Kayı Alpi Kara Mürsel ve Diğerleri

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Kayı Boyu Alplerinden Kara Mürsel

Kaynaklarda Orhan Bey zamanında sahnede görülür. Muhtemelen İzmit’in fethinde bulunmuştur. Orhan Bey İzmit’i büyük oğlu Süleyman Paşa’nın idaresine verdiğinde çevre illere de tayinler yapmıştı. Bu husus Aşıkpaşazade de; Kara Mürsel denilen bir bahadır er var idi ol kenarı (doğrusu kendi adını taşıyan yöreyi) ona timar verdiler. Ermeni pazarını  Yahşılu’ya verdiler. Kandıra vilayetini Akbaş’a verdiler. İmdi bunların neslinden şimdi dahi vardur, denilerek anlatılmaktadır.

Ve Diğerler

Bu komutanlardan başka kaynaklarda adı oldukca azca geçen sadece uzun seneler mühim görevlerde bulundukları anlaşılanlar vardır. Nitekim Osman Gazi’nin dirlik tevcihi esnasında (1301) Yarhisar’ın idaresine getirmiş olduğu Hasan Alp için; bir yarar yoldaş idi. Kendileriyle birlikte Söğüt’e gelmişti ifadeleri kullanılmaktadır.

Kayılar Bayrağı

Osman Gazi 1302’de İznik’i kuşatmış sadece surlarının sağlamlığı sebebiyle düşürememişti. Bunun üstüne kaleyi sürekli surette  azyik edebilmek ve teslime zorlamak için yakınına bir hisar yaptırdı. İçine levazım ve cephanesi konulmuş olan hisarın serdarlığına Taz Ali getirildi. Bir kısım kaynaklarda Targan adı ile zikredilen bu komutan; harpte yüz kişiden yüz döndürmez bir yiğit olarak anlatılmaktadır. O, kalede dizdar bulunmuş olduğu sırada İzniklileri rahatsızlık için tüm gayretini sarfetti. Onlar ile birkaç kere muharebe yapmış oldu. Böylece İznik’i fethe hazır hale getirebilmek için gece gündüz çalıştı.

Osman Gazi’nin İznik benzer biçimde kuşatım altına aldırmış olduğu bir öteki mühim Bizans Kalesi de Bursa idi. Buranın da kuvvetli surlarını aşamayacağını anlamış ve sürekli tazyik için biri Kaplıcalar, diğeri dağ tarafında olmak suretiyle iki hisar yaptırmıştı (714/1314-1315). Bunlardan dağ yakasındaki hisara kendisine hudutsuz bağlılığı ile tanınan kullarından Balabancık’ı başbuğ atamıştı. Balabancık öteki hisarın komutanı Aktimur’la beraber on yıl Bursa’yı kuşatım altında tuttular. Öyleki ki şehirde kıtlık had safhaya ulaşmış, hiçbir yerden yardım alamayan halkında dayanma gücü tükenmişti. Serbestçe çekip gitmelerine müsaade olunmak şartıyla kaleyi barış yöntemiyle teslim edecekleri anlaşılınca bu iki meşhur komutan Osman Bey’e haber saldılar. Böylece onların hakikaten sadıkane hizmetleri sonucunda Bursa harpsiz ve kayıpsız kolaylıkla yakalanmış oldu. Samsa Çavuş’un kardeşi Sülemiş de bahadır bir kimse idi, yoldaşlığa yarar erdi denilerek anlatılmaktadır.

Öte taraftan Osman Gazi’nin kardeşleri ve yeğenleri de müessese yıllarında tam bir nefer benzer biçimde hizmet etmiş bu uğurda canlarını vermişlerdir. Nitekim İnegöl tekfuru ile Ermeni derbendinde yapmış olduğu harpte aile ilk şehidini verdi. Kaynaklarda gaziler içinde dolunay gibiydi, harp meydanlarının eriydi denilerek övülen Osman Gazi’nin kardeşi Saru Yatı’nın oğlu Bayhoca öldürüldü. Naşı muharebe sahasına yakın Hamzabey köyü civarında harap bir kervansaray yanında defnedildi.

Osman Gazi 686/1287-1288’de ise İnegöl ve Karacahisar tekfurlarının bağlaşık kuvvetlerine karşı Ekizce’de kanlı bir harp yapmış oldu. burada düşman bozularak firar etti ise de bu kez kardeşi Saru Yatı’yı yitirdi. Kabri Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesindedir.

Osman Gazi için öteki büyük kardeşi Gündüz Alp ise hem olmazsa olmaz bir danışman hem de seferlerde en mühim bir komutanı durumundaydı. Eskişehir beyinin saldırısına beraberce karşı koymuşlardı. Bu harpte Köse Mihal’i tutsak etmişler ise de Osman onu yiğitliğine bağışlayarak affetmişti. Göynük ve Taraklı Yenicesine meydana getirilen akında Gündüz Alp de vardı.

Osman Gazi 698/1298-1299’da Bilecik, Yarhisar ve İnegöl’ün fethinden sonrasında Selçuklu tahtında da meydana gelen değişimler sebebiyle, istiklalini duyuru ettiğinin işareti olmak suretiyle bağımsız hareketlere başladı. 1301’de beyliğini beş yönetim bölgesine ayırarak her birini savaşlarda yararlıklarını görmüş olduğu ve güvenilmiş olduğu beylerine tahsis etti. Bu sırada Gündüz Alp’e de Eskişehir’in idaresini verdi.

Sadece Gündüz Alp muhtemelen aynı yıl içinde meydana gelen Koyunhisar harbinde şehid düştü.

Beylik merkezini Yenişehir’e taşıyan Osman Gazi’nin tek hedefi yalnız 25 km.’lik bir mesafede bulunan Bizans’ın en önemli şehirlerinden İznik’i fethetmekti. Köprühisar’ı zaptettikten sonrasında İznik’in muhasarasına başlandı ise de Bizans’tan destek birliklerin geldiği duyulunca kaldırıldı. Bursa, Atranos, Kestel ve Kite benzer biçimde komşu Rum beyleri de onun faaliyetlerine son vermek suretiyle ittifak etmişlerdi. İşte bu ittifaka Bizans’tan da Muzalon kumandasında iki bin kişilik destek kuvvet gelmesi Osman Bey’in durumunu güçleştirdi. Bizans kaynaklarının ifadesine nazaran beş bin kişilik bu bağlaşık ordusunu Osman Gazi Koyunhisar mevkiinde meydana getirilen şiddetli bir harpte bozguna uğrattı. Muzalon canını güçlükle kurtarırken Gündüz Alp’in oğlu Aydoğdu da şehid düştü.

Osman Gazi bu cengaver yeğeninin ölümü karşısında üzüntüden gözyaşlarını tutamadı. Öteki Osmanlı kaynaklarında görülmemesine karşın Kemalpaşazade bu harpte Aydoğdu’nun yanı sıra babası Gündüz Alp’in de vefat ettiğini yazar. Kabirleri Koyunhisar’a giden yol üzerindedir. Osman Gazi’nin ilk dönemde faaliyetleri görülen öteki bir yeğeni de Aktimur’dur. Kaynaklar onun babasının adı mevzusunda sessizdirler. Sadece Osman Gazi’nin en sevilmiş olduğu, güvenilmiş olduğu, yiğit ve yetenekli beylerden biri olmalıdır. Zira Osman Gazi Karacahisar’ın fethinden sonrasında kale tekfurunu bolca ganimetlerle Selçuklu sultanına götürme görevini bu yeğenine vermiştir. Orada en güzel bir halde amcasını temsil eden Aktimur, Selçuklu sultanından oldukca izzet ve saygınlık görmüştür. Osman Gazi’nin çalışmalarından son aşama memnun olan Selçuklu sultanı ona hizmetlerine mükafat olarak Karacahisar’ı malikane olarak verdiği benzer biçimde sancak, tabl, evren ve tuğ benzer biçimde saltanat alametlerini de gönderdi. Osman Bey yeğeni Aktimur bu hediyelerle geldiği sırada, onu istikbal için birkaç adım ilerledi. Mehter cenk havası çalarken, elleri göğsü üstünde kavuşturulmuş olarak hürmetkar bir tavırla durdu. Halefleri de Fatih’e kadar beş zaman namaz zamanlarında mehter çalışılmış olduğu sırada bu kaideye riayet etmişlerdir.

Aktimur’un bundan sonraki en önemli görevi Bursa’yı tazyik için yaptırılan iki hisardan Kaplıcalar tarafındakinin serdarlığı olmuştur. Öteki hisarın komutanı Balabancık ile beraber on yıl Bursa’yı kuşatım altında tutan Aktimur kalenin fethinde en önemli görevi oynadı. Bursa’nın fethini müteakip Akçakoca ile beraber Akova’da fetihlerde bulunan Aktimur’un sonraki faaliyetlerine ve vefatına dair informasyon yoktur.

Uç beyliği Kayıları daha yakından tanımak için Kayılar Zamanı başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir