Hacı Arif Bey

Hacı Arif Bey Biyografisi

19. yüzyılın en mühim Klasik Türk müziği bestekârlarından biri. Kürdîlihicazkâr makamı ile Müsemmen usulünü bulmuştur.

Hacı Arif Bey, 1831 senesinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Aslolan adı Mehmed Ârif’dir. Babası Ebûbekir Efendi, Eyüb Mahkemesi kâtiblerindendi. İlköğrenimi esnasında sesiyle dikkat çeken Hacı Arif Bey, Zekâi Dede Efendi ile besteci Eyyubî Mehmed Bey’den ders aldı. Zekâi Dede Efendi onu hocası Dede Efendi‘yle tanıştırdı; musikiye karşı büyük kabiliyeti bulunduğunu Dede Efendi de görmüştü.

Oldukça geçmeden sesinin güzelliğini haber alan Sultan I. Abdülmecit Han onu 1854 senesinde Muzika-yı Hümayun’a aldırdı. Minik yaşlarda Müzika-i Hümâyûn’u bitiren Hacı Arif Bey, sarayda uzun seneler vazife yapmış oldu. Sultan I. Abdülmecit’in takdirini kazanmıştır. Sarayda besteci Haşim bey’den müzik öğrenmeye devam etti. Haşim Bey’den fazlaca yararlandı, ondan yüzlerce yaratı öğrendi. Okuyuş üslubunu da ondan almış olduğu söylenir. En girift besteleri bir dinleyişte hatasız tekrarlaması ile dikkati çekti. Terbiye, nezaket ve kibarlığı ile sevgi topladı; daha 20’li yaşlarında iken Sultan I. Abdülmecit’in mabeyincisi oldu.

Haremi hümayun’daki cariyelere müzik hoca hocalığı yapmış oldu. Hacı Arif Bey’in; muhteşem güzelliğinden dolayı padişaha zevce olması beklenen 15 yaşlarında “Çeşm-i Dilber” adındaki Çerkez kızı ile kalbi bir ilgi kurması büyük dedikodu mevzusu oldu. Dedikodulara dayanamayan padişah, daha o yaşta Arif Bey’i 60 altın aylıkla emekliye sevk etmek mecburiyetinde bırakıldı. Arkasından da padişah, Çeşm-i Dilber ile Hacı Arif Bey’i evlendirdi. Cemil ve Nebiye adını verdiği iki evladı oldu. Fakat bu evlilik yürümedi. Çeşm-i Dilber, çocuklarını Arif Bey’e bırakarak bir tüccarla evliliğe ilk adımını attı. Arif Bey, “Niçin terk eyleyip gittin a zalim”, “Düşer mi şanına ey şeh-i hûban” dizeleriyle süregelen kürdilihicazkâr şarkılarını terk edilmenin acısı üstüne besteledi.

I. Abdülmecit birkaç yıl sonrasında Hacı Arif Bey’i affederek gene saray-ı hümayun’a getirdi. Mabeyincilik ve harem müzik öğretmenliği görevini halletmeye devam etti. Besteci Hacı Arif Bey, bu kez gene bir cariyeye, Zülf-i Nigâr Hanım’a âşık oldu. Bu vaka Saray’da duyulur duyulmaz, I. Abdülmecit Han onları evlendirdi. Rabia isminde bir kızı oldu. Zülf-i Nigâr’ın kısa bir süre sonrasında veremden ölmesi, besteciye yeni bir acı deposu oldu. “Olmaz ilaç sine-i sad pareme” ve “Kemer çehre peri rû tende cânımsın-Nigârım dilberim ruh-i revanım” şarkıları bu acının ürünleridir.

İkinci birlikteliği esnasında da Saray’dan ayrılan Hacı Arif Bey, eşi öldükten sonrasında gene Saray’a dönmek istiyordu. Fakat 1861‘de I. Abdülmecit Han ölmüş, yerine kardeşi Abdülaziz Han tahta çıkmıştı. Hacı Arif Bey, besteci Rıfat Bey’in yönetimindeki Saray Fasıl Topluluğu’na “serhanende” olarak alındı; ek olarak gene cariyelerin musiki hocalığıyla görevlendirmişti.

Arif Bey’in Saray’daki bu üçüncü görevi on yıl sürdü. Ününün artık doruğundaydı. İstanbul’un musiki çevrelerinde, konaklarda, hususi meşkhanelerde meydana getirilen musiki toplantılarında en fazlaca aranan sanatçıydı.

Cariyelerin musiki hocalığı görevi onu daha ilkin iki kez evliliğe götürmüştü ve gene üçüncü kez de aynı sonucu verdi. Bu sefer II. Mahmut‘un eşi ve Abdülaziz‘in anası Pertevniyal Valide Sultan‘ın nedimelerinden Nigârnik Hanım‘a âşık oldu. Valide Sultan da fazlaca beğenmiş olduğu Hacı Arif Bey’in bu aşkına onay vermesi ile ve Padişah Abdülaziz’in onay vermesi ile evlilikle sonuçlandırıldı. Sadece gene 1871 senesinde saraydan uzaklaştırıldı. Dört bin kuruş aylıkla emekli edilerek saraydan uzaklaştırıldı. Bunun üstüne Taşlık’taki konağını sattı; Zincirlikuyu’da satın almış olduğu çiftliğine çekilerek müntezi bir yaşam sürmeye başladı. Bu sıralarda ilkin Devlet Şurası’nda (Danıştay) sonrasında Beykoz Aşar Müdürlüğü’nde beş yıl kadar devlet memurluğu yapmış oldu. Arasıra saraya uğruyor, kimi zaman ders veriyor. Sultan Aziz’e bestelerini sunuyor, bunlara büyük ihsanlarla karşılık veriliyordu.

Ömrünün sonuna kadar Nigârnik Hanım’la evli kalan Arif Bey 1871‘de yine Saray’dan ayrıldı. Şura-yı Devlet’te, Beykoz Aşar Müdürlüğü’nde beş yıl işyar olarak çalıştı.

Sultan Abdülaziz‘in 30 Mayıs 1876 tarihindeki ölümünden sonrasında Muzika-yı Hümayun’da girişilen tasfiye sonucu Hacı Arif Bey de açığa alındı. V. Murat‘ın üç aylık padişahlığından sonrasında Sultan Abdülhamit II Han tahta çıktı. Besteci uzun bir süre işi olmayan kaldı, geçim derdine düştü. Zincirlikuyu’da bir çiftlik evine çekilip çevreden koptu. Bu sırada 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) patlak verdi. Arif Bey harp yıllarını çiftlikte geçim sıkıntısı içinde geçirdi.

Harp bittikten sonrasında Osmanlı Sarayı bestecinin yokluğunu tekrardan hissetmeye başladı. Arif Bey’in içinde bulunmuş olduğu durum Abdülhamit II Han’a iletildi. Bunun üstüne besteci tekrardan Saray’da göreve getirildi. Hacı Arif Bey’in öğrencilerinden besteci Levon Hancıyan’ın anlattığına gore, Saray’a alınışı şu şekilde olmuştu: İran Şahı Nasıreddin, eserlerini fazlaca beğenmiş olduğu Arif Bey’i İran Sarayı’na çağrı eder, Padişah’tan da besteciye izin verilmesini rica eder. Türk Musikisi’nden diğeri padişahlar kadar zevk duymamakla beraber, Arif Bey’in şarkılarını seven Abdülhamit II, şaha bestecinin Saray’dan ayrıldığından haberi olmadığını söyler ve onu tekrardan Saray’a aldırır. Arif Bey ayrıca Şirazlı Hafız’ın bir gazelini besteleyerek, İstanbul’a gelen şaha sunar. Eseri fazlaca beğenen şah, besteciyi bir nişanla ödüllendirir.

Muzika-yı Hümayun’da dördüncü kez görevlendirilen Arif Bey’e kolağası rütbesi verilir, fakat bu ona gore minik bir rütbedir. Arif Bey, önceki padişahlardan görmüş olduğu ilgiyi Abdülhamit II‘den göremediği vehmiyle huzursuz olur. Saray’ın eski canlı havası da kaybolmuştu; siyasal durum gittikçe gerginleşmekteydi. Abdülhamit II‘den ummuş olduğu yakınlığı görmeyen besteci, kimi vakit Zincirlikuyu’daki eve çekilerek mütevazi bir yaşayışın verebileceği mutluluğu aradı, kimi vakit da Padişah’la çatışmayı göze alan davranışlarda bulunmuş oldu. Abdülhamit’in “Şu şarkıyı oku”, diye verdiği bir emre karşı, ilkin hastayım deyip reddetmiş, ikinci kez gelen mabeyinciye, “Ben onun babasından fazlaca saygı gördüm.” Bana, “Şu şarkıyı oku” diye komut veremez. Sanatta padişah iradesi geçerli değildir. Yanıtını vermesi üstüne, Saray’da hapsedildi. Elli gün sonrasında, nihavent makamındaki “Ahteri düşkün garibim, âşık-ı avareyim” şarkısını besteledi. İlk dizedeki “yıldız” anlamına gelen Farsça “ahter” kelimesi “talii düşkün” biçimine dönüştürülerek şarkı Abdülhamit II Han’ın huzurunda okundu. Eseri fazlaca beğenen padişah, besteciyi bağışladı.

Türk Musiki’sinin en büyük bestecilerinden kabul edilen Hacı Arif Bey Klasik dönem bestecilerinin pek kullanmadıkları şarkı formuna yepyeni bir kimlik kazandırmış, bir şarkı bestecisi olarak yeni bir çığır açmıştır. Arif Bey’den sonrasında “şarkı”, bestecilerin en fazlaca işledikleri biçim olmuştur. Arif Bey klasik formlarda birkaç yaratı besteledikten sonrasında başarıya ulaşmış olamadığını görerek direkt doğruya şarkı besteciliğine yönelmiştir. Şarkılarında beste ile güfte tam bir bütünlük içindedir.

Kürdilihicazkâr makamını da Arif Bey oluşturmuştur. Sekiz zamanlı üç vuruşlu “müsemmen” usulü onun buluşudur.

Hacı Arif Bey bütünüyle Türk Musikisi’nin sözlü tahsil geleneği içinde yetişmiş bir besteciydi. Nota bilmiyordu, herhangi bir saz da çalmazdı. Fakat fazlaca kuvvetli bir hafızası vardı, bini aşkın yaratı ezberindeydi. Oldukça iyi bir okuyucuydu.

Hacı Arif Bey’in bine yakın yaratı bestelediği söylense de bir tek 337 parçası notalarıyla günümüze kalmıştır. Bunun 327’si şarkı, 10’u diğeri formlardaki eserlerdir. Bu 10 eserin de altısı tanrısal, biri tevşih, biri durak, biri beste, biri de yürük semaidir. Arif Bey 1873 senesinde Dergi-i Arifi adlı 600 sayfalık bir de güfte derlemesi yayınladı; bu derlemede sanatçının kendi şarkıları da vardır.

Hacı Arif Bey, 28 Haziran 1885 tarihinde 54 yaşlarında İstanbul’da kalp krizi sonucu ölmüştür. Yahya Efendi Dergâhı mezarlığına gömüldü.

Hacı Arif Bey’in Bazı Eserleri:
* Olmaz ilâç sine-i sad pâreme
* Kemer çehre peri rû tende cânımsın-Nigârım dilberim ruh-i revanım
* Bakmıyor çeşm-i siyah feryâde
* Vücud ikliminin sultanı sensin
* Meyhanemi bu, bezm-i tarahhane-i cem mi
* Çekme elem-i derdini bu dehr-i fenanın
* Ilaç yokmuş niçin bimarı aşka
* Geçti zahm-i tîri hicrin ta dil-i naşadıma
* İltimas etmeye yâre varınız
* Gözümden gitmiyor bir dem hayalin
* Kanlar döküyor derdin ile dide-i giryan
* Hâtırımdan çıkmaz asla ahd u peymânın senin
* Sayd eyledi bu gönlümü bir gözleri âhû
* Gurub etti güneş dünya kararmış oldu
* Çözülme zülfüme ey dil rüba, dil bağlayanlardan
* Ben buy-i vefa bekler iken sûy-i çemende
* Humarı yok bozulmaz meclis-i meyhane-i aşkın
* Tasdî edeyim yari birazcık da sühanimle
* Bir halet ile süzdü gene çeşmini dildar
* Esti nesîm-i nevbahar açıldı güller suhh dem
* Mükedder derd-i pey-der peyle şimdi
* Kurdu meclis, âşıkan meyhanede
* Bülbül yetişir bağrımı hûn etti figanın
* Nigâh-ı mestine canlar dayanmaz
* Zahir-i hale bakıp etme dahil bir ferdi

Hacı Arif Bey’in Eserleri :
Acemaşiran-Nazırın gelmemiş asla cihane
Acembuselik-Ne yapsam ol cefakare
Bayati-Gamınla dilfikar olsun
Bayatiaraban-Gönlüm aldın gösterip ruyi vefa
Bayatiaraban-Gönlümün fazlaca perişan
Bayatiaraban-Lutfunu kestin a zalim aşıkı biçareden
Bestenigar-Aldın felek sen mihri cemali
Bestenigar-Cihan kam almada devrinde
Bestenigar-Oldukça görmüş oldu felek şimdi beni bezmi civanda
Buselik-Suzişi sinem değil kar etmeyen
Evcara-Olup aşkınla avare
Ferahnak-Gördüm seni ey şuhi şen
Ferahnak-Milki millet şemsi adlinden senin
Hicaz-Ah eylediğim servi hiramanın içindir
Hicaz-Aman dağlar canım dağlar
Hicaz-Aşkınla senin sevdiceğim zaru zebunum
Hicaz-Bak ne hale koydu bu bahtı siyah
Hicaz-Canım dağlar kuzum dağlar
Hicaz-Efzun oluyor günden güne bu mali melalim
Hicaz-Eh dil ne bitmez bu ahu vahın
Hicaz-Eşk ile tahmir olunmuş ehli aşkin mayesi
Hicaz-Ey gonca dehen şerbetine canımı kandır
Hicaz-Görmez oldum sevdiğim sen mahımı
Hicaz-Kamer çehre peri ru tende canım
Hicaz-Kudretin kafi değildir suzi ahu zarıma
Hicaz-Kurbanın olam ey afeti can
Hicaz-Kurdu meclis aşıkan mey hanede
Hicaz-Makdemin üftadeler eyler emel
Hicaz-Meyle teşkin eyle saki
Hicaz-Narı camzuzi derunum dağlara dağlar açar
Hicaz-Ne kara günlere kaldım
Hicaz-Sayd eyledi bu gönlümü bir gözleri ahu
Hicaz-Senin aşıkların kılmaz nazar
Hicaz-Sonbaharın zevki hoştur
Hicaz-Tasdi edeyim yari birazda suhanimle
Hicaz-Yad ederken yar kamı vuslatı
Hicaz-Gene vazı felekden mi yakınma
Hicazkar-Açıl ey goncei sad berg yaraşır
Hicazkar-Aldı gönlüm fend ile bir fitnekar
Hicazkar-Bir halet ile süzdü gene çeşmini dildar
Hicazkar-Daima feryadu efgandır gönül
Hicazkar-Dilerim zülfüne berdar olayım
Hicazkar-Firakı yar ile her dem rencidedir gönlüm
Hicazkar-Güldü açıldı gene gül yüzlü yar
Hicazkar-Nevruzu bahar oldu gene ey güli handan
Hicazkar-Sevdim gene bir nevcivan
Hicazkar-Söyle derunundaki zarım gönül
Hüseyni-Bana lutf eyler iken sen
Hüseyni-Mahzeni esrarı şahı mürtezasın ya hüseyn
Hüseyni-Mihneti aşka ilaç asan değil
Hüzzam-Bahar oldu sular akar çayıra
Hüzzam-Bigün beni dildar acaba şad edecek mi
Hüzzam-Güzel gün göremedi avare gönlüm
Hüzzam-Hali dilizarımı duysa cihan
Hüzzam-İftirakın urdu zahmi bu dili sad pareye
Hüzzam İlahi-Kurratül ayni habibi
Hüzzam-İstanbul Türküsü
Hüzzam-Meftun olalı sen şehi hubanı cihana
Hüzzam-Talat eyler mi diye meh şuyi kağıthaneden
Hüzzam-Tazelendi tabı evren her insanın bak şevki var
Isfahan-Canda hasiyyet mi var sevdayı canan olmasa
Isfahan-Düşme ey aşık hayale yağma yok
Isfahan-Ey tiri cefa didei mestanıma değme
Isfahan-Gel ey ruhi revan melek simatım
Isfahan-Kim demiş aklın alan
Isfahan-Ol goncayı görmeyeli fazlaca zamandır
Isfahan-Rahatım yok bu dili şeydadan
Isfahan-Severim çaresiz ey mah seni
Isfahan-Vazgeçmez mi sine ahu zardan
Karcığar-Aşkı pürhan edemem nelevu efgandır
Karcığar-Bir goncaya bir hare nigah eyledi bülbül
Karcığar-Bu yosmalık değişmiş olur bu çağ değişmiş olur
Karcığar-Dağda tavşanlar geziyor
Karcığar-Dinle aklın var ise piri müganın pendini
Karcığar-Ey güzel gözlü şirin sözlü güzel
Karcığar-Gerçi kıyamam iki gözüm uykuya kansın
Karcığar-Gönlümün alayısı dünyaya istiğnası var
Karcığar-Gönül bezmi harab
Karcığar-Her şuhu samim safada
Karcığar-Kuzumun gözleri kara
Karcığar-Mümkün olur mu sevmemek seni
Karcığar-Rengi ruhsarın gören
Karcığar-Varken gönülde bin türlü yare
Karcığar-Yıkma sakın burcu penahım felek
Kürdilihicazkar-Bais figanı naleme aşk ibtilasıdır
Kürdilihicazkar-Berdar olalı zülfüne yar fikru hayalim
Kürdilihicazkar-Bir zülfü perişana gene
Kürdilihicazkar-Deşme dağı sinei suzanı
Kürdilihicazkar-Dili harımı vaslını arzu eder
Kürdilihicazkar-Düşermi şanına ey şehi huban
Kürdilihicazkar-Eyyamı bahar oldu güzel müjdeler olsun
Kürdilihicazkar-Firkatin tesiri etti canıma
Kürdilihicazkar-Geçti zahmı tiri hicrin ta dili na şadıma
Kürdilihicazkar-Gurub etti güneş dünya kararmış oldu
Kürdilihicazkar-Güzelim asla aramaz mı dili avare seni
Kürdilihicazkar-Harabı desti gamdır gönlüm şimdi
Kürdilihicazkar-Hazar erdi gülistan bahara
Kürdilihicazkar-İftirakındır sebep bu nale vu feryadıma
Kürdilihicazkar-Kanlar döküyor derdin ile didei giryan
Kürdilihicazkar-Muntazır teşrifine hazır kayık
Kürdilihicazkar-Nerdesin ey tatlı sözlü sevdiğim
Kürdilihicazkar-Niçin terkeyleyip gittin a zalim
Kürdilihicazkar-Sana asla nale yaratı etmez mi
Kürdilihicazkar-Sende acep uşşaka eziyet mi çoğaldı
Kürdilihicazkar-Seyri bahara açıldı dağlar
Kürdilihicazkar-Sırma saçlı yare kim haber versin
Mahur-Görsen ey çeşmi felek görsen
Mahur-Gösterip ağyare lutfun bizlere biganesin
Mahur-Fazlaca demdir görmedim
Mahur-Zahiri hale bakıp etme dahil bir ferdi
Muhayyer-Ilaç yokmuş niçin bimarı aşka
Muhayyer-Ey ateşi gam bağrımı
Muhayyer-Gam dideleriz saki sun bir dolu kab olsun
Muhayyer-Hadi dilden kime şekva edeyim
Muhayyer-Humarı yok bozulmaz meclisi meyhanei aşkın
Muhayyer-İltimas etmeye yare varınız
Muhayyer-Kim olur zor ile maksuduna
Muhayyer-Meyhane tarabgahı
Muhayyer-Niçin mahsun bakarsın
Muhayyersünbüle-Açılmamış bir gonce ter
Müstear-Güzel görsem yanar sabru kararım
Neveser-Bahar erdi yeşillendi çemenler
Nihavend-Ahteri düşkün garibi aşıkı avareyim
Nihavend-Aşk ateşi sinemde gene şule feşandır
Nihavend-Bakmıyor çeşmi siyah
Nihavend-Ben buyi vefa bekler iken suyi çemenden
Nihavend-Benim gönlüm kaldı sende
Nihavend-Bülbülü dem beste etti nale vu feryadı dil
Nihavend-Çözülme zülfüne ey dil ruba dil bağlayanlardan
Nihavend-Culus etti şehinşahı keremkar
Nihavend-Dün gece rüyada gördüm
Nihavend-Ey mehi Yusuf siyem ruzigar
Nihavend-Gahi gönül firakın ile derd nak olur
Nihavend-Mahzun ise dil anda safa cilveger olmaz
Nihavend-Meyler süzülsün meydane gelsin
Nihavend-Nadidei hüsnü mümtaz
Nihavend-Niçin ta subh olunca aşk barım
Nihavend-Nevbaharı dilsitansın sevdiğim
Nihavend-Ruyinden at nikabı
Nihavend-Şarab iç gülfeminde gül açılsın
Nihavend-Söyle nedir baisi zarın gönül
Nihavend-Taki elemi felekle ülfet
Nihavend-Tarife gelir mi zülfi siyahı
Nihavend-Uyur daim uyanmazdı benim
Nihavend-Vücud ikiminin sultanı sensin
Nihavend-Yadigar kaldı dilde bana bu ah
Nikriz-Dağlar yarimi gördün mü
Rast-Aşık oldur kim kılar canın feda
Rast-Çeşmi mahmurun sebebtir nale vu feryadıma
Rast-Ehli dil isen kendine zevkeyle cefayı
Rast-Esti nesimi nevbahar
Rast-Ey gülnihali işve baz
Rast-Hatırımdan çıkmaz asla ahdü peymanın senin
Rast-Mukedder derdi peyderpeyle şimdi
Rast-Neyledi gör bana ol mahı mehi
Rast-Seylu ateşden güvenilir olmaz yapılmış haneler
Rast-Vatan şarkısı
Rast-Vuslatından gayri el çektim yeter ey bifa
Saba-Cihan gözümde yok fazlaca zamandır
Saba-Dilberan ahdi vefayı unuturlar
Saba-Haberin var mı saba kaküli cananımdan
Saba-Nigahı mestine canlar dayanmaz
Saba-Söyle sen kastın nedir aya bana
Sabazemzeme-Aşkınla düştüm ateşe
Sabazemzeme-Gönül bilmezmisin ol şivesazı
Sabazemzeme-Kabul eyle sanadır arzı halim
Sabazemzeme-Sevinç mendim sunma lutf et sakıya peymaneyi
Sabazemzeme-Yareledi yarim dili zarımı
Segah-Bülbül yetişir bağrımı hun etti figanın
Segah-Düştü dildar ile firkat areye
Segah-Feryadımı gördükçe benim ey güli rana
Segah-Her kimde var aşk iptilası
Segah-Olmaz ilaç sinei sad pareme
Segah-Sadri cümle mürselin sensin
Segah-Saki bu safa haneyi kalımlı mi sanırsın
Segahmaye-Gördüğüm şeb bağrımı hun eyledin
Suzinak-Akıl ermez şu feleğin oynu fazlaca
Suzinak-Alınca gönlümü mihri cemali
Suzinak-Başladın ağyar ile ünsiyyete
Suzinak-Beni bizar ederken serzenişler
Suzinak-Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı
Suzinak-Bir dil ki tutsak gam olur
Suzinak-Çekme elemi derdini bu dehri fenanın
Suzinak-Cevretme bana bu şekilde
Suzinak-Damı hüsnü yarimin özge şikarıdır gönül
Suzinak-Edemem hiç kimseye halim yakınma
Suzinak-Eski halini asla göremem
Suzinak-Gözümden gitmiyor bir dem imgesel
Suzinak-Hüsnü alemini tuttu senin şöhreti şanın
Suzinak-Meclis bezendi sun bade saki
Suzinak-Pabusuna ermek üzre ey yar
Suzinak-Suzinak etme beni ey mehveşim
Suzinak-Uslanmadı hala emeli bitmedi gönlüm
Suzinak-Yandım o güzel gözlere
Suzinak-Gene murgi seher avazelendi
Şehnaz-Rubude oldu sim tene gönlüm
Tahir-Kat idup gerdeni gerdandan emel zincirin
Uşşak-Akibet-bezdirdi benden
Uşşak-Baht uyansa habe var ise didei bidarımız
Uşşak-Baştan başa isterse cihan güllerle donansın
Uşşak-Bir melek surat peri gördüm der i meyhanede
Uşşak-Derdinle senin ey güli nevreste nihalim
Uşşak-Ey şuhi cefa pişe bırak vazı cefayı
Uşşak-Gönlümün baisi giryanlığı
Uşşak İlahi-Tanrı adın dillerde
Uşşak-Meyhane mi bu bezmi tarab hanei cem mi
Uşşak-Meyhaneyi seyrettim
Uşşak-Olmaz dilim elemden
Uşşak-Pare pare oldu sinem
Uşşak-Saki içelim cam ı musaffayı keremden
Uşşak-Saki yetişir uyan aman gel
Uşşak-Usandım ağlayıp ah eylemekten
Uşşak-Yandım bilerek çaresi yok

Kaynak:Yaşam öyküsü.info

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir