalı bir devlet oluşturmayı hedeflemiştir.

Dinî referanslarıyla ön plana çıkan teşkilat, zaman içinde cemiyet ve devlet yaşamında din hizmetlerini aşan bir yapılanma ile eylemlere adım atmıştır. Türkiye’de yaşanmış olan siyasal, toplumsal ve ekonomik süreçlerden istifade eden FETÖ, ulusal ve internasyonal güç merkezleri ile ilişkilerini geliştirerek sürekli büyümüştür. Takiyecilik ve “Amaca ulaşmak için her yol meşrudur.” anlayışlarını temel düstur edinmiştir. Toplumsal desteğini çoğaltmak ve güçlenmek için insanların hasret duydukları tarihsel ihtişamı ve İslam inancını vasıta olarak kullanmıştır.

Cemaatin örgütsel gelişiminde 1980 Askerî Darbesi’ne kadar ışık evleri ve dershaneler üstünden yürütülen sızma hareketleri ve antikomünist bir duruş söz mevzusu olmuştur. 1980’li yıllarda okullaşma ve kamu kurumlarındaki kadrolaşma hareketini sürdüren cemaat, sonraki yıllarda holdingleşerek banka kurmuş ve eğitim, sıhhat, finans, taşımacılık, medya benzer biçimde sektörlerde çalışmalara adım atmıştır. 28 Şubat 1997’de yaşanmış olan postmodern darbeye destek veren Fetullah Gülen, 1999’da ABD’ye gitmiştir. Gülen, bu tarihten sonrasında dinler arası diyalog, ılımlı İslam benzer biçimde kavramları kullanmıştır.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

FETÖ / PYD Yapılanması

FETÖ, devlet kurumları ve sivil cemiyet olmak suretiyle birbirinden özerk iki yapılanmadan oluşmuştur. Örgütün alt birimleri modüler bir yapıda olup hücre tipi örgütlenme modelini uygulamıştır. Hücreler çoğu zaman en fazla beş kişiden meydana gelmekte, teşkilat üyeleri abi/abla olarak adlandırılmaktadır. Hücrelerin örgütlenmesi esnek olup manevra gücü yüksektir ve kendini yenileyebilme kapasitesine haizdir. Paralel yapılanmaya bağlı yöneticiler, kendilerine verilen talimatın gereğini sorgulamadan mutlak itaat içinde yerine getirirler.

Teşkilat kendine ilişkin tanımlamalarda “hizmet hareketi”, “cemaat”, “toplum” benzer biçimde ifadeler kullanmıştır. Kendi içinde gizlilik, dayanışma ve sert hiyerarşik ilişki ağı içinde yapılanmıştır. Sorgusuz itaat edilen şahıs Fetullah Gülen’dir. Gülen için “kâinat imamı”, “mehdi”, “mesih”, “muhterem” ve “hoca efendi” benzer biçimde isimlendirmeler yapılmıştır. Din, politika ve para üçgeninde etkinliğini artırarak örgütü geliştiren Fetullah Gülen, ağlamaklı seçimi ve fizyolojik ögeleri de katarak kullandığı hitabetleriyle kendisine bağlı bir grup oluşturmuştur.

Türkiye’de 1950-1960’lı yıllarda ülke içinde yaşanmış olan göçlerle şehre yerleşen fakat eğitim-öğretim için imkânları kafi olmayan ailelerin evlatları, FETÖ benzer biçimde yapılanmalar için istismar alanı oluşturmuştur. Devlet yönetiminden kaynaklı zaaflardan istifade eden FETÖ, 1970’li yıllarda bir taraftan toplumsal tabanını meydana getirmeye çalışırken bir taraftan da kamu kurumlarında kadrolaşmaya adım atmıştır. Örgütün temel amacı anayasal düzeni yıkmak ve kendi egemenliğinde bir devlet kurmaktır.

Uzun seneler dinî hassasiyetleri ön plana çıkartan ve askerî vesayete karşı bulunduğunu iddia eden Gülen, 12 Eylül Darbesi sonrası “Ümidimizin tükendiği yerde Hızır benzer biçimde imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha merhaba duruyoruz.” ifadelerini kullanmıştır. 12 Eylül sonrası FETÖ, Türkiye’de “okullaşma” ve kamu kurumlarındaki “kadrolaşma” noktasında mühim mesafeler almıştır. Bu yıllarda firmalar, finans kurumları ve iş adamları dernekleri ile büyük bir ekonomik yapıya haiz olmuştur. Teşkilat 1980-2014 yılları aralığında paralel devlet yapılanması hususi durumunu geliştirerek varlığını sürdürmüştür. Dinî bir referans ortaya koymasına karşın 28 Şubat sürecinden güçlenerek çıkması bu özelliklerinin bir sonucu olmuştur.

FETÖ’nün Kamuda Kadrolaşması

2000’li seneler, örgütün Türkiye ve dünya genelinde gelişmesinin yaşandığı dönem olmuştur. Teşkilat siyasal ve ekonomik olarak büyük güce ulaşmış, kamu kurumlarında kadrolaşmaya devam etmiştir. İktidarın bürokratik vesayete karşı müdahalesi FETÖ’nün yayılma alanını daha da genişletmiştir.

Toplumsal desteği fazla olmasa da teşkilat, büyük bir ekonomik ve bürokratik güce haiz olmuştur. FETÖ bu yapılanmasıyla ülkede adalet sarayı, mülkiye, askeriye, eğitim ve güvenlik başta olmak suretiyle tüm devlet kurumlarında kadrolaşmıştır. Teşkilat, paralel devlet yapılanması çerçevesinde haber alma, bilişim, hususi kalem ve personel başkanlıklarını eline geçirmiş ve bu durumun sağlamış olduğu avantajları sonuna kadar kullanmıştır.

Paralel yargıçların ve polis şeflerinin lından sonrasında “ışık evleri” adıyla anılmıştır. yolsuzluk adı altında millî iradeye saldırıda bulundukları 17/25 Aralık 2013 darbe girişiminde, klasik darbelerden değişik yöntem ve mekanizmalar kullanılmıştır. Bu darbe girişimi, toplumun hassasiyetleri kullanılarak geliştirilen 40 senelik bir örgütlenmenin 17/25 Aralık 2013’te yasadışı yöntemlerle siyasal iktidarı devirme çabasının gün yüzüne çıkmasıdır.

FETÖ’nün TSK’da Yapılanması

Cemiyet bu olayın arkasındaki yapılanmayı görmüş ve oluşturulmak istenen idrak toplumda karşılık bulmamıştır. Devlet 17/25 Aralık sonrası kurumlarında ve orduda teşkilat mensuplarını temizleme yolunda adımlar atmıştır. 2015 senesinde örgütün medya ve finans unsurlarına darbeler vurulmuş, yargıdaki gücü kırılmıştır. TSK içine sızmış FETÖ mensuplarında yaklaşan YAŞ (Yüksek Askerî Şûra) sürecinde silahlı kuvvetlerden tasfiye korkusu adım atmıştır.

TSK içindeki FETÖ mensupları 15 Temmuz 2016’da Pensilvanya’da bulunan terörist başı Fetullah Gülen’den aldıkları direktifle iktidarı devirip Türkiye’yi işgal etmek için harekete geçmişlerdir. Bu kalkışma girişiminde TBMM, köprüler, kavşaklar, stratejik noktalar ve sivil vatandaşlar karadan ve havadan bombalanmıştır. Türk milletinin gösterdiği şanlı direniş kalkışmayı başarısız kılmıştır.

15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin bekasına yönelik meydana getirilen hain kalkışmayı önlemek için canını çekinmeden feda eden Şehit Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir, Hususi Kuvvetler Komutanlığına girmeye çalışan darbeci general Semih Terzi’yi, Genelkurmay Hususi Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’dan almış olduğu “vur” emri üstüne alnından vurarak öldürmüştür.

Tuğgeneral Semih Terzi’nin yanında bulunan cuntacı askerler tarafınca şehit edilen Ömer Halisdemir, büyük bir kahramanlık örneği göstererek 15 Temmuz Fetö Darbe Girişimi’nin seyrini değiştirmiş ve demokrasinin temsili hâline gelmiştir. Şehit Ömer Halisdemir’in adı “Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi” ne ve yeni doğan birçok çocuğa verilerek yaşatılmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir