Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler

Türk topraklarının işgali başlamadan derhal ilkin örgütlenmeye girişen Rum ve Ermeni azınlıklar, İzmir’in işgalinden cesaret alarak oldukça etkin hale geldiler. Rum azınlığın hedefi, Yunan işgalini kolaylaştırmak ve bunun mümkün olmasıyla birlikte geniş alanlara yayılmasını sağlamaktı.

Yüzlerce yıl İstanbul ve Anadolu’daki Yunan amaçlarının önderliğini meydana getiren Fener Patrikhanesi bu etkinliğin merkezi oldu. Patrikhanenin desteğiyle kurulan “Yunan Komitesi” ve “Trakya Komitesi” adlı iki teşkilat, Trakya’da Türk direnişini kırmaya çalıştılar.

Yunan amaçlarının gerçekleşmesinde baş görevi oynayan, sadece harp yıllarında susan “Etniki Eterya (Ulusal Dernek)” adlı teşkilat, Pontus Devleti kurulması mevzusunda ciddi çalışmalara başladı. Teşkil edilen Rum eşkıya çeteleri bilhassa Trabzon yöresinde Müslüman ahaliye karşı kırım ve tedhiş hareketlerine girişti. “Mavri Mira” Derneği ise Rumları silahlandırarak, aynı faaliyetleri gerçekleştirmelerini sağlıyordu. Gene bu amaçla çalışan derneklerden biri de “Göçmenler Derneği” idi.

Savaşın son yılı içinde ABD Cumhurbaşkanı Wilson’un ortaya koyduğu 14 İlke’ye dayanarak “Bağımsız Ermenistan” isteğiyle etkinliklerini artıran Ermeniler, Adana yöresi ve Doğu Anadolu’da ülkülerini gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. İzmir’in işgalinden ilkin Adana’da Fransız makamlarının desteğiyle kurulan “Ermeni İntikam Alayı” büyük tedhiş hareketlerine girişmiştir. Ermeni patriği Zaven Efendi, Mavri Mira heyeti ile beraber çalışmış ve Rumlarla ortaklaşa iş yapmıştı. Patrik, Büyük Ermenistan’ın başkenti Garin/Erzurum olacaktır diyordu. Sadece, Anadolu’daki tek derli toplu güç olan 15. Kolordu ve kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa Doğu’daki Ermeni baskısına şiddetle karşı koymakta kararlıydı.

Ulusal Varlığa Zararı olan Cemiyetler

Başlangıçta Ermeni ve Rumlarla beraber hareket etme eğilimi gösteren Yahudiler de toprak isteği yerine ellerindeki tecim, din ve kültür serbestliği benzer biçimde imtiyazlarını kaybetmemek için İstanbul’da “Macabi” ve “Alyans İsrailit” adlı örgütler kurmuşlardı. Sadece, Yahudiler imparatorlukta rahat bir yaşam yaşadıklarından ve geleneksel temkinlilikleri ile öteki azınlıklar kadar yıkıcı faaliyetler içinde olmamışlardır.

Mondros Ateşkes Antlaşması’dan sonrasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ulusal varlığa zararı dokunan cemiyetler kuruldu. Bu cemiyetlerin bazıları, kurum sebepleri ve etkinlikleri şunlardır:

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Azınlıkların Kurduğu Zararı olan Cemiyetler

Mavri Mira (Kara Şans) ve Etnikieterya Cemiyetleri

Ulusal varlığa zararı dokunan cemiyetlerden olan Mavi Mira ve Etnikieterya cemiyetleri, Yunan Hükumeti için çalışıyorlardı. Amaçları Bizans İmparatorluğu’nu tekrardan kurmaktı. Bu amaç doğrultusunda Trakya, İstanbul ve Batı Anadolu’yu Yunanistan’a katmayı hedefliyorlardı.

Pontus Cemiyeti

Ulusal varlığa zararı dokunan cemiyetlerden olan Pontus Cemiyetinin, amacı Karadeniz’de Samsun-Trabzon merkezli bir Pontus Rum Devleti kurmaktı. Bir başka Rum cemiyeti olan Etniki Eterya Cemiyeti de aynı amaçları taşıyordu.

Hınçak ve Taşnak Komitaları

Amaçları Anadolu’nun doğusu ve güneyinde Ermeni Devleti kurmaktı.

Ek olarak Osmanlı Devleti’ndeki Yahudiler, ekonomik çıkarlarını korumak için Makabi, Alyans İsrailit adlarında cemiyetler kurarak çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Azınlıkların kurduğu zararı dokunan cemiyetler, etkinlik gösterdikleri yerlerde silahlı çeteler oluşturup Türkleri göçe zorlamayı amaçlıyorlardı. Böylece yapılacak nüfus sayımında Türklerden daha çok görünecekler ve Wilson İlkeleri’ne bakılırsa o toprakları ele geçireceklerdi. Ek olarak, yurtta güvenliği bozarak Mondros Ateşkesi’nin 7. maddesinin uygulanması için zemin yapmaya çalışıyorlardı.

Megali İdea (Büyük Yunanistan): Bizans İmparatorluğu’nu tekrardan canlandırma düşüncesidir. Bu fikir tüm Ege adaları ile Ege Bölgesi’ni, Doğu Karadeniz kıyılarını, İstanbul’u ve Trakya’yı Yunanistan’a bağlamayı hedefler.

Türk ve Müslümanların Kurduğu Zararı olan Cemiyetler

Azınlıkların kurmuş oldukları ve etkinlik gösterdikleri ulusal varlığa zararı dokunan bu cemiyetlerin yanında Türklerin kurmuş oldukları ve katıldıkları cemiyetler de vardır. Bu cemiyetlerin bir kısmı, direkt doğruya “direniş” fikrine karşı çıkarken bir kısmı “çekingen” hareket etmek suretiyle savaşım azmini zayıflatmaktaydılar. Bazılarının ise direkt ayrılıkçı hedefleri bulunmaktaydı.

Kürt Teali Cemiyeti

1919 Mayısında Seyyit Abdülkadir tarafınca kurulan dernek, Kürtleri ayrı bir kavim sayıyor ve Ermeniler benzer biçimde Wilson ilkelerine dayanarak bağımsız bir kürdistan oluşturmayı amaçlıyordu. Dernek mühim görmüş olduğu yerlerde şubeler ve kulüpler açmış, kürdistan ve Jin adlı gazeteleri yayımlamıştır.

Özgürlük ve İtilaf Fırkası

1911’de İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı kuruldu. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonrasında Anadolu’daki Ulusal Savaşım Hareketi’ne karşı muhalif bir tutum sergilediler.

İlk kez 1911’de kurulan Fırka, İttihatçıların politika sahnesinden çekilmesi üstüne 1919’da tekrardan siyasete atılmıştır. Pek fazlaca partiyi bünyesinde toplayan ve milliyetçiliği reddeden fırka, İngiliz taraftarı olarak bilinmektedir.

Wilson İlkeleri Cemiyeti

Halide Edip Hanım benzer biçimde bazı aydınların üye olduğu bu cemaat, Osmanlı Devleti’nin ABD mandası altına girerse kurtulabileceğini ve kalkınacağını savunuyordu. Sivas Kongresinde Mustafa Kemal tarafınca ikna edilmişler ve Ulusal Savaşım’de yerlerini almışlardır.

İstanbul’daki bazı aydınlar, Türklerin bağımsız olarak bırakılmayacağı düşüncesi ile bari parçalanmadan ve tüm olarak büyük bir devletin, bilhassa Osmanlılara hiçbir vakit ziyanı dokunmamış olan ABD’nin koruyuculuğu altına girmeyi uygun buluyordu. Amerikan mandası isteyen aydınlar, 4 Ocak 1919’da “Wilson Prensipleri Cemiyeti”ni kurmuşlar ve Wilson’a bir muhtıra yollamışlardı. Mandacılar mevzuyu, Sivas Kongresi’nde açıkça savunmuş ise de, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının tam bağımsızlık düşüncesi karşısında bir şey yapamamışlardı. Sadece, dernek mensuplarından bir kısmı sonradan Kurtuluş Savaşına iştirak etmiştir.

İslam Teali Cemiyeti

İstanbul’daki bazı medrese hocaları tarafınca kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin dini esaslara bağlı kalınarak ve hilafetin güçlendirilerek kurtarılabileceğini korumak için çaba sarfediyor, Ulusal Savaşım’ye karşı çıkıyordu. Bilhassa Konya ayaklanmasının çıkmasında etkili oldu.

Müessese aşamasında adı “Cemaat-i Müderrisin” (Medrese Öğretmenleri Derneği) olan, derneğin kurucu ve yöneticileri medrese öğretmenleridir.

Dernek, İslamı yükseltmek, Osmanlı Devleti’ni içine düşmüş olduğu buhrandan, kuvvet yolu ile değil de inanç, din, terbiye ve toplumsal vasıtalarla kurtarmayı amaç edinmiş, İngiliz Muhipleri Cemiyeti ve Özgürlük ve İtilaf Fırkasının vilayetlerdeki merkez ve şubeleriyle ortaklaşa iş yapmıştır. Anadolu’da bir tek, Konya ve çevresinde şube açabilmiştir.

Barış ve Selameti Osmaniye Fırkası

Anadolu’da gelişen Ulusal Savaşım’ye karşı çıkarak ülkenin Padişah ve Halife’nin emirlerine uymakla kurtarılacağını savunuyordu. Osmanlı Barış ve Selamet Cemiyeti ile Selameti Osmaniye Fırkasının birleşmesi ile kurulmuştur. Meşrutiyet ve demokrasiye yandaş bulunduğunu duyuru etmiştir. Dernek, ülkemizin kurtuluşunun kuvvet yolu ile değil de antak kalma, sulh yolu ile sağlanacağına inanmaktaydı. Bundan dolayı Ulusal Mücadelecilerin karşısında yer almıştır.

İngiliz Muhipleri (Dostları) Cemiyeti

Padişah Vahdettin ve Damat Ferit Paşa’nın da üye olduğu bu cemaat, hilafeti destekleyerek Türk halkının uyanan ulusal bilincini yok etmeye çalışıyordu. Cemaat üyeleri, İngilizlerle dostluğun kuvvetlendirilmesi icap ettiğini düşünüyorlardı.

İngilizler tarafınca kurulan derneğin amacı, Halifenin çevresinde bütünleşerek, İngiltere’nin sempatisini kazanmak suretiyle bile İngiliz mandası sağlamaktı. Ulusal Savaşım’nin başlamasıyla beraber bu cemaat, Türk halkının uyanan milliyetçilik bilincini yok etmek ve ecnebi müdahalesini kolaylaştırmak suretiyle, ulusal direnişe karşı bir takım ayaklanmayı organize etmiştir. Bu derneğe Padişah Vahdettin ve Damat Ferit de üye idiler. Derneğin mensupları, İngilizleri “seçkin kavim” olarak görüyor ve onlarla olan dostluğun kuvvetlendirilmesini istiyorlardı. Dernek Özgürlük ve İtilaf Fırkası ile tam bir ortaklaşa iş yapmıştır.

Türk ve Müslümanların kurduğu zararı dokunan cemiyetler, Ulusal Savaşım’ye karşıydılar. Bir bir çok Ulusal Savaşım’ye ve TBMM’ye karşı Anadolu’da ayaklanmalar çıkarılmasında etkili oldular.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir