İskitler’de At Kültürü

Hayvan yetiştirmek göçebe yaşamının en mühim uğraşıdır.

At, en başta gelen unsurdur, bozkır insanoğlunun her şeyidir, onun ayrılmaz bir parçasıdır: Onun üstünde göç eder, sürülerini yönetir, avlanır, muharebeye gider, dini inançlarına uygun olarak nadiren kurban edilir, süslü koşum takımlarıyla donatarak sahibiyle beraber kurgana gömülür, ek olarak etinden ve sütünden yararlanılırdı.

Ural-Altay kökenli göçebelerde, başka bir deyişle Türk dünyasında kısrak sütünden meydana getirilen “Kımız” kültürü de bunun bir parçasıdır. Bu geleneğin Hint-Avrupalı göçebelerde var olup olmadığını bilemiyoruz. Oysa kati olarak İskitlerle beraber bu anane günümüze kadar nerede ise tüm Türk dünyasında devam etmiştir.

Bozkır atları, her ne kadar minik boyda iseler de, oldukça dayanıklı, süratli, çevik ve yırtıcı idiler. Strabon bununla ilgili olarak, İskitlerin hususi “At Terbiyesi”nden söz etmektedir. Bozkır sanatını resmeden eserler üstünde de atların yakalanması, gem vurulması, eğerlenmesi ve terbiyesi çokça tasvir edilmiştir. Örneğin, meşhur Çertomlyk vazosundaki görüntüler de oldukça gerçekçidir.

Herodot’a nazaran, İskit ileri gelenleri en büyük zenginliklerini “yarı yırtıcı at sürüleri” teşkil etmekteydi. Bozkırlarda, av sporu da at üstünde yapılırdı. Varlıklı arkeolojik bulgular İskitlerin ata verdiği önemi ve at sevgisini gözler önüne sermektedir.

Bilhassa varlıklı at koşumları ve teçhizatı dikkat çekicidir, kurganlarda sayısız örnekler bulunmuştur. İskitlerde “mahmuz” yoktur, sadece kamçı kullandıkları bilinmektedir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir