Islık Çalan Oklar / Çavuş Oku Nedir?

Çin yıllığında Mete’nin ıslık çalan ok yapım etmiş olduğu, ıslık çıkaran oku eğitim ve avlanma esnasında da kullandığı, bu ok ile babası Teoman’ı öldürmüş olduğu bilinmektedir.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Islık Çalan Okun Hikayesi

Zamanı arşivler, Hun İmparatorluğu’nun kurucusu olarak Mete’nin kariyerinin duygusal hikâyesini ortaya koymaktadır.

Hun Yabgusu Teoman’ın iki ayrı hanımından iki oğlu vardı. Teoman tahtı daha çok sevilmiş olduğu ufak oğluna verebilmek için, Mete’yi kurban etmeye karar verdi ve Yüeçiler’e rehin olarak gönderdi. Hemen sonra da Mete’yi öldürtmek niyetiyle tutup Yüeçiler’e hücum etti. Fakat azimli bir insan olan Mete, Yüeçiler’den birinin atını ele geçirerek, kaçıp babasının yanına ulaşmayı başardı. Fakat ayrıca babasının yapmış olduğu kalleşliği öğrenmişti.

Teoman oğlunun yiğitliğini takdir ederek, öldürmek şu şekilde dursun, bir de 10.000 çadırlık tebaayı onun emrine verdi. Derhal kendi süvarilerini askeri eğitime doğal olarak tutan Mete, onlara, oku ıslık çaldırarak iyi mi atacaklarını öğretti .

Devletin oluşması için ilk hareket, ekonomik ve toplumsal kriz sebebiyle bir ayaklanma sonucunda geldi. Zira Mete’nin darbe için yapmış olduğu hazırlık ve devlet darbesi Çin yıllığında şu şekilde anlatılmıştır. “Mete, (hedefe giderken) ıslık çıkaran bir ok yapım etti.

Atlı-okçu birliğinin eğitimi esnasında kendisi bu oku nereye atarsa, erlerinin de hep beraber o maddeyi vurmaları icap ettiğini emretti. Bunu yapmayanın başını kesecekti. Avda, ıslık çıkaran ok nereye atılırsa orayı vurmayan kimsenin başı derhal gövdesinden ayrılacaktı. Bizzat Mete, ıslık çıkaran okunu kıymetli atlarından birinin vücuduna attı ve bu anda maiyetinden okunu atmaya cesaret edemeyenleri idam ettirdi.

O, kısa bir süre sonrasında oku ile kendi sevgili eşini vurdu. Bu kez da maiyetinden bazıları (bu durum karşısında) donup kaldılar ve oklarını atmaya cesaret edemediler. Bunlar da Mete tarafınca idam edildi .

Bir süre sonrasında Mete, av esnasında ıslık çıkaran oku ile babasının kıymetli atını vurmuş olduğu süre, maiyeti istisnasız hep beraber aynı hedefe ok attı. Bu durum üstüne Mete, maiyetine tamamen güvenebileceğini öğrendi. Sonrasında o, babası ile ava gitti ve Hun hükümdarı (Şan-yü yada Tan-hu) olan babasına ıslık çıkaran okunu attı. Tüm maiyeti de aynı istikamete nişan aldı ve böylece Hun hükümdarı öldürüldü. Bunun üstüne Mete, üvey annesini ve üvey kardeşini, kendisine itaat etmeyen tüm devlet büyüklerini öldürdü ve kendisini Hun hükümdarı (Şan-yü) duyuru etti.

Hun Hükümdarı Mete

Muhteşem bir darbe ile babasının bertaraf ederek, Hun tahtına çıkan Mete, kuvvetli komşusu Tung-hu kavminin beklenmedik ağır siyasal baskısına maruz kalmıştır.

Tung-hular, Hun tahtına genç yaşta birinin çıkmış olmasından yararlanarak, Hun ülkesini salgın etmek istiyorlardı. Zira onlar, Mete’yi tecrübesiz ve desteğe muhtaç bir delikanlı olarak düşünüyorlardı. Bu fikir ile, arka arkaya gönderdikleri elçiler vasıtasıyla Mete’den bir takım istekte bulundular. Bundan maksat, Hunlar’a hücum etmek için bir sebep ve bahane yaratmaktı.

Atı ve Bayanı Veren Mete Toprağı Vermedi

Siyasette de kabiliyet sahibi olan genç Mete, politik dehasıyla bu kavmi bir süre ustalıkla oyalamış, sonunda ona layık olduğu cezayı vermiştir. Bu zamanı vaka Çin yıllığında şu şekilde anlatılmıştır:

“Mete idareyi ele almış olduğu süre, Tung-hular güçlerinin zirvesinde bulunuyorlardı. Mete’nin babasının öldürdüğünü ve bizzat tahta oturduğunu öğrenen Tung-hular, (Mete’nin babası) Tuman’a ilişik ‘bin li’ (bir günde 500 km) koşan ata haiz olmak istediklerini bir elçi vasıtasıyla bildirdiler. Mete danışmanları ile görüştü. Onlar, Hunlar için bu şekilde bir atın verilemeyecek kadar kıymetli bulunduğunu söylediler. Fakat Mete şu şekilde konuştu:

– Ben iyi mi bir atı komşu bir devletten üstün tutabilirim?

O, (bir günde) ‘bin li’ koşan atı (Tung-hu elçisine) teslim etti. Artık Tung-hular, Mete’nin kendilerinden korktuğuna kani oldular. Onlar, Mete’nin hanımını da istediklerini bildirmek için bir elçi daha gönderdiler. Mete yeniden danışmanları ile görüştü. Hepsi sinirlenmiş olarak bağırdılar.

– Tung-hular’da terbiye diye bir şey yok. Biz, onlara (derhal) saldırmayı teklif ediyoruz. Bunun üstüne Mete şu şekilde konuştu: – Ben iyi mi bir hanımı komşu devletten üstün tutabilirim?

O, sevgili hanımını tuttu ve Tung-hu elçisine teslim etti. Fakat, Tung-hu hükümdarının haksız istekleri daha da arttı. İki devlet içinde kullanılmayan büyük bir toprak parçası vardı. Burada bir tek iki devletin askeri birlikleri bulunuyordu. Tung-hular batıya doğru ilerlediler ve Hunlar ile aralarında bulunan dikkatsizlik edilmiş bu ülkeye saldırdılar.

Tung-hu hükümdarı gönderilmiş olduğu elçi vasıtasıyla Mete’ye ‘benim ve senin sınırlarında askeri birlikler haricinde insan bulunmayan bu toprak parçası, Hunlar’a fazlaca uzak; ben bu toprak parçasına haiz olmak isterim.’ dedi. Mete yeniden danışmanlarına sordu:

Bazılarının fikri, bu boş toprak parçası hem verilebilir, hem verilemez şeklinde idi. Bunun üstüne Mete, hiddetle parladı ve şu şekilde dedi:

Devletin temeli olan toprağı biz iyi mi verebiliriz?

Hem verilebilir hem verilemez şeklinde nasihat verenlerin hepsi, başlarını ayaklarının önünde buldu.” Sonrasında da Tung-hular üstüne bir sefer açan Mete, onları beklemedikleri bir halde hezimete uğrattı. Doğal tüm toprakları, sürüleri ve mal varlıkları da Mete’nin eline geçti.

Tung-hular’dan kurtulmayı başaranlar Wu-huan dağına çekildiler ve bundan sonraki tarihlerinde “Wu-huanlar” olarak bilinirler. Aşağı-yukarı Mançurya bozkırlarının tamamı Mete’nin eline geçti. Tung-hularla yapmış olduğu savaştan dönünce ordusunu dağıtmayan Mete, bu kez batıdaki Yüeçiler’in üstüne yürüyerek onları daha da batıya sürdü.

Mete’nin Çin’e İlk Akını

İşte bu tarihten itibaren Hunlar’la Yüeçiler içinde uzun soluklu çarpışmalar başladı. Bu savaşların bilgileri hakkında bilgilere haiz değiliz. MÖ. 205-204 yılları civarında Mete Ordos’taki Loufang ve Hanımefendi kabilelerini itaati altına alarak Ch’in hanedanının hemen hemen yıkıldığı ve ülkenin iç savaşlarla çalkalandığı bir sırada Çin’e ilk akınını gerçekleştirmiş oldu.

Başarılarıyla önündeki birkaç on yıl içinde Mançurya’dan Şimal ve Batı Moğolistan’a, Altay bölgesine ve Batı Türkitan’a (Sincan) kadar uzanan bölgede hâkimiyeti ele geçirecektir. Bu rivayetlerdeki efsanevi ve duygusal etkenlere karşın, Mete’nin zamanı varlığından kabul ettiğimiz kadarıyla, Mete’nin yükselişini, etkili bir koruyucu yaratmasına ve kendi babasını katlederek güce erişmesine borçludur.

İç Asya halkları içinde devlet oluşumunda öteki olaylardan alınan örnekler temelinde, Mete’nin yükseliş hikâyesinin detaylarında bir koruyucu yaratılması, eski kabilesel aristokrasiye darbe ve siyasal gücün merkezileştirilmesi gerçek olsa bile, Yüeçi esaretinden kaçma ve kendi babasını öldürme şeklinde öteki unsurlar imgesel olabilir.139

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir