İlk Türk Devletlerinde Spor Faaliyetleri

İlk Türk devletleri iklim şartlarının oldukça zor olduğu bölgelerde kurulmuş; kuruldukları coğrafyanın çetin iklim şartları, onların spor anlayışlarını da şekillendirmiştir. Tabiat şartlarıyla savaşım ederek yaşamak zorunda olmaları; Türklerin zinde kalmalarını sağlamakla kalmamış, onların gövde ve ruh sağlıklarını da pozitif yönde etkilemiştir.

İlk Türk devletleri gerek konargöçer yaşam tarzlarını sürdürdükleri dönemde gerekse yerleşik hayata geçtikten sonraki dönemde spora büyük ehemmiyet vermiştir. Bundan dolayı spor, Türk halk kültürünün en mühim unsurları içinde yer almıştır. Sporun karekterinde olan yarışma isteği, ekip ruhu ve beraber iş yapma becerisi insanoğlu arasındaki yardımlaşma duygusunu da geliştirmiştir. Birlik ve beraberliğin sağlanmasında mühim rol oynayan spor, Türklerde yiğitlik ve kardeşlik üstüne inşa edilmiştir.

Mukaddes sayılan günlerde, kağanların tahta geçme törenlerinde ve kurultaylarda çeşitli eğlenceler düzenlenmiş, bu eğlenceler esnasında çeşitli spor yarışmaları da yapılmıştır. Birçoğu atlı spor gösterilerinden oluşan bu sportif etkinlikler, bununla beraber harbe hazırlık niteliği de taşımıştır. Şundan dolayı Türklerin savaşlarda kullandığı en mühim araçlardan birisi de atlardı. Yaptıkları sporları kültürle beraber geliştiren Türkler, bir taraftan bedenlerini sıhhatli hâle getirirken öteki taraftan da atlı sporlar ve okçuluk alanlarında kendilerini geliştirmişlerdir.

Türklerde bayanlar da çeşitli spor etkinliklerine katılmış; ata binme, ok atma ve çevgan oynamada son aşama başarı göstermiş olmuştur.

At ve oku oldukça iyi kullanabilen Türkler, bu kabiliyetleri yardımıyla savaşlarda büyük başarılar kazanmıştır. En eski tarihten günümüze kadar geçen süreçte neredeyse tüm spor dallarıyla uğraşan Türkler; ilk Türk devletleri döneminde çevgan, okçuluk, mızrak, cirit, gökbörü, kızbörü, tepük ve mangala şeklinde oyunları oynamış; güreş, binicilik, koşu ve avcılık şeklinde sporları yapmıştır.

Çevgan

Günümüzde polo olarak tanınan bu oyun, altışar yada dörder kişilik iki grup hâlinde oynanırdı. At üstünde çöğen denilen ucu eğri bir değnekle oynanan bu oyunda amaç; düz arazide sahaya bırakılan bir topun, belirlenen hedefe ulaştırılmasıdır. Bu oyun yardımıyla gençlerin ata binme kabiliyetleri artırılarak onlara bir tür askerlik eğitimi verilmiştir.

Okçuluk

Dünyanın en eski silahlarından olan ok, Türkler tarafınca başarıyla kullanılmış ve Türkler uzun mesafelere isabetli ok atışlarıyla tanınmıştır. Ok atma işini bir spor hâline getiren Türkler, bahar aylarında meydana getirilen törenlerde deriden yapılmış dört köşeli hedeflere atışlar yapmıştır. Türklerde hem askerî hem de ekonomik amaçlar için kullanılan okçuluk öğretimi çocuk yaşlarda başlamış, bu eğitimlerin sonucunda yetişen gençler hızla koşan bir atın üstünden dört bir tarafa hedefi gören oklar atabilmiştir.

Bir harp aracı olan ok, Türkler açısından oldukça değerliydi. Bundan dolayı Türkler, ok ve yay üstüne yemin ederlerdi.

Binicilik

Konargöçer yaşam tarzında at mühim bir yere sahipti. Bundan dolayı Türkler atı ehlileştirmiş ve ata binmeyi çocuk denecek yaşta öğrenmiştir. Kâşgarlı Mahmud; “At Türk’ün kanadıdır.” diyerek, atın Türkler için önemini ifade etmiştir. At, çoğu zaman bir harp aracı olarak kullanıldığı için gençlere binicilik eğitimi minik yaşlarda verilmeye başlanmış, biniciliğin geliştirilmesi amacıyla çeşitli yarışlar düzenlenmiştir. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te geçen; “Tavşanı ödül koyarak benimle at yarışı yapmış oldu.” cümlesinden hareketle, ilk Türkler zamanında at yarışları yapıldığı söylenebilir.

Arap yazarlardan El Haiz; “Türklerin toplam yaşamış olduğu günlerin yarısından fazlası at üstünde geçmektedir.” diyerek, atın Türklerin hayatında ne kadar mühim bir yere haiz bulunduğunu vurgulamıştır.

Güreş

Türklerin ata sporları içinde yer edinen güreş, ilk dönemlerden itibaren Türkler tarafınca oynanan oyunlardan birisidir. Meydana getirilen kazılarda ilk Türklere ilişkin süs eşyalarının üstüne işlenmiş güreş figürlerine rastlanmıştır. Düğünlerde, bayramlarda ve eğlencelerde şehirlerden köylere kadar her yerde oynanan güreş, halk içinde yiğitlik oyunu olarak nitelendirilmiştir. Türklerde güreş sporuna oldukça büyük kıymet verildiği, Orta Asya’daki her Türk boyunun bir başpehlivanı olmasından da anlaşılır. İlk Türklerden beri yapılarak günümüze kadar gelen güreş sporunun mühim organizasyonlarından biri de zamanı Kırkpınar Güreşleridir. Zira Osmanlı’nın ilk dönemlerinde başlamış olan Kırkpınar Güreşleri, günümüzde de devam etmektedir.

Mızrak

İlk Türk devletlerinde; süngü, nayza denilen harp aletlerine Osmanlı Devleti’nde mızrak denilirdi. Bu harp aletini kullanma becerisini geliştirmek amacıyla oynanan oyun da mızrak oyunu olarak adlandırılırdı. Mızrak oyunu, süvarilerin harpte hücum ve müdafa yeteneklerinin geliştirilmesi için oynanırdı. Mızrak fırlatmak ya da iki tarafın karşı karşıya gelmesiyle oynanan oyun, hücum ve müdafa kabiliyetini geliştirmektedir.

Cirit, Türklerde eskiden beri oynanan atlı harp sporlarından biridir ve at üstünde iki ekip hâlinde oynanır. Ellerinde ağaçtan yapılmış birer metre uzunluğunda değnekler olan iki ekip oyuncuları, birbirlerine iki yüz metre mesafede karşılıklı olarak dizilirler. Hakemin başlama işaretiyle beraber oyunculardan biri karşı takıma doğru atını hızla sürer. Bu sırada karşı takımdan birinin adını söyleyerek ona meydan okur ve böylece yarışma başlamış olur.

Oyun esnasında yarışmacılar rakip ekip elamanlarına ciriti isabet ettirmeye çalışır. Bu esnada ciriti ata değdirmek ya da ciriti ata vurmak yasaktır. Ciriti rakip oyuncuya vurma pozisyonundayken rakip oyuncu affedilebilir. Bu şekilde durumlarda affeden oyuncu, ciriti rakibine isabet ettirmiş şeklinde puan kazanır.

Cirit oyunu, değneğin doğru kullanılmasını elde eden bir idman emek harcaması olduğundan ehemmiyet kazanmış ve halk içinde yaygınlaşmıştır. Değnekle oynanan cirit oyunu askerlerin harbe hazırlanmasını sağlar, atların da harp ortamına alışması için zemin hazırlardı. Cirit oyunu, günümüzde Anadolu’nun bazı bölgelerinde hâlâ oynanmaktadır.

Gökbörü

Bu oyun Türklerin en eski millî oyunlarından birisidir. Günümüzde Özbekler ve Kırgızlar şeklinde birçok Türk topluluğu tarafınca hâlâ oynanmaktadır. Atlı sporlardan olan gökbörü oyunu, içine saman doldurulduktan sonrasında dikilen oğlak derisi ile oynanır. Bu oyun için büyük bir sahanın ortasına halhal yada hakkaniyet çemberi denen geniş bir daire çizilir ve atlı yarışmacılar bu dairenin etrafına dizilir. Hakemler, içine saman doldurulan oğlak derisini yüksek bir yere götürür. Hakemlerin başlama işareti ile beraber yarışmacılar oğlak derisinin olduğu bölgeye hızla at sürerler. Hakemlerden biri içi saman dolu olan oğlak derisini yarışmacıların üstüne fırlatır. Deriyi kapan yarışmacı, hakkaniyet çemberinin etrafına doğru atı koştururken öteki yarışmacılar da oğlak derisini onun elinden almaya çalışırlar. Yarışmacı, bu deri ile beraber hakkaniyet çemberinin etrafını bir kez dönerse bir puan kazanır. Bu yarışma, ata binme becerisi ile savaşım etme kabiliyetini geliştirdiği için Türklerin her daim harbe hazır olmasını elde eden bir idman olarak değerlendirilmiştir.

Kızbörü

Düğünlerde at üstünde oynanan bir oyundur. Oyun, evlilik törenlerinde kesilen hayvanın gelin tarafınca kaçırılmasıyla adım atar. Adam tarafı gelini kovalar ve hayvanı gelinden almaya çalışır.

Koşu (Seyirtme)

İlk Türklerde meydana getirilen koşular genel anlamda dinsel kalite taşımıştır. Kırgızlarda evlatların doğumunda, bayanların da katılmış olduğu koşular düzenlenmiştir.

Tepük

Bu oyunun ne vakit ortaya çıkmış olduğu tam olarak bilinmese de Orta Asya’da oynandığı bir gerçektir. Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde bu oyunun iyi mi oynandığı şu şekilde anlatılır. “Kurşun eritilerek oval şekilde kalıplara dökülür ve bu kurşunların üstü keçi kılı yada keçe şeklinde malzemelerle sarılmış olur. Elde edilmiş bu büyükçe topa ayak teperek oynanır.” Günümüzde oynanan futbola oldukça benzeyen bu oyun, Timur zamanında da oynanmıştır. Timur Süreci’ndeki oyun topları kuzu derisinden yapılmış ve bu topların içine hava doldurulmuştur. Bu oyun topları, günümüzdeki toplara daha oldukça benzemektedir.

Avcılık

Türklerin binlerce senelik geçmişinde yer edinen avcılık sporu, hem harbe hazırlık hem de beslenme gereksinimlerini karşılamak amacıyla yapılırdı. Savaşlardan ilkin sürgün avları da düzenlenirdi.

Mangala

İlk Türk devletlerinde oynanan mangala, iki şahıs içinde oynanan bir tür zekâ oyunudur. Her oyuncunun kazanılmış olduğu taşları toplayacağı büyük bir bölüm ve 12 kuyu bulunan bir tahta üstünde, 48 taşla oynanır. Bu oyunda taşlar, her kuyuya dörder taş gelecek şekilde dağıtılır. Her oyuncunun önünde bulunan 6 minik kuyu o oyuncuya aittir ve oyuncular en fazla taşı kendi alanlarında biriktirmeye çalışırlar. Beş set olarak oynanan oyunun sonunda en fazla taşı toplayan oyuncu, oyunu kazanmış olur.

Türklerde bu sporlardan başka; kayak, süngü, matrak, tomak ve çelik-çomak şeklinde oyunlar da oynanmıştır. İlk Türklerde spor, genel olarak harbe hazırlık amacıyla yapılsa da; çetin tabiat şartlarına karşı savaşım, eğlence ve gençlerin her türlü zorluğa karşı bedensel ve ruhsal gelişimini sağlamak amacıyla da yapılmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir