Kut’ül Amare Zaferi Tarihi

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Unutulan Zafer Kut’ül Amare

Kut’ül Amare; Birinci Dünya Harp’ı tarihin görmüş olduğu en kanlı savaşlardan biriydi. Osmanlı Devleti de bu harpte birden fazla cephede savaşmaktaydı. Bu cephelerden biri de Irak cephesiydi. Irak cephesi, İngilizlerin petrol sahalarını ele geçirmek amacıyla 15 Ekim 1914’te Bahreyn’i ve 23 Kasım 1914’te Basra’yı işgali üstüne açılmıştır.

Kut’ül Amare Zaferi

Kut’ül Amare Süleyman Askeri Bey’in İntiharı

İngilizlerin yeraltı zenginliklerinin bulunmuş olduğu, Hindistan’daki sömürgelerinin güvenliği için Irak oldukça önemliydi. Hem de Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit Han’ın hayata geçirdiği Hicaz demir yolu da İngilizleri rahatsız ediyordu. İngilizler, Irak’a adalı İngilizlerden ve sömürgedeki Müslüman Hintlilerden oluşan birlikle sefer düzenlemişti.

Süleyman Askeri Bey

 

İngilizler, Irak Seferi’nin başlangıcında Osmanlı’ya karşı üstünlük sağlayarak Bağdat’a doğru ilerlemeye başlamışlardır. Fazlaca geçmeden bu ilerleyiş yavaşlamış ve durdurulmuştur. Başkomutan Vekili Enver Paşa, Irak cephesinin başına Süleyman Askeri Bey’i getirmişti. Süleyman Askeri Bey, bölgedeki mahalli güçleri de örgütleyerek İngilizleri durdurmayı planlıyordu. İngilizlerin ilerleyişine karşın İttihat ve Terakki kuvvetleri destek olarak bölgedeki güçlerini kolordu seviyesine çıkarmıştı.

Süleyman Askeri Bey’e ilişik Osmanlı birlikleri Nasırıye’yi ele geçirip, Şuayibe bölgesinde İngiliz birliklerine hücum etti. Sadece imkansızlıklar neticesinde Osmanlı askerleri zayıf düşüyordu. Büyük kayıpların arkasından geri çekilmek zorunda kalındı. Durumu gururuna yediremeyen Süleyman Askeri Bey hayatına son verdi.

Kut’ül Amare’de Nurettin Bey Komutası

İngilizlerin Irak’taki kuvvetlerinin başına General Townshand getirildi. Hem de Osmanlı kuvvetlerinin başlangıcında da Nurettin Bey bulunuyordu. Irak savunması için hazırlık yapılıyordu sadece Osmanlı birliklerinin imkanları sınırlıydı. Bu sırada İngilizler 31 Mayıs’ta ilerleyişe başlamışlardı. 3 Haziran’da Amara’yı, 25 Temmuz’da Nasırıye’yi ele geçirmişlerdi. Hem de da İngiliz casusları Araplar içinde propaganda yapıyorlardı.

İngilizler Arapları, Osmanlı zulmünden kurtaracaklarını iddia ediyorlardı. İngilizler kazandıkları başarılarla Bağdat’a doğru ilerlemek istiyorlardı sadece ikmal aldıkları denizden de uzaklaşmak istemiyorlardı. General Townshand kendine buyruk gelmeden hareket etmemişti. Beklediği buyruk ise 23 Ağustos 1915’te geldi. Talimatta Osmanlı birliklerinin imhası, Kut’ül Amare’nin işgali isteniyordu.

Osmanlı Ordusunun Birliği

27 Eylül günü gelen birliklerle birlikte İngilizler Osmanlı Devleti’ne ağır kayıplar verdirmişlerdi. Birliklerimiz geri çekilmek mecburiyetinde bırakılmıştı. Meydanı boş gören İngilizler ise 29 Eylül’de Kut’ül Amare’ye girmişlerdi. Böylece Basra bölgesi ve suyollarının kontrolü ellerine geçmişti. Nurettin Bey birliklerini tertipli bir halde geri çekiyordu hem de da cenk düzeni alınıyordu.

Kut’ül Amare Osmanlı Askerleri

Bunu gören İngilizlerin kanı donmuştu sadece İngiltere’den gelen haberlere nazaran Bağdat kesinlikle alınmalıydı. Onlara nazaran hiçbir sorun yoktu. General Townshand’de 14 Kasım’da Bağdat’a harekat başlattı. Hem de Osmanlı ise, Irak, Musul ve İran’daki birliklerini birleştirerek iki tümeni birleştirerek altıncı kolorduyu oluşturmuştu. Ordunun başına da Alman Mareşali Freiherr Colmar von der Goltz atanmıştı. Osmanlı ordusu omuz omuza topraklarını savunuyordu.

Osmanlı Askerleri Kut’ül Amare’de

25 Kasım’da İngilizler geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Bu çatışmalarda İngilizlerin kaybı 4.567’ye ulaşmıştı. Bu kayıplar toplam cenk gücünün üçte biri oluyordu. İngilizler Kut’ül Amare’ye çekilerek beklemeye başladılar. Kut’ül Amare üç tarafı Dicle Nehri ile çevrili olduğundan avantajlı bir konumdaydı. Osmanlı askerlerinin ana birlikleri 3 Kasım’da Kut’ül Amare’ye ulaşmışlardı.

Kut’ül Amare Kalesi’ne topçu atışları başladı. Kale duvarlarını aştıktan sonrasında tel örgülere takılan Osmanlı askerleri kayıplar veriyor, sadece gene de durmadan saldırıyorlardı. İngilizler kuşatmanın bir ay süreceğini sanıyorlardı bu yüzden de ellerindeki yiyeceklere güveniyorlardı. Osmanlı askerleri ise her gün saldırıda bulunuyordu. General Townshand İran’a hücum düzenleyen Rus birliklerinden yardım isteyecek sadece bu da işe yaramayacaktı. Şundan dolayı Osmanlı askerleri Rus birliklerini dağıtacaktı.

Kut’ül Amare’de Ajanlar

Osmanlı ajanları ile İngiliz ajanları içinde da büyük savaşım yaşanmaktaydı. Teşkilat-ı Mahsusa’nın ajanları siperler arasından pusulalar dağıtıyordu. Bu pusulalarda ise Hintli Müslüman askerlerin İngiliz birliklerini terk etmeleri, İslam Halifesinin ordusuna karşı savaşmamaları isteniyordu. Bu pusulalar oldukça etkili olmuştu. Parmağı tetikte kendini vuran, nöbette uyuyan, firar eden Müslüman Hintli asker sayısı oldukça artmıştı. Hintli Müslüman askerler din kardeşleriyle savaşmak istemiyorlardı.

Kut’ül Amare kuşatması tüm şiddetiyle devam ediyordu, İngilizlerin 27 günlük yiyeceği kalmıştı. Osmanlı ordusu da kıt kanaat besleniyordu. Buna karşın canla başla saldırarak gelen yardım birliklerinin ana bölümünü yok etmişti. Kuşatmayı uzaktan izleyen Townshand umutlarını yitirmeye başlamıştı. Halil Paşa ve komutası İngilizlere teslim olmaları çağrısında bir mektup yollamışlar sadece negatif yanıt almışlardı. İngilizlerin hali içler acısıydı atları kesip yemeye başlamışlardı, Müslüman askerler ise yemiyorlar ve aç kalıyorlardı. Günde ölen asker sayısı 20’ye ulaşmıştı.

Kut’ül Amare’de Sulh İçin Para Teklifi

İngilizler meşhur gizmen Lawrence’ı görüşme yapması için Halil Paşa’ya göndermişti. İki milyon sterlin teklif eden Lawrence’ı, nazikçe reddeden Halil Paşa bu şanlı zaferi hiçbir şeye değişmek istemiyordu. 29 Nisan günü teslim olunmazsa saldırıyı kuvvetlendireceklerini iletti. İngiliz hatlarının cephaneliği yok ediliyordu.

Kut’ül Amare’de İngilizler Teslim Oldu

29 Nisan günü iki İngiliz subayı Osmanlı mevziine gelmiş olarak generalleri Townshand’ın koşulsuz teslim bulunduğunu bildirdi. 29 Nisan 1916’da Binbaşı Nazmi Bey Komutanı’nın piyade alayı Kut’ül Amare’ye giren ilk Türk birliğiydi. Aynı gün içinde Hükumet Binasına Türk Bayrağı çekildi. Halil Paşa kılıcını uzatan General Towshand’a “Bunlar şimdiye kadar sizindi, bundan sonrasında da bu şekilde olacak” dedi. O gün beş general olmak suretiyle, on üçü üst düzey subay, dört yüz seksen bir subay ve üç bin üç yüz dokuz İngiliz askeri tutsak alındı. Bu zafer İngilizlerin görmüş olduğu en korkulu yenilgiydi.

Kut Bayramı İlan Edildi

Halil Paşa askerlerine yapmış olduğu konuşmasında “Bugünü Kut Bayramı duyuru ediyorum” demiştir. İstanbul’da da bayram havası sürüyordu. Bu zafer sebebiyle Halil Paşa birinci aşama Osmanlı nişanı ile 43. Alay Sancağı’da altın ve gümüş madalyayla ödüllendirilmiştir.

Kut’ül Amare’nin Unutturulması Çabala

Kut’ül Amare Zaferi Osmanlı’nın Dünya Savaşı’nda elde etmiş olduğu en büyük destansı zaferlerden biriydi. Sadece ne yazık ki bu büyük zafer ne tarih kitaplarında yer almıştır ne de bayramı kutlanılmasına izin verilmiştir. Ortaya atılan iddialara nazaran bu zaferin, 1930 yıllarında İngilizler tarafınca yasaklatıldığıydı. Öteki bir iddia ise 1950 yıllarında Türkiye’nin NATO üyesi olmasından sonrasında Kut’ül Amare Zaferi yasaklanmıştır. Sadece her ne sebepten olursa olsun, Osmanlı Devleti’nin bu son şanlı zaferi unutulmamaya ve kutlanmaya değerdir.

Kut’ül Amare, İngilizlerin unutmadığı fakat bizlere yüz senedir unutturulmaya çalışılan şanlı Türk zaferdir. Büyük Türk komutanı Halil Paşa hemen sonra soyadı kanunu çıkınca bu zafere izafeten Kut soyadını almıştır. Bu vesileyle Halil Paşa’yı dualarla yad ediyoruz. Ruhu şad olsun.

Kaynak:

Begüm PAZVANT “Unutturulan Zafer: Kutu’l Amare”, Trakya Üniversitesi Internasyonal İlişkiler Talebe Dergisi, Mayıs 2015, Sayı 9. Sayfa 13-14

Fotoğraf: Kut’ül Amare Osmanlı Askerleri & Süleyman Askeri Bey / Harp Mecmuası Yıl 1 Sayı 9

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir