I. Alaaddin Keykubad

I. Alaaddin Keykubad Biyografisi

Anadolu Selçuklu Devletinin 12. Sultanı

I. Alaaddin Keykubad, 1192 senesinde dünyaya geldi. I. Gıyaseddin Keyhüsrev‘in ortanca erkek evladıdır. İlk öğrenim ve terbiyesini İstanbul’da atabey ve hocaları idaresinde aldı.

Oldukca iyi bir öğrenim ve terbiye ile yetiştirildi. Türk-İslam geleneğine bakılırsa Komut Seyfeddin, Ay-Aba ve Komut Bedreddin Gevhertaş kendisine atabeg belirleme edildi. Ana dili olan Türkçenin yanında, Farsça, Rumca ve Arapça öğrendi. Ek olarak yüksek İslami ilimleri ve astronomiyi öğrendi.

I. Alaaddin Keykubad, Saltanatı süresince inşa ettirdiği ve bir çok günümüze kadar erişen eserleri ile yönetimsel ve askeri bakımdan hem şahsına hem de devletine kazandırdığı prestij sebebiyle Anadolu ve dünya tarihinin kaydettiği en kuvvetli Anadolu Selçuklu Devleti sultanıdır.

I. Alaaddin Keykubad’ın babası I. Gıyaseddin Keyhüsrev tahtı kardeşi Rükneddîn Süleyman Şah‘a bırakmak mecburiyetinde kalıp 1196’da İstanbul’a gurbete gitmiştir. I. Gıyaseddin Keyhüsrev 1205 senesinde İstanbul’dan dönerek tekrardan Selçuklu tahtına geçince Keykubad’ı altı yıl kalacağı Tokat‘a melik belirleme etti. Meliklik döneminde bastırdığı paralarda “el Melikü’lmansur Alaüddevle ve’ddin Nâsıru emiri’lmü’minin” unvan ve lakabını kullandığı görülmektedir.

1205’te Tokat meliki (valisi) belirleme edilerek devlet yönetimi görevine başladı. 1211 senesinde babasının Alaşehir Savaşı esnasında ölmesi üstüne Sultanlığa ilkin ağabeyi I. İzzeddin Keykavus en büyük oğul olduğundan devlet erkanı tarafınca Kayseri‘de sultan duyuru edilince, ağabeyinin hükümdarlığını kabul etmeyip ittifakına almış olduğu Ermeni Kralı Leon ve Erzurum meliki olan amcası Mugisüddin Tuğrul Şah ile beraber Kayseri’yi muhasara etti. Sadece netice alamayıp Ankara Kalesi’ne çekildi, erzak stoku tükenince kendisine ve Ankara halkına zarar verilmemesi şartıyla teslim oldu ve Malatya’daki Minşar Kalesine hapsedildi.

Ağabeyi I. İzzeddin Keykavus 1220 senesinde vefat ederken tahtın I. Alaeddin Keykubad‘a verilmesini vasiyet etti. Kendisi bu sırada Kezirbert kalesinde hapiste bulunuyordu. Vasiyet üstüne hapisten çıkarıldı ve büyük bir törenle Konya’ya getirtilip 28 yaşlarında iken Selçuklu tahtına oturmuştur.

Batıda Bizanslıların yanı sıra, Doğuda Moğol Tehlikesinin başgöstermesi üstüne Eyyubîlerle dost olmanın faydasına inanan I. Alaeddin Keykubad, tahta geçer geçmez Eyyubi Hükümdarı elMelikü’lAdil’in kızı Melike Adile ile evlenmek suretiyle Eyyubilerle bozulmuş olan ilişkileri düzeltme yoluna gitti.

Alaaddin Keykubad tahta geçtikten sonrasında yaklaşan Moğol tehlikesine karşı tedbirler aldı. Başta Konya, Sivas ve Kayseri olmak suretiyle birçok şehirde kale ve surları onarım ve tahkim ettirdi. Kale ve Sur’u olmayan yerlerde kale ve sur inşa ettirdi.

Moğolların Bağdat’a saldırı etme ihtimali üstüne, yardım isteyen Halifenin hizmetine ordu gönderdi. Moğol hücumu olmayınca bu beş bin kişilik ordu geri döndü.

Anadolu Selçuklu Devletini döneminde dünyanın en varlıklı, en ihtişamlı devleti haline getiren Sultan I. Alaeddin Keykubad, Anadolu’yu baştanbaşa bayındır etmiş ve ilim müesseseleri ile donatmıştır. Bu yönüyle o, Anadolu rönesansını gerçekleştirmiş büyük bir devlet ve kültür adamıdır.

Sultan Alaaddin bir taraftan da fetih hareketlerine girişmişti. İlk olarak 1223’te Akdeniz’in önemli noktalarından Kalonoros’u (Şimdiki Alanya) fethetti. Bu güzel limana kendi ismine izafeten Alâiye (Alanya) dendi. Burada büyük bir tersane kurdurarak deniz filosunu güçlendirdi. Şehri kendisine teslim eden Kyr Vart’ın kızı ile evliliğe ilk adımını attı.

I. Alaeddin Keykubad, Trabzon-Rum İmparatorluğunun enerjisini kırmak için Sinop’ta bir donanma kurdu. Ayrıca Selçuklu tüccarlarının şikayetleri üstüne Kastamonu emiri Hüsameddin Çoban’ı Karadeniz donanmasıyla Kırım Seferine işgören etti. Komut Çoban mühim bir tecim şehri olan Sugdak’ı fethetti. Şehirde bir cami inşa ettirdi ve askerlerini yerleştirdiği bir garnizon kurdu. Ruslar, Sugdak’ın Selçuklu hakimiyeti altına girmesini tanımak zorunda kaldılar. Çavlı Bey de Silifke’ye kadar olan Akdeniz kıyılarını fethetti. Güneyden gelen tecim yollarını tehdit eden minik Ermenistan krallığını cezalandırmak suretiyle Mübarezeddin Çavlı ve Mübarezeddin Ertokuş kumandasında bir ordu göndererek İçel’i devletin toprakları arasına kattı. Moğol istilasına karşı Harzemşah Hükümdarı Alaeddin Muhammed’in oğlu Celaleddin Mengüberti ile ittifak denemesi yapmasına karşın, Mengüberti’nin dar görüşlü olması sebebiyle bu girişim sonuçsuz kaldı.

Mengücekoğulları huzursuzluk çıkarmaya başlamışlardı. İleride Moğollarla yapacağı çarpışmalarda Erzincan ve havalisini ellerinde bulunduran Mengücekoğulları tarafınca arkadan vurulacağını hesap eden Alaeddin Keykubad bu bölgeyi garantiye almayı düşündü ve 1225’te Erzincan’ı fethederek Mengücekoğullarını ortadan kaldırdı. 1225-28 tarihleri içinde Mengücüklerin başına geçen Davud Şah bin Behramşah’ın Anadolu Selçukluları aleyhine Tuğrul Şah, Harezmşah Celaleddin Mengüberdi ve İsmaili reisi Alaeddin’le ittifak ettiğini duyan Alaeddin Keykubad, bunlara karşı harekete geçerek Erzincan, Kemah ve Şebinkarahisar’ı devletine kattı. Bu esnada Celaleddin Mengüberti Ahlat’a hücum etti. Bunun sonucu Yassıçimen’de 1230’da vuku gören harpte Celaleddin’i büyük bir yenilgiye uğrattı ve Erzurum’u kolayca ele geçirdi.

Gergoman Noyan komutasındaki Moğollar Sivas’a kadar gelmiş olarak, buraları yakıp yıktılar. Selçuklu kuvvetleri, Moğolları Erzurum’a kadar takip ettiyse de yetişemedi. Bu Moğol akınının, Gürcü kraliçesi Rosudan’ın tahrikiyle meydana geldiğinin anlaşılması üstüne, Gürcistan’a sefer düzenlendi. Gürcülerle meydana getirilen savaşlarda, Gürcü kuvvetleri bozguna uğratıldı ve meydana getirilen anlaşmayla Gürcistan’da bazı kaleler, Anadolu Selçuklu Devletine bırakıldı.

Kilikya Ermeni Krallığını üç taraftan gönderilmiş olduğu ordularla sıkıştırıp küçülten sultanın fethettiği İçel bölgesine yerleştirdiği Türkmenler bilahare Karamanlı Beyliği’nin teşekkülüne sebep olacaktır. Gürcistan’a gönderilmiş olduğu bir ordu ile kraliçeyi tabiiyetine soktu. Van Gölü havzasını Eyyubiler’den aldı. Sadece bu fetih, Eyyubilerle arasının bozulmasına yol açtı. Eyyubilerin gönderdikleri orduyu, Torosların güneyinde yenerek, Harput ve Urfa’yı ele geçirdi.

Tarihlerin kaydettiği büyük idarecilerden birisi olan Alaeddin Keykubad, idareciliği esnasında devleti ihtişamın zirvesine çıkarmıştır. Takip etmiş olduğu dâhice bir tecim ve ekonomi siyaseti ile Anadolu Selçuklu Devletini dünyanın en varlıklı ve en müreffeh ülkesi haline getirmişti. Ülkeyi bir uçtan bir uca yollarla kervansaraylarla donatmıştı. Surlar, kaleler ile yeni kent ve kasabaların inşası yanında, kervansaray, cami, medrese, hastahâne ve köprü yapımı şeklinde bayındır faaliyetinde bulunarak ülkeyi mâmur hale getirdi. Ordu ve donanmaya oldukca önem verdi. Muhteşem bir ordu kurdu. Şeker, dokuma ve tabanca imalathaneleri kurdurdu.

Beyşehir Gölü üstünde Kubadabad, yazları oturmuş olduğu Kayseri civarlarında da Keykubadiye mamurelerini inşa ettirdi. Cami, medrese, kervansaray ve hastane şeklinde pek oldukca büyük bina ve müesseseler yaptırarak unutulmaz eserler bıraktı. Konya Alaeddin Camii ve Beyşehir Kubadabad Sarayları yaptırdığı en mühim eserlerdir. Yaptırdığı kervansaray, kale ve sarayların kalıntıları Anadolu’nun çeşitli yerlerinde hala bulunmaktadır.

I. Alaeddin Keykubad, siyasal başarılarının yanı sıra ülkesinin tutumsal ve kültür yönünden de gelişmesine ehemmiyet vermiş, yapmış olduğu seferler ile tecim yollarının güvenliğini elde etmiş ve bu maksatla birçok kervansaray inşa ettirmişti. İlim ve kültür ile uğraşanları himaye etmiş, Moğollar önünden kaçan Türkistanlı ve İranlı alim, ozan ve sanatkarlara kucak açmıştı. Devlet işleri, askeri seferleri, bilimsel ve yazınsal meşguliyet ve sohbetleri haricinde eğlenceye de zaman ayırır; mızrak, ok, top ve satranç oyunlarından hoşlanırdı. Müzik, fotoğraf, oymacılık, marangozluk sanatlarında ve mücevheratı takdirde oldukca mahir idi.

Kendisi de âlim bir zat olan Sultan Alaeddin Keykubad ilme ve âlime son aşama kıymet verirdi. Tanınmış âlimleri çağrı eder, onları muhteşem surette ağırlardı. Konya‘ya gelen Bahâeddin Veled ve oğlu Celaleddin Rûmî’ye (Mevlana) büyük saygı göstermişti.

I. Alaaddin Keykubad, 30 Mayıs 1237 tarihinde Suriye’yi fethetme hazırlıkları içinde iken yabancı elçiler için büyük bir ziyafet verdi ve bu ziyafette yediği kuş etinden Kayseri’de zehirlendi ve 17,5 yıl saltanat sürdükten sonrasında 45 yaşlarında vefat etti. Naaşı Konya’ya getirilerek kendisinin yaptırdığı camiin tarafındaki türbeye defnedildi. Yerine II. Gıyaseddin Keyhusrev Anadolu Selçuklu Devletinin 13. Sultanı olarak başa geçti.

Kendisinin ölümünden sonrasında, hanımları Mahperi Hatun ile Melike Adile Hanım Kayseri’den ayrılmamışlardır. Mahperi Hatun, kendi adıyla anılan Hunat Camii, Medresesi ve hamamını yaptırdı.

I.Alaeddin Keykubad tarafınca yaptırıldığı mevzusunda yanlış bir kanaat bulunan, Konya kent merkezinde Alaeddin Tepesi üstünde yer edinen Alaeddin Camii, en büyük Selçuklu camisi olup son olarak Prof. Dr. Remzi Duran’ın cami kitabelerinden yola çıkarak yapmış olduğu değerlendirmeye bakılırsa, Sultan I. Mesud zamanında mevcut olan yapı, Sultan II. Kılıç Arslan zamanında onarım ve ilave görmüş, Sultan I. İzzeddin Keykavus döneminde genişletilmiş ve nihayet I. Alaeddin Keykubad dönemin da tamamlanmıştır.
Kaynak:Yaşam öyküsü.info

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir