Katvan Savaşı (9 Eylül 1141) Önemi ve Sonuçları

Selçuklu ordusu ile gene 100.000 kişilik Kara–Hıtay kuvvetleri Semerkand civarındaki Katvan yada Katavan sahrasında karşılaştılar (9 Eylül 1141). Sultan Sencer burada yaşamının ilk yenilgisini aldı ve ordusu tamamıyla dağıldı.

Çin’de yargı devam eden Ki–tanların bir kolu oradaki hâkimiyetlerini kaybedince batıya doğru çekilmiş ve Türkistan’da Kara–Hıtay adı altında bir imparatorluk kurmuşlardı. Bu devletin Kaşgar ve çevresini ele geçirme teşebbüsü 1128 senesinde Karahanlı hükümdarı Arslan Han Muhammed b. Süleyman tarafınca önlenmişti.

Bir süre sonrasında Sencer tarafınca Karahanlı hükümdarı belirleme edilen II. Mahmud ile Kara–Hıtaylar ilk kez Hocend civarında savaştılar (Mayıs–Haziran 1137). Bu savaşı kaybeden Mahmud Semerkand’a firar etti. Karahanlılar’ın mağlûbiyeti Kara–Hıtaylar’ın istilâsını bekleyen Mâverâünnehr halkı içinde büyük bir korku yarattı.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Katvan Savaşı (9 Eylül 1141)

Bir süre sonra II. Mahmud ile idaresi altındaki Türk kabilelerinden Karluklar içinde ihtilaf çıktı. Mahmud, Sultan Sencer’den yardım isterken Karluklar da Balasagun’da bulunan Kara–Hıtaylar’dan Gür–Han (Kur–Han)’a başvurdular.

Sultan Sencer’i şâir Muizzî ile gösteren minyatür

Sultan Sencer bu yardım isteği üstüne 100.000 kişilik büyük bir ordu ile harekete geçti. Selçuklu ordusu ile gene 100.000 kişilik Kara–Hıtay kuvvetleri Semerkand civarındaki Katvan yada Katavan sahrasında karşılaştılar (9 Eylül 1141).

Katvan Savaşı Neticeleri

Sultan Sencer burada yaşamının ilk yenilgisini aldı ve ordusu tamamıyla dağıldı. Eşi Terken Hâtun tutsak düştü. Ordunun kaybı ise 30.000 şahıs civarında idi. Sultan Sencer bununla beraber Mahmud ve sadece on beş şahıs olması durumunda Tırmiz’e firar etti. Hemen sonra eşi Terken Hatun 500.000 dinar rejim verilerek kurtarıldı.

Kara–Hıtaylar tüm Mâverâünnehr’i istilâ ettiler. Bu yenilgi Selçuklu Devleti ve İslâm dünyası için ağır bir darbe oldu. Sultan Sencer Ceyhun nehri ötesinde kalan arazisini yitirdi. Türkistan ilk kere putperest bir kavmin hâkimiyeti altına girdi.

Katvan Savaşı Sonrası Hârezm Seferleri

Sencer’in yenilgi haberini öğrenen Hârezmşâh Atsız Selçuklulara ilişkin bölgeleri zaptetmek için hızlıca harekete geçmişti. Onun ilk hedefi Horasan ve ele geçirdiği ilk kent Serahs oldu (Ekim 1141). Atsız hemen sonra Sencer’in başkenti Merv’e yürüdü ve halkın direncini kırarak şehre başat oldu (20 Ekim 1141). Şehrin ileri gelenlerinden bir oldukca kimseyi öldürdü. Sultan Sencer’in hazinelerini, birçok din adamı ve âlimi de Hârezm’e götürdü.

Ertesi yıl Atsız Nişâbur üstüne yürüdü ve kent halkına direnç göstermeden hâkimiyetini kabul etmeleri için bir beyannâme gönderdi. Nişâbur halkı ona itaati kabul ettilerse de Cuma günü hutbeden Sencer’in adının kaldırılması ve Atsız adına hutbe okunması huzursuzluğa sebep oldu (29 Mayıs 1142). Bir süre sonra da huzursuzluğu önlemek için hutbe, yine Sultan Sencer’in adına okundu (Temmuz 1142).

Sultan Sencer Katvan’daki ağır yenilgiye karşın bir yıl içinde yine kuvvetlerini toplamaya muvaffak olmuştu. Atsız’ın bu genişleme siyâsetini önlemek için tek umar Hârezm üstüne bir sefer tertiplemekti. Sultan Sencer Nişâbur’u ele geçirdikten sonrasında ikinci kez Hârezm seferine çıktı ve bu bölgenin merkezi Gürgenç’e kadar ilerleyerek bu şehri kuşattı (538/1143–44). Bir meydan savaşına girmeye cesaret edemeyen Atsız bu şehre kapanık ise de Selçuklu ordusunun muhasara sonunda Gürgenç’i alabileceklerini farkederek Sultan Sencer’den af dilemek yolunu seçti. Sultan Sencer onun bu isteğini kabul etti. Meydana getirilen antlaşmaya bakılırsa Atsız, Merv şehrinde ele geçirdiği Selçuklu hazinesini geri vermeyi ve Sencer’e tâbi olmayı kabul ediyordu.

Hârezmşâhlar Devleti’nin 1190-1220 tarihleri arasındaki sınırları

Bir süre sonra Sultan Sencer, Atsız’ın eski isyankâr tutumundan vazgeçmediğini görmüş oldu ve onu denetim altında tutabilmek için devrin tanınmış şairlerinden Edîb Sâbir’i elçilik görevi ile Hârezm’e gönderdi. Atsız ise, Sultan Sencer’i öldürmeyi tasarlamış, bu maksadla iki Bâtınîyi görevlendirmişti. Edîb Sâbir sultana gönderilmiş olduğu haberle bu iki Bâtınînin yakalanmasını sağlamış oldu; fakat bu eylemi yaşamını kaybetmesine sebep oldu. Atsız haber verenin kimliğini öğrenince Edîb Sâbir’i Ceyhun nehrine attırıp boğdurttu. Elçisinin öldürülmesi Sultan Sencer’in Hârezm’e üçüncü bir sefer tertiplemesine yol açmıştı (Kasım 1147).

Atsız bu kez de bir meydan savaşına girmeyi kabul etmemiş ve Selçuklu ordusunu müstahkem Hezâresb kalesinde karşılamayı düşünmüştü. Sultan Sencer iki aya yakın bir muhasaradan sonrasında Hezâresb’i zaptederek, Gürgenc’e doğru ilerledi. Atsız bir kere daha yenilgiyi kabul etmek mecburiyetinde bırakıldı ve Ahû–pûş namıyla meşhur bir dervişi aracı olarak göndererek af diledi. Sencer, bizzat huzuruna gelmiş olarak sadakat yemini etmesi ve yer öpmesi şartıyla onu affetti. Sadece Atsız huzura geldi ise de, sultanı yalnız başı ile selamlayarak geri döndü (2 Haziran 1148).

Sultan Sencer gene de onu affetti. Zira Atsız Karahıtaylara her yıl oldukca oranda vergi ödüyordu. Ek olarak kuzeyde hemen hemen İslâmiyeti kabul etmemiş Türkler ile savaşıyor ve onların güneye inmelerini önlüyordu. Bu bakımdan Hârezm Büyük Selçuklu Devleti’nin şimal kapısı ve bununla beraber Karahıtaylar ve hemen hemen İslâm dinini kabul etmemiş Türklere karşı bir tampon bölge konumundaydı ve burayı da Atsız savunuyordu. Sencer’in isyanlara karşın onu ortadan kaldırmayışını bu nedenlere bağlayabiliriz.

Kaynak: Selçuklular Zamanı – PROF. DR. MUHARREM KESİK

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir