III. Mustafa

III. Mustafa Biyografisi

Osmanlı padişahlarının yirmi altıncısı, İslam halifelerinin doksan birincisi olan III. Mustafa’nın padişah olduğu dönem Osmanlı Devleti’nin Avrupalı devletler ile cenk içinde olduğu zor bir dönemdi. 16 yıl 3 ay padişahlık yapmış ve padişahlığının son döneminde ağır yenilgiler almış olan III. Mustafa bu hezimete dayanamayarak vefat etmiştir.

III. Mustafa, 28 Ocak 1717‘de İstanbul’da hayata merhaba dedi. Babası III. Ahmet, anası Mihrişah Sultan‘dır. Lale Devri‘ne girilirken doğan III. Mustafa, çocukluğunu bu devrin renkli ortamında geçirdi. Damat İbrahim Paşa ile babası III. Ahmet’in düzeltim çalışmlarını yakından takip etti. Şehzadeliği boyuca iyi bir eğitim görerek yüksek din ilimleri, edebiyat, tarih, coğrafya ve askeri bilimleri devrin büyük âlimlerinden aldı. 1730 senesinde Patrona Halil İsyanı‘yla tahttan indirilen babasıyla birlikte 27 yıl süresince kafes yaşamı yaşadı. III. Mustafa’nın vefatıyla 30 Ekim 1757‘de tahta geçti. Hem de tahta çıktığında cülus bahşişi veren son padişah oldu.

Saltanatının ilk yılları sulh içinde geçti. Koca Ragıp Paşa, tahta çıkışından vefatına kadar sadrazamlıkta kaldı. Tahta çıktıktan sonrasında devlet işlerini ciddi bir şeklide yerine getirmeye ve mali mevzularda emekler hayata geçirmeye başladı.

III. Mustafa tahta geçtiğinde Avrupa’da “Yedi Yıl Savaşları” (17561763) devam etmekteydi. Müttefiklerden Prusya ve Fransa ittifak yapılması suretiyle Osmanlı Devleti‘ne siyasal, askeri ve mali alanda yardım yapacağını belitti. Sadece III. Mustafa belirli bir tarafın içinde yer almamayı tercih etti. Çağdaş görüşü ve yeniliği benimseyen III. Mustafa, Avrupa’daki askeri gelişimleri takibe alarak ordusunu güçlendirdi. Fransa, Rusya’nın önünde bir tampon olduğundan Osmanlı Devleti’nin güçlenmesin istiyordu. Bu yüzden askeri alanda yapılacak reformlar için bir kurul göndermeyi kabul etti. Sadece içinde bulunmuş olduğu cenk durumundan dolayı Fransa’ya güvenemeyen Osmanlı Devleti, Macar soylusu Baron de Tott‘un ıslah çalışmalarına izin verdi. Hızlıca ordunun ve donanmanın yenilenmesine başlanıldı. Sınırdaki Hotin, Bender ve Aslı Kaleleri güçlendirildi. İstanbul’da bulunan Baron de Tott, Tophaneyi ıslah ederek yeni toplar döktürdü. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının müdafaası için, Hasköy‘de yeni bir top dökümhanesi yapılması, orduda kullanılan kayık köprü sisteminin tadili ve top otomobillerinin yeni düzenleme suretiyle düzenlenmesi benzer biçimde yenilikler yapılmış oldu.

Yedi Yıl Savaşları’nın bitmesinden sonrasında Avrupa devletlerinin aralarında Lehistan topraklarını paylaşması üstüne Leh milliyetçileri Osmanlı Devleti’ne gelmiş olarak Balta‘ya sığındılar. Bu grubu takip eden Rus orduları bölgeye girerek büyük bir kırım yaptılar. Bu vaka 18 Eylül 1739‘da Rusya ile meydana getirilen Belgrad Antlaşması‘nın ihlali demekti. Bunun üstüne toplanan divan 8 Ekim 1768‘de Rusya’ya cenk açılmasına karar verdi. 1769 Şubatında Kırım Hanı Kırım Giray‘ın orduları Cenup Rusya’ya girdiler. Sadrazam Yağlıkçızade Mehmet Güvenli Paşa‘nın başlangıcında olduğu ordu 1 Mayıs 1769‘da Hotin Zaferi‘ni kazanmıştır. 12 Ağustos 1769‘da ikinci kez hücum eden Rus ordularına karşı bir kez daha zafer kazanıldıktan sonrasında Yağlıkçızade’nin ölümü üstüne yerine Moldovanlı Ali Paşa belirleme edildi. Yeniçerilerin itaatsizliği ve savaştan kaçması, alev ateş silahların kullanılamaması benzer biçimde nedenlerden başarısız olunduğundan Rus orduları Romanya’ya kadar ilerlediler. İngiltere ve Fransa’nın desteğini alan Rus birliği Akdeniz’e inerek Koron, Modon, Navarin, Patras ve Kalamota benzer biçimde bölgelerde Slavlık propagandası yaparak isyana temiz hazırladılar. Mora Serdarlığı’na belirleme edilen Kaptan-ı Derya Mandalzade Hüsamettin Paşa‘nın Mora çıkartmasıyla Rumlar geri çekilerek yetmiş bin kişilik Maynot-Rum ordusu, Tripoliçe’de 9 Nisan 1770‘te bozguna uğratıldı. Hüsamettin Paşa’ya “Mora Fatihi” unvanı verilip, bölgedeki asiler temizlendi.

Bu sırada Akdeniz’de Çeşme dolaylarında bulunan Osmanlı birliği İngiliz subayların yardımıyla Ruslar tarafınca yakıldı. Osmanlı Devleti’nin uzun senelerdir sürdüğü kuvvetli konum bu vakalar neticesinde son buldu. 1770 yılının Ağustos ayında, Kont Romanzov komutasındaki Rus kara kuvvetleri, Boğdan‘ın Kartal (Larga) mevkiinde Sadrazam İvazzade Halil Paşa‘yı yenik ettiğinde Bender Ruslar’ın eline geçmiş oluyordu.Rusya böyle de kalmayarak ve Kırım’ın kapısı olan Orkapı‘yı kuşattı. Çariçe, Osmanlı Devleti’nden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırım’ı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi.

1771 senesinde Rusya Eflak‘ı işgal ettiler. Arkasından Dobruca‘ya kadar ilerlediler. 2 Ağustos 1771‘de Aslı (Kırım), 12 Eylül 1771‘de Yerköyü (Romanya), 29 Haziran 1773‘te Silistre (Romanya), 20 Ekim 1773‘te Varna (Bulgaristan) zaferleri kazanıldı. III. Mustafa, beş yıldan beri devam eden Rus Seferini neticelendirmek için hazırlanırken, 21 Ocak 1774‘te vefat etti. 17681774 Osmanlı-Rus Harbi, I.Abdülhamit devrinde, zafer kazanılmasına bakılmaksızın, 21 Temmuz 1774‘te imzalanan Minik Kaynarca Antlaşması‘yla aleyhte neticelendi.

III. Mustafa, İstanbul Laleli’deki türbesine defnedildi. Dindar, çalışkan, adil, azimli bir padişah olan III. Mustafa, askeri, yönetimsel ve mali birçok mevzuda reformlarda bulunmuştu. Güzel konuşur ve yazardı. Hem de “Cihangir” mahlasıyla şiirleri de bulunmaktadır. Süveyş‘te kanal açmak, Sakarya Nehri‘ni Sapanca Gölü üstünden İzmit Körfezi‘ne bağlamak benzer biçimde projeleri bulunsada yoğun geçen cenk döneminden dolayı bu tarz şeyleri gerçekleştiremedi.
Kaynak:Yaşam öyküsü.info

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir