İkinci Dünya Savaşı’nda Geliştirilen Askerî Teknolojiler

II. Dünya Savaşı askerî araştırmalar için meydana getirilen harcamalarda büyük artışlara niçin oldu. Askerî araştırmalar için 1939’da 13 milyon dolar ayrılırken 1944’te bu sayı 1,5 milyar dolara terfi etti. II. Dünya Savaşı; stratejik bombalama teknolojisinde gelişmelerin olduğu, nükleer silahların buluş edilmiş olduğu, bilgisayarların kullanılmaya başlandığı dönem oldu. Balistik ve lojistikteki değişiklik komuta, denetim, yazışma ve haber alma alanlarında gelişmeler yaşanmasını sağlamış oldu. Atom bombasının icadı, muharebede ölen insan sayısının artmasına yol açtı.

II. Dünya Savaşı’nda hesap uzmanlarına yardım etmek suretiyle mekanik bilgisayarlar geliştirildi. Dünyanın ilk bilgisayarları ENİAC (Elektronik Sayısal Birleştirici ve İşlemci) ve MARK 1, II. Dünya Savaşı’nda ordunun ısrarıyla geliştirildi. Mark 1’i Prof. Howard Aiken (Havırd Eykın), Harvard’da ABD birliği için yapmış oldu. Los Alamos’taki (Los Alamos) atom bombası laboratuvarlarında fizik denklemlerinde ENİAC kullanıldı. Bilgisayarlar gelecekteki nükleer silahların tasarımında ve yapımında olmazsa olmaz hâle geldi.

II. Dünya Savaşı’nda müttefiklerin havada ezici üstünlüğü ele geçirmeleri, Almanları hedeflerine ulaşmak için yeni araçlar bulmaya itti. Almanlar 1937’den beri üstüne çalışmış oldukları V1 ve V2 balistik füzeleri 1942’den itibaren üretmeye başladılar.

II. Dünya Savaşı deniz savaşlarında büyük değişikliklere yol açtı. Harp süresince denizaltılarda ve ona karşı müdafa teknolojisinde gelişmeler oldu. Tayyare (Görsel 2.25), mayın ve denizaltılar deniz yüzeyindeki gemiler için korkulu silahlara dönüştü. Ağır kruvazörler, iki harp arası dönemdeki yoğun silahlanma yarışının ürünü oldu. Japonya büyük ve kuvvetli gemiler inşa etti, öteki devletlerin donanmaları da bu yarışın içinde yer aldı. Denizaltılarla savaşmak için tasarlanan ve donatılan oldukca sayıda minik geminin yanında hücumbotlar ve cep denizaltıları üretildi. Cep denizaltıları daha oldukca İngiltere, Almanya, İtalya ve Japonya tarafınca kullanıldı. II. Dünya Savaşı’nda zırhlılar ve muharebe kruvazörleri de kullanıldı. Japonya ve ABD’nın inşa etmiş olduğu tayyare gemileri (Görsel 2.26), Pasifik Cephesi’nde Amerikan ve Japon orduları arasındaki savaşın kazanılmasında mühim rol oynadı. Denetim sistemlerinde ve bulgu donanımındaki gelişmeler yardımıyla mevcut silahların isabet ve vuruş güçleri artırıldı.

II. Dünya Savaşı karada tankların savaşı olarak bilinir. Tankta sağlanan üstünlüğün savaşın kaderini belirlediği kabul edilir. Almanya’nın savaşın ilk dönemindeki başarısı, ürkütücü panzer tümenlerine dayandı. Leopard, Panther şeklinde o devrin görmüş olduğu en etkili tanklara (Görsel 2.27) haiz olan Nazi Almanyasının toplamda 10 model olan panzer serisinin en güçlüsü, bağlaşık ordularının baş belası hâline gelen ve 88 milimetrelik topu, 120 milimetrelik zırh kalınlığı ile Tiger (Taygır) tankları oldu. II. Dünya Savaşı’nda 50, 75, 88, 90’lık toplar taşıyan tanklar, geçmiş olduğu her yerde müdafa sistemlerini ezdiler ve zamanında piyadeleri durduran otomatik tüfeklerin önemini azalttılar.

İngilizlerin ürettiği hafifçe tanklar, piyade tankları ve tank avcıları bilhassa Fransa’da ve Şimal Afrika’da Almanya’yı zor durumda bıraktı. Ek olarak A13 Cruiser (Kırüzır) ile başlayıp A 34 Comet’a (Kamıt) giden İngiliz tank avcıları pek oldukca cephede savaşın gidişatını değiştirdi. Alman Kaplanı tankına karşı 4’lü gruplar hâlinde hareket ederek üçünü yem olarak tutup dördüncüsüyle Kaplan’ı etkisiz hâle getiren tanklar da ABD tarafınca üretilen Sherman (Şirman) tank ekipleriydi. Ruslar tarafınca üretilen T-34 tankları ise tüm zamanların en iyi tankı olarak değerlendirildi.

II. Dünya Savaşı yıllarında Sovyetler yüksek irtifada en etkili olan MİG-1 ve MİG-3 (Görsel 2.28) avcı uçaklarını geliştirdi. İngilizlerin geliştirdiği Bristol Beaufighter (Bristol Bofaydı) ilk başarıya ulaşmış gece avcı uçağıydı. Radar sistemlerindeki gelişmelerin gece avcı uçaklarındaki kayıpları çoğaltması üstüne radar sinyallerinden güdüm almak için bu uçaklar serrate (Serri) cihazıyla donatıldı. İngiliz ve ABD hava kuvvetlerinin dört motorlu ağır bombardıman uçakları savaşın en kuvvetli silahları arasındaydı. Bombardıman uçakları, istihkâmları altüst etmekte, harp alanına doğru giden birliklerle olan iletişimi bozmakta, harp hattına varmadan ilkin birlikleri dağıtmakta ve stratejik yedeklerden yararlanmayı imkânsız kılmaktaydı. Uçan kaleler olarak adlandırılan B-17’ler, II. Dünya Savaşı’na damgasını vuran en mühim bombardıman uçaklarıydı. Ek olarak Almanların başat olduğu bölgeyi darmadağın eden ve Japon kentlerini altüst eden uzun menzilli B-29 uçakları kullanıldı.

Hava taarruzları, etkili tabanca ve uçaklara hedefe ulaşmaları için rehberlik edecek sistemler olmadan anlam ifade etmeyen olurdu. Hava taarruzlarının tesir enerjisini çoğaltmak için bombalar, roketler, radar sistemleri, navigasyon cihazları ve düşman gönderilerini karıştıracak ya da güdümleyecek donanımların tamamı harp esnasında büyük gelişme gösterdi. II. Dünya Savaşı’nın gerçek anlamda belirleyici teknolojilerinden biri de radar oldu. Radarla birlikte uzaktan kumanda sistemleri ve tabanca yön belirleyicileri geliştirildi.

II. Dünya Savaşı’nda Japonlar roket yakıtına ve jet motoruna haiz Kamikaze (Görsel 2.29) adında olan uçakları kullandı. Bu uçaklar hedefine yaklaşana kadar bir Mitsubishi G4M taşıyıcı uçağı tarafınca taşınıyordu. Sonrasında pilot bir bölmeden yitik jet motorlu bombaya binerek kendisini taşıyıcı uçaktan ayırıp büyük bir hızlıca altındaki 1200 kilogramlık harp başlığını hedefine sürüyordu.

II. Dünya Savaşı tabanca teknolijisindeki gelişimleri tetikledi. Silahların gücündeki artış ve düşmanın endüstri potansiyelini yıkma isteği sivil kayıpları ön plana çıkardı. Bu şekilde cephe ile cephe gerisi arasındaki fark ortadan kalktı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir