Katolik Kilisesi’nden Alternatif Dünya Tasavvuruna

Batı Roma İmparatorluğu, Kavimler Göçü sonrasında yıkılınca Antik Çağ kültürü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. “Kilise”, Avrupa’da Eski Dünya’nın yıkıntıları içinde Antik Çağ’ın kültür değerlerini ele alıp kurtarmıştı. Din, barbar kavimlere antik bilimi benimsetmede bir vasıta olarak kullanılmıştı.

Kültürel birikimi olmayan genç kavimler kilisenin vesilesiyle Eski Dünya’nın değerlerini benimseyerek yetişmişlerdi. Antik kültüre ilişkin düşüncelerden bir tek kilisenin uygun bulmuş olduğu ve müsaade etmiş olduğu düşünceler ayakta kalabilmiş, kiliseye aykırı düşünceler ise kati olarak terk edilmişti.

Roma Katolik Kilisesi, eğitim ve öğretimi tekeline aldığından tüm bilimsel gelişmeler kilisenin kontrolü altındaydı. Kilise, özgür düşünmenin önünde bir engel oluşturarak kendi ürettiği bilgiyi halka yaymış, bunun dışındakileri reddederek engellemişti. Değişik düşüncelerinde ısrar edip kilisenin felsefesine karşı çıkanlar aforoz edilerek dışlanmıştı. Avrupa’da cemiyet iki sınıfa bölünmüştü: Dini kullanarak oluşturulan sosyo-ekonomik yapıda ruhban ve aristokratların oluşturduğu birinci derslik insanoğlu ve yoksul halkın oluşturduğu ikinci derslik insanoğlu. Soylular ve rahipler maddi ve tinsel açıdan halkı sömürmekteydiler.

Kilise (Temsili)

Halk tabakasının kendini geliştirip değiştirebileceği tüm alanlar kapatılmıştı. Aydınlanma ile beraber özgür düşüncenin önü açılarak kiliseye karşı alternatif dünya görüşü oluşturulmuştu. Aydınlanmayla beraber yükselen burjuvazi, yeni ekonomik alanlar açmış ve toplumda bir orta sınıfın doğmasına niçin olmuştu.

Feodalite; siyasal ve askerî gücü elinde bulunduran, toprağın mülkiyetine yada imtiyazına haiz olan bir senyörler (derebeyler) ile bu sınıfa bağımlı köleler sınıfının oluşturduğu yönetimsel düzendir. Bu düzenin kuruluşuyla Avrupa’da siyasal birlik bozulmuş, minik yönetim birimleri ortaya çıkmıştır. Avrupa’da halk; soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler diye sınıflara ayrılmıştır.

Avrupa’da Orta Çağ süresince yargı devam eden feodalite (derebeylik) XV. yüzyıldan itibaren yerini mutlak krallıklara bıraktı. Feodalitenin önemini kaybetmesiyle beraber Yeni Çağ Avrupası’nda bazı dönüşümler yaşanmıştır. Bu dönüşümlerin yaşanmasında Coğrafi Keşifler, barutun alev ateş silahlarda kullanılması, hümanizm (insancılık) ve sekülerleşme şeklinde gelişmeler etkili olmuştur.

Bundan dolayı Orta Çağ’da Avrupa’da toplumsal hakkaniyet sağlanamamıştır. Toprakların mülkiyeti soyluların elinde toplanmıştır. Orta Çağ’da dış tecim sınırı olan olduğundan kapalı bir ekonomik siyaset izlenmiş ve halk ana para birikimine haiz olamamıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir