İngiltere’nin Orta Doğu Politikası ve Manda Yönetimleri

İngiltere için Orta Doğu 19. yüzyıldan beri önemliydi. Bunun temel sebebi, Orta Doğu’nun İngiltere’nin sömürge yolları üstünde olmasıydı. İngiltere’nin Orta Doğu Politikası’nı yakından inceleyelim.

19. yüzyılın ikinci yarısında Süveyş Kanalı’nın açılması ve petrolün bulunmasıyla Orta Doğu daha da mühim bir duruma geldi. İngiltere, 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonrasında Osmanlı Devleti’yle arasındaki denge politikasını sona erdirerek Osmanlı topraklarını işgale başlamıştı. 1878’de Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne saldıracağı bahanesini ileri sürerek Kıbrıs’ı, 1882’de ise Mısır’ı işgal etmişti. İngiltere’nin bu politikaları üstüne Osmanlı Devleti Almanya ile yakınlaşmıştı. Almanya’nın Hicaz Demiryolu projesini gerçekleştirmeye emek vermesi, İngiltere’yi tedirgin etti. Bunun üstüne İngiltere, I. Dünya Savaşı esnasında Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’i kışkırtarak ayaklanma çıkarttı.

Hicaz Emiri Şerif Hüseyin

İngiltere, I. Dünya Savaşı esnasında Şerif Hüseyin ile imzaladığı Mc Mahon Antlaşması’nda bağımsız Arap devleti sözü verdi. Böylece cenk esnasında Arapların desteğini aldı. Cenk sonunda İngiltere; Filistin, Ürdün ve Irak’ta manda rejimleri kurdu. Suudi Arabistan bölgesinde nüfuzunu arttırdı; 1882’den beri işgal altında tuttuğu Mısır’da ise nüfuzunu korudu.

Irak: Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Irak’ın büyük bir kısmı, İngiltere’nin işgali altındaydı. 1920 San Remo Konferansı’nda petrol yatakları açısından varlıklı olan Musul da İngiltere’ye verildi. İngiltere, 1921’de Hicaz Kralı Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Irak krallığına getirdi. Bu durumu kabul etmeyen Iraklıların ayaklanması üstüne, 1922’de Irak’ın özerkliği, 1930’da da, bağımsızlığı tanındı. Sadece İngiltere Irak’taki etkinliğini devam ettirdi. Irak, 1932’de Milletler Cemiyetine üye oldu. 1938’de ise hararetli bir İngiliz taraftarı olan Nuri Said, Irak’ın yönetimini ele geçirdi.

Ürdün: Ürdün, başlangıçta Suriye Krallığına bağlı idi. 1922’de İngiltere’nin isteğine nazaran Milletler Cemiyetinin kararıyla Ürdün’ün sınırları çizildi ve İngiltere mandasına bırakıldı. Ürdün’ün başına Hicaz Kralı Şerif Hüseyin’in minik oğlu Abdullah getirildi. Ürdün 1946’da bağımsızlığını elde etti.

Filistin: İngiliz mandasındaki Filistin’de 1917 Balfour Deklarasyonu’yla Yahudilere yurt verilmesi kararlaştırılmıştı. 1930’larda Hitler Almanya’sından kaçıp gelenlerle beraber Filistin’de Yahudi sayısı arttı. II. Dünya Savaşı’ndan sonrasında 1948’de İngiltere, Filistin’in bağımsızlığını tanıdı ve aynı gün Filistin’de BM kararıyla İsrail Devleti kuruldu.

Mısır: Mısır, 1882’den itibaren İngiliz sömürgesiydi. I. Dünya Savaşı’ndan sonrasında Waft (Vaft) Partisi, Mısır’ın bağımsızlığı ve Sudan’la birleşmesi için mücadeleye başladı. Bunun sonucunda İngiltere, 1922’de Mısır’ın bağımsızlığını tanıdı. Sadece İngiltere’nin Süveyş Kanalı’ndaki yönetim hakkı, yabancıların haklarını koruma ayrıcalığı ve Sudan üstündeki kontrolü sürecekti. Böylece İngiltere Mısır’daki nüfuzunu korumuş oldu. 1936’da İngiltere, Süveyş Kanalı’ndaki ayrıcalıklar dışındaki haklarından vazgeçti. Bu durumun yaşanmasında 1930’larda Almanya ve İtalya’nın Arap milliyetçiliğini desteklemesi, İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi ve milliyetçi Waft Partisi’nin seçimlerdeki başarısı etkili olmuştur. 1952’de Mısır devlet başkanı Cemal Abdül Nasır, Süveyş Kanalı’nı millîleştirerek İngilizlerin ayrıcalıklarına tamamen son verdi.

Arabistan Yarımadası – Suudi Arabistan – Yemen: Suudi Hanedanlığının başlangıcı, Osmanlı Devleti’nde 1745’te Suud İbn Mugri’nin oğlunun Necd (Necit) Emiri olmasıdır. Suud ailesi liderliğinde Müslümanlığın kollarından önde gelen Vahabilik, Necd’e egemen oldu ve Suudlar 19. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandılar. Vahabilik hareketini Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa bastırdı sadece bu hareket 19. yüzyılın sonlarından itibaren tekrardan güçlendi. İngiltere, Necd Sultanı Abdülaziz İbni Suud’un 1915’te duyuru etmiş olduğu bağımsızlığını tanıdı. İngiltere’nin amacı, Suudların Basra’ya doğru genişlemesini önlemekti.

Abdülaziz İbni Suud, I. Dünya Savaşı’ndan itibaren Hicaz Emiri Şerif Hüseyin ile mücadeleye başladı. Şerif Hüseyin, İngiltere’nin bağımsızlık vaadi üstüne I. Dünya Savaşı sonunda kendini “Arap Ülkeleri Kralı” duyuru etti. Sadece İtilaf Devletleri onu yalnızca Hicaz Kralı olarak tanıdı. Şerif Hüseyin bir oğlunu Irak, diğeri oğlunu Ürdün Kralı olarak atadı. 3 Mart 1924’te Türkiye’de halifeliğin kaldırılması üstüne, Hicaz Kralı Hüseyin kendisini 5 Mart 1924’te halife duyuru etti. Bunun üstüne Abdülaziz İbni Suud, Şerif Hüseyin’e cenk açtı. Savaşı Suudlar kazanmıştır. İngiltere 1927’de Suud Krallığı’nı tanımak mecburiyetinde bırakıldı. Bu krallık, 1932’de Suudi Arabistan Krallığı adını aldı.

Suudi Arabistan Kralı Ebu Suud ve ABD Başkanı
Fraklin D. Roosevelt (Fraklin D. Ruzvelt) (1945)

Suudi Krallığının Avrupa’dan yardım almadan kurulması, sömürge olmasını engelledi. Petrol sebebiyle zenginleşti. Suudi Arabistan’ın 1933 ve 1936’da Amerikan petrol şirketi Aramco’ya (Arabian-American Oil Company) petrol ayrıcalıkları vermesiyle ABD bölgeye girmiş oldu. ABD ile ilişkileri II. Dünya Savaşı yıllarında ve sonrasında güçlenerek devam etti.

Arap Yarımadası’nda siyasal krizin yaşandığı yerlerden biri de İngiltere’nin I. Dünya Savaşı esnasında işgal etmiş olduğu Yemen olmuştur. Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonrasında fiilen bağımsız duruma gelen Yemen, İtalya’nın Kızıldeniz’deki etkinliklerinden yararlanarak resmen bağımsızlığını duyuru etti. İngiltere Yemen’in bağımsızlığını 1934’te tanıdı. Sadece bölgede Yemen, İtalya ve İngiltere arasındaki mücadeleler II. Dünya Savaşı sonrasına kadar sürdü. İngiltere’nin Orta Doğu Politikası özetidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir