III. Ahmet

III. Ahmet Biyografisi

Osmanlı padişahlarının yirmi üçüncüsü, İslam Halifelerinin seksen sekizincisi olan III. Ahmet’in 27 devam eden padişahlık periyodu esnasında Avrupa devletleri ile meydana getirilen mücadeleler devam etti. Pasarofça Antlaşması‘yla sulh dönemine girilen devirde toplumsal ve kültürel alanda emekler yapılmasını sağlamış oldu.

III. Ahmet, 31 Aralık 1673‘te hayata merhaba dedi. IV. Mehmet‘in Rabia Gülnuş Emetullah Sultan’dan ikinci oğluydu. Şehzadeliği ilkin Topkapı, sonrasında Edirne Sarayı’nda geçen III. Ahmet, eğitimini Sultanî Mehmet Efendi‘den hemen sonra ise Seyyit Feyzullah Efendi‘den aldı. Ağabeyi II. Mustafa‘nın çıkan isyandan dolayı tahttan indirilmesi üstüne 22 Ağustos 1703‘te 30 yaşlarında tahta geçti.

III. Ahmet tahta geçer geçmez kardeşi II. Mustafa’nın tahttan inmesine yol açan Edirne Vakası‘nda adı geçen kişilerin cezalandırılmasını emretti. Baltacı Mehmet Paşa‘yı sadarete getirerek devletin iç işlerini düzenlemek için emekler yapmış oldu. Tahta geçtiğinde Karlofça Antlaşması‘ndan dolayı ülke sulh içindeydi. Sadece Demirbaş Karl lakaplı İsveç Kralı XII. Carl‘ın, Potrova’da Rus Çarı I. Petro ile yapmış olduğu muharebede yenilmesi üstüne Demirbaş Karl Osmanlı Devleti‘ne sığındı. Kralı takip eden Rus orduları Osmanlı topraklarına girip tahribatta bulunmuş oldu. Bu durum üstüne 9 Nisan 1711‘de Osmanlı Devleti Rusya‘ya harp açtı. Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki ordu Tuna’yı geçerek Eflak’a girdi. Osmanlı birliği Karadeniz’den destek sağlayarak Kırım birlikleri ile Palcı mevkiinde Rus ordusunu kuşattı. 12-21 Temmuz 1711‘de meydana gelen Prut Savaşı‘nda Yeniçeriler’in isteksizliği yüzünden iyi bir netice alınamadı. Rus Çarı I. Petro araya Çariçe I. Katerina‘yı sokarak Baltacı Mehmet Paşa‘ya sulh teklifinde bulunmuş oldu. 1711 yılının Temmuz ayında meydana getirilen görüşmeler sonucunda sadrazam Prut Antlaşması‘nı yaparak İstanbul‘a döndü.

Padişah bu anlaşmadan memnun kalmadığı için Baltacı Mehmet Paşa‘yı azlederek yerine Damat Ali Paşa‘yı getirdi. Rusların antak kalma metnine uymaması sonucunda yeni Sadrazan Damat Ali Paşa, Rusya üstüne yürüdü. 1713 senesinde imzalanan Edirne Antlaşması ile Karlofça Antlaşması‘nda Ruslara verilen bölgeler geri alındı.

Karlofça Antlaşması‘yla Venedik ve Avusturya‘ya verilen yerlerin de geri alınması için emekler başladı. Venedik’in Karadağlıları himaye etmesi üstüne Venedik‘e harp açıldı. Avusturya‘nın Karlofça Antlaşması‘nın maddelerince Mora’nın Venediklilere verilmesini istemesi üstüne Avusturya da harbe dahil oldu. 1716 senesinde Petervaradin’de meydana getirilen muharebede, Avusturya Venedik’in ittifakı sonucu Osmanlı ordusu yenilgiye uğratıldı ve Damat Ali Paşa yaşamını yitirdi. Bu durumdan yaralanan Avusturya orduları Tamaşvar ve Belgrad‘ı ele geçirdiler. Petervaradin mağlubiyeti neticesinde 1 Temmuz 1718‘de Pasarofça Antlaşması imzalandı.

Antlaşmaya nazaran Sava Nehri sınır olmak suretiyle Belgrad, Banat ve Semendire Avusturya’ya; Dalmaçya, Bosna ve Arnavutluk kıyıları Venedik’e verildi, Mora Yarımadası Osmanlı’da kaldı.

Pasarofça Antlaşması‘ndan sonrasında Osmanlı Devleti, 1730 yılına kadar 12 senelik bir sulh ve refah periyodu yaşadı. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa‘nın sadrazam olduğu bu döneme “Lale Devri” denilmektedir. Damat İbrahim Paşa da III. Ahmet de barışçıl bir politikadan yanaydılar.Ülke içinde huzuru sağlamak, orduyu kuvvetlendirmek, devleti maddi ve içsel en yüksek seviyeye çıkarmak için çalışıldı. İstanbul‘da ilk basımevi kuruldu. Yalova’da kağıt, İstanbul’da Tekfur Sarayında bir çini fabrikası açıldı. İstanbul’a çağrı edilen ve uzun seneler İstanbul’da kalmış olarak orada vefat eden Comte de Bonneval (Humbaracı Ahmed Paşa), humbaracı ocağını ıslah etti. İstanbul’un su ihtiyacını temin için bir de bend yaptırılıp “Derya-yı Sim” adı verildi. İstanbul’da sık sık çıkan yangınları daha süratli denetim altına almak için, yeniçeriler içinden bir itfaiye örgütü oluşturuldu. Her tarafta birçok köşk, saray ve lale bahçeleri yapılmış oldu.

1724 senesinde İran-Safevi Devleti’nde taht kavgaları başlamıştı. Bu durumdan yararlanarak İran‘ı ele geçirmek isteyen Rusya harekete geçti. İran’ın Rusya’nın eline geçmesini istemeyen Osmanlı Devleti, İran’a sefer düzenleyerek Gürcistan, Cenup Azerbaycan, Luristan, Erdelan, Kirmanşah ve Hemedan‘ı ele geçirdi. 1725‘de Osmanlı askeri Tebriz‘e girdi. Gence, Revan ve Nahcivan alındı. Ruslarla meydana getirilen İstanbul Antlaşması‘na nazaran Azerbaycan‘da alınan bölgeler Osmanlılarda duracak, Derbent, Bakü ve Dağıstan Ruslara bırakılacaktı.

1730 senesinde Ender Şah İran hakimiyetini ele geçirerek, İran birliğini yeniden kurdu. Osmanlı Devleti‘nin elinde bulunan mühim bazı eyaletleri geri aldı. Bu durum Damat İbrahim Paşa’nın düşmanlarını harekete geçirdi. Zevk ve sefahat devrinden memnun olmayan bu yapılanları israf olarak gören bir kitle oluşmuştu. Bu topluluk İran seferinden negatif haberler gelmesi üstüne, harekete geçmiş camilerde ve öteki yerlerde propaganda yaparak ayaklanmanın zeminini yapmaya başlamıştı. Yeniçerilerin içinde de huzursuzluk belirmişti. Bazı devlet adamları, padişah ve Damat İbrahim Paşanın İran üstüne sefere çıkmak suretiyle Üsküdar’a geçtikleri sırada Yeniçerileri ayaklandırarak büyük bir isyan başlattılar. 1 Ekim 1730‘da on yedinci Ağa Bölüğü Yeniçerisi Patrona Halil isminde bir asinin önderliğinde süregelen isyan kısa sürede büyüdü. İsyancılar sadrazamın ve padişahın görevinden alınmasını istediler. Bunun üstüne bazı devlet adamları isyancılara teslim edildi ve idam edildi. İsyancılar İstanbul’a büyük zarar verdiler. Sadabad Köşkü’nü yaktılar. Divan şairlerinden Nedim bu isyan esnasında yaşamını yitirdi.

Patrona Halil ve isyancıların isteği üstüne 1 Ekim 1730‘da III. Ahmet tahttan indirilerek yerine I. Mahmut getirildi. 27 yıl hükümdarlık meydana getiren III. Ahmet yaşamının geri kalanını ilim ve yakarma ile geçirdi. 1 Temmuz 1736 tarihinde vefat etti. Yeni Cami’de Turhan Valide Sultan Türbesi’ne defnedildi.

III. Ahmet ülkenin bayındır çalışmalarına ehemmiyet verdi. Anası için Üsküdar’da Yeni Valide Sultan Camii ve bunun yanında bir sebil, çeşme, sıbyan mektebiyle bir imaret yaptırdı. Galata Kulesini onarım ettirdi. Topkapı Sarayının Bab-ı hümayun kapısı önünde yaptırdığı çeşme, Osmanlı mimarisinin şahane bir eseridir. Kağıthane, Çağlayan Kasrı önünde, Hasköy’de, Aynalı Kavak Kasrı civarında, Üsküdar’da, Üsküdar İskele Camii meydanında klasik tarzda dört cepheli olmak suretiyle pek oldukca çeşme inşa ettirdi. 1715‘de Galatasaray haricinde bir cami, 1716‘da Bebek Camii ile etrafındaki külliyeyi yaptırdı. İlim adamlarını ve sanatkârları korudu.

III. Ahmet hem de ozan ve hattattı. “Necib” mahlasıyla şiirler yazdı. Ek olarak Musiki ile de yakından ilgileniyordu. Divan şairlerinden Urfalı Nabi Efendi‘nin hem kendisini hem de şiirlerini oldukca severdi. Yaptırdığı Sultanahmet Çeşmesi‘ne kendi şiirini bizzat yazdı. Topkapı Sarayı önünde yaptırdığı çeşmenin cephesine, şu zamanı bizzat kendisi yazmıştır.

Târihi Sultân Ahmed’in cârî zebân-ı lüleden
Aç Besmeleyle iç suyu Hân Ahmed’e eyle du’â
(Aynur, Karateke, 1995:175)

Kaynak:Yaşam öyküsü.info

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir