Oğuz İstilası ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Yıkılışı

Karahıtay ve Karluklar’ın baskısı neticesinde Türkistan’dan batıya geçmek zorunda kalan Oğuzlar, çoğunlukla Belh civarında ve Huttelân otlaklarında yaşıyorlar, Büyük Selçuklu Devleti’nin nüfuz sahası içinde bulunmalarına karşın yarı bağımsız bir yaşam sürüyorlar ve sultanın mutfağına yılda 24.000 koyun vergi ödüyorlardı.

Selçuklular ve Oğuzlar arasındaki ilk ihtilaf bu verginin alınması esnasında vuku bulmuş, Oğuzlar kendilerine güçlük çıkartan tahsildarı öldürmüşlerdi.

Belh valiliğinin yanı sıra kendini Oğuzlar üstüne şahne atama ettiren Emîr Kumaç (Kamaç)Belh’e döndükten sonrasında Oğuzlardan öldürülen tahsildârın diyetini istedi; sadece Oğuzlar bu isteği kabul etmediler. Kumaç da bir süre sonra yanına oğlu Alâeddîn Ebûbekir’i de alarak 10.000 kişilik bir orduyla Oğuzlar üstüne yürüdü ve onların sultanın hazinesine çadır başına 200 dirhem vererek bulundukları yerde yaşayışlarını sürdürme isteklerini reddetti. Fakat iki taraf içinde meydana getirilen savaşı Oğuzlar kazanmıştır.

Emîr Kumaç ve oğlu Alâeddîn cenk esnasında öldü Haberi duyan Sencer öteki kumandanlarının teşviki ile, Oğuzlar üstüne sefere çıktı.

Oğuzlar sultanı bu hareketinden vazgeçirmek için bir antak kalma teklif ettiler. Bu teklife nazaran, Kumaç ve oğlunu öldürme rejimi olarak 100.000 dinar ve 1000 Türk köle vereceklerdi. Öteki bir rivayete nazaran, 200.000 dinar para, 200.000 koyun, 50.000 at ve deve, 100 köle teklif ediyorlardı. Sultan Oğuzlar’ın bu cazip teklifleri karşısında seferden caymak niyetindeydi. Fakat başta Kumaç’ın torunu Emîr Mü’eyyed Ay–aba olmak suretiyle öteki emîrlerinin ısrarı karşısında yürüyüşe devam etti.

İki taraf içinde Belh vilâyeti sınırları içinde meydana getirilen harpte, Oğuzlar 100.000 kişilik Selçuklu ordusunun hücumunu püskürttükten sonrasında onları dar bir boğazda sıkıştırarak tam bir bozguna uğrattılar. Sultan Sencer de Oğuzlar’ın eline tutsak düştü (Mart–Nisan 1153).

Oğuzlar, Oğuz Boyu, Türkmenler

Oğuz reisleri Sultan Sencer’e, ilkin oldukça saygı göstererek onu tahtına oturtmuşlar, hatta ”Biz senin kullarınız. Sen bizim sultanımızsın” şeklinde sözlerle emrinde olduklarını belirtmişlerse de sonradan onu geceleri bir demir kafes içinde tutarak kaçmasına engel olmuşlar bazen da onu burada aç bırakarak eziyet etmişlerdi.

Ayrıca Oğuzlar’dan kaçmayı başaran Sencer’in vezîri Tahir b. Fahrü’l–Mülk’ün çabalarıyla Sultan Sencer’in yeğeni, Muhammed Tapar’ın oğlu Süleymanşâh’ın sultanlığı Nişâbur’da ilân edildi. Sadece tüm kumandanları çevresinde toplamaya muvaffak olamayan Süleymanşâh, Merv üstüne yürüdü ise de Oğuzlar karşısında yenildi. Vezîr Tahir’in ölümünden sonrasında da Horasan’ı terketti (Nisan–Mayıs 1154).

Sultan Sencer’in bu esareti esnasında Oğuzlar başta Merv (Eylül/Ekim 1153) olmak suretiyle Tûs (Kasım 1154), Meşhed (30 Kasım 1154), Nişâbur, Meyhene, İsferâyin, Cüveyn (Aralık 1154/ Ocak 1155) ve Serahs (Ocak/Şubat 1155) şeklinde Horasan şehirlerini korkulu bir halde yağma ve istilâ ettiler. Ondan sonra Belh ve Merv bölgesine çekildiler.

Bu hadiselerin oluşu esnasında bir kısım Selçuklu emîr ve kumandanları bu kez de Sencer’in yeğeni (kızkardeşi tarafınca) Karahanlı soyundan Mahmud Han’ı devletin başına geçmesi için çağrı ettiler ve sultan tanıdılar (1155 yılı başı). Mahmud Han Horasan’a gelmiş olarak devletin başına geçti.

Irak Selçuklu sultanı Rükneddîn II. Muhammed (1153–1159) ve Hârezmşâh Atsız onun hükümdarlığını tanıdılar. Mahmud Han Herat’ı kuşatmakta olan Oğuzlar üstüne yürüdü. İki taraf içinde birçok cenk olmuş ve bunların çoğunu Mahmud kaybetmişti, buna karşın Oğuzların Herat kuşatmasını kaldırarak Merv’e çekilmelerinde onun rol oynamış olması muhtemeldir (Temmuz/Ağustos 1155).

Mahmud oldukça geçmeden Oğuzlar’la bir sulh yapmış oldu. Fakat öteki taraftan da onlarla daha iyi savaşım edebilmek için bazı devletlerle ittifak yapmak arzusundaydı. Bu maksatla Hârezmşâh Atsız’a başvurdu. Mahmud’un teklifini kabul eden Atsız daha geniş bir ittifak meydana getirmeyi düşünmüş ve Sistan Meliki Tâceddîn Ebu’l–Fazl, Mâzenderân Melikî Ebu’l–Feth Rüstem b. Ali ve Gûr hükümdarı Alâeddîn Hüseyin–Cihansûz’u işbirliğine çağrı etmişti.

Mahmud Han ve Atsız birleşme çabaları içindeyken Sencer esaretten kurtarıldı. Oğuzlar Mahmud Han’la meydana getirilen anlaşmadan sonrasında Sencer’in eski kumandanlarına kendisiyle görüşmek suretiyle izin vermişlerdi. İşte bu fırsattan yararlanan Kumaç’ın torunu Mü’eyyed Ay– Aba nöbetçi Oğuzlar’dan bir grubu kandırmaya ve Sencer’i kaçırmaya muvaffak olmuştu304 (Ekim/Kasım 1156).

Sultan Sencer ilkin Tırmiz şehrine geldi, buradan kendisine tâbi olmamış devletlere birer mektup göndererek yine Selçuklu Devleti’nin başına geçtiğini bildirdi. Mahmud Han ve tarafındaki kumandanlar ise Hârezmşâh Atsız’a sığınmışlardı. Sencer bir süre sonra başkenti Merv’e gitti. Sadece kendisi artık yaşlanmış ve çekmiş olduğu sıkıntılardan dolayı ruhen çökmüştü. Askerleri dağılmıştı, üstelik hazinesi de boşalmıştı. Bu bakımdan Sultan Sencer esaretten kurtulduktan sonrasında devletini tekrardan diriltmek hususunda bir şey yapamadı, 26 Nisan 1157 (yada 6 Mayıs 1157) tarihinde 72 yaşlarında üzüntü içinde öldü ve Merv’de sağlığında yaptırdığı ve ”Dârü’l–Ahire” (Ahiret Yurdu) adını verdiği görkemli türbesine gömüldü. Adı geçen türbe bugün restore edilmiştir. Sencerle birlikte Selçuklu Devleti geride parlak bir geçmiş bırakarak tarih sahnesinden çekildi.

Sultan Sencer ilim, edebiyat ve sanatın gelişmesine oldukça yardımları dokunmuş büyük bir hükümdardı. Devrinde Enverî, Mu’izzî şeklinde şairler, bir oldukça ilim adamı yetişmiş ve onun lütuf ve ihsanlarına nail olmuşlardı. Din adamlarına da ehemmiyet verir, onların nasihatlarını dinlerdi. Dindar, hoşgörülü ve halka karşı merhametliydi.

Selçuklu hanedanı tarafınca kurulan diğeri devletlere erişince bunlar; Irak Selçukluları (1119–1194), Suriye Selçukluları (1078–1117), Kirmân Selçukluları (1048–1186) ve Türkiye Selçukluları (takriben 1080–1308) devletleridir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir