Gezi Parkı Olayları

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 16 Eylül 2011 tarihinde kabul etmiş olduğu Bölme Yayalaştırma Projesi ile Tarihî Topçu Kışlası’nın İstanbul’a tekrardan kazandırılması kararlaştırıldı.

Bu çerçevede 4 Ekim 2012’de yol genişletme emek harcamaları başlatılarak bazı ağaçların yerlerinin değiştirilmesi ve sökülmesi söz mevzusu oldu. Buna karşı çıkan bazı kesimler Seyahat Parkı’nda oturma eylemi düzenledi ve park içinde çadırlar kurdu. Bu eyleme karşı 29 Mayıs 2013 sabahı polis müdahalede bulunmuş oldu. Polisin bu müdahalesi sonrası gelişen vakalar, hükûmeti zor durumda bırakırken kamuoyunda eylemcilere dair bir mağduriyet algısı oluşturdu.

Medya organlarının vakası haberleştirmesi ve toplumsal medyada oldukça sayıda takip edeni bulunan bazı gazeteci ve sanatçıların mesajlarıyla parktaki kalabalık hızla arttı. Eylemler 31 Mayıs gecesi Ankara ve İzmir’de de görüldü. Eylemciler 1-2 Haziran’da şehirlerin belirli bölgelerinde toplanarak yolları kapattı, kamu binalarına, banka ve dükkânlara zarar verdi. Bu sertlik eylemlerinin yanında bazıları da akşam saat 21.00’de evlerde ışıkları yakıp söndürerek, balkonlarda tencere-tava çalarak yada sokaklarda ellerinde bayraklarla çarpıcı söz atarak, otomobil kornaları çalarak protesto eylemlerinde bulunmuş oldu. Bu eylemler ilk anda İstanbul’daki Seyahat Parkı eylemlerine destek olmak için yapılırken sonrasında mevcut iktidara karşıtlık özelliği kazanmıştır.

1-15 Haziran 2013 tarihleri içinde güvenlik güçleri ile eylemciler içinde çatışmalar yaşanırken hükûmet yetkilileri, eylemcilerin temsilcileri ile görüşmelerde bulunmuş oldu. Bu görüşmelerde kendilerine Bölme Dayanışma Platformu adını veren bir grup şu taleplerde bulunmuştur:

• Seyahat Parkı, park olarak kalmalıdır.

• Bazı illerin (İstanbul, Ankara, Hatay) valileri ve güvenlik müdürleri görevden alınmalıdır.

• Gaz bombası vb. materyallerin kullanılması yasaklanmalıdır.

• Gözaltına alınanlar özgür bırakılmalı ve haklarında soruşturma açılmamalıdır.

• Bölme ve Kızılay başta olmak suretiyle Türkiye’deki tüm meydanlarda toplantı, şov ve fiil yapma yasağına son verilmelidir.

• Hükûmet, üçüncü havalimanı ve üçüncü köprü benzer biçimde projeleri iptal etmelidir. Meydana getirilen bu görüşme, eylemcilere dair kamuoyunda egemen olan “örgütlü olmayan genç göstericiler” algısını yıktı. Gösterilerin Seyahat Parkı’nın korunmasından ziyade oldukça sayıda projeye ve ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı yapıldığı ortaya çıktı.

Güvenlik güçlerinin 15 Haziran 2013’teki müdahalesiyle park alanı boşaltıldı ve eylemlerin tesiri giderek azaldı. Eylemciler bu tarihten sonrasında sertlik vakalarından uzaklaşarak mahalle toplantıları ve seçim kampanyaları benzer biçimde yeni yöntemler belirledi. Seyahat Parkı vakaları, organizasyonundan yürütülmesine kadar her aşamasıyla arka plandaki güçlerin gerçek niyetlerinin gün yüzüne çıkmasını sağlamış oldu. Hükûmetten hastalık duyan ve eylemleri organize eden kesimler, hükûmetin ekonomik ve demokratikleşme alanında attığı adımların kendi ayrıcalıklarını sonlandırmasından hoşnut değildi. Süreç, bu kesimlerin “yaşam tarzına müdahale edilmiş olduğu” (alkol yasağı, 3 çocuk, dindar gençlik, eğitimde 4+4+4 sistemi vb.) iddiaları üstünden yürümüş olduğu için bu istekler masum ve haklı görünen talepler olarak sunuldu.

Türkiye’nin son yıllarda dış siyasetteki etkin yapısı, iç siyasetteki toplumsal barışı sağlamaya yönelik politikaları ve ekonomik verilerdeki yükselişin sürece tesir etmiş olduğu söylenebilir. Bununla birlikte hükûmetin politikalarından rahatsız olan bazı iş çevreleri, medya organları vesilesiyle halkı kışkırtmaya çalışmışlardır. Seyahat Parkı eylemlerinde değişik ana para gruplarının iş birliğinin ve yabancı haber alma güçlerinin tesiri olsa da eylemcilerin büyük kısmı, bu etkilerden habersiz olarak kendi istekleri doğrultusunda eylemlere katılmışlardır.

Bölme Seyahat Vakaları döviz kuruna, faiz oranlarına, borsa endeksine ve TCMB rezervlerine dolayısıyla Türk finans sistemine tesir etmiştir. 2013 Mayıs ayından sonrasında döviz kuru sürekli artarken faiz oranları son dört senenin en yüksek oranına ulaşmıştır. TCMB Mayıs ayında son dört senenin en büyük biriki kaybını yaşamıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir