Ömer Hayyam

Ömer Hayyam Biyografisi

İranlı gökbilimci, bilim adamı, ozan, alim ve filozoftur. Aslolan adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam‘ dır. Ömer Hayyam, İran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusudur. Batı vatanlarında adına birçok dernek kurulmuş, rubaileri tüm batı dillerine çevrilmiştir. Matematik, fizik, astronomi ve tıp alanlarında birçok icadı ve mühim eseri bulunmaktadır. İbn-i Sina‘dan sonrasında Doğu’nun yetiştirdiği en büyük alim olarak kabul edilmiştir.

18 Mayıs 1048‘de İran’ın Nişabur kentinde dünyaya geldi. Ömer Hayyam, bir çadırcının oğluydu. Bu yüzden acem dilinde çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden aldı. Ömer Hayyam, yaşamış olduğu dönemde daha oldukca alim olarak ün kazanmıştır.

Matematik ,fizik, astronomi ve tıp şeklinde rasyonel ilimler haricinde müzik ve şiirle de yakından ilgilendi. İran’ın, Selçuklular yönetiminde olduğu dönemde yaşayan Hayyam, Horasan ülkesindeki büyük şehirleri, Belh, Buhara ve Merv şeklinde bilim merkezlerini gezdi, Bağdat‘a da gitti. Zamanının hükümdarlarından, bilhassa Selçuklu Sultanı Melikşah ve Karahanlı Şemsülmülk‘ten büyük yakınlık görmüş oldu. Saraylarına ve meclislerine sık sık konuk oldu. Residüddin‘in “Cami-üt-Tevarih” adlı eserinde anlattığına bakılırsa Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul arkadaşları ve yakın dosttular. Nizamülmülk, bilgisine oldukca güvenilmiş olduğu için devlet yönetimi mevzusunda kendisine destek olması için Hayyam’dan yardım istedi, sadece o, saray entrikalarından yaşamının sonuna kadar uzak kalmayı yeğlediği için bu teklifi geri çevirdi.

Gerek kendi yaşamış olduğu dönemde, gerekse sonraki çağlarda yazılan tüm kaynaklarda, Ömer Hayyam’ın çağının tüm bilgilerini edinmiş olduğu, o alanlarda derin tartışmalara girmiş olduğu, fıkıh, tanrı bilim, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi okuttuğu yazılıdır.

Hayyam, fizik, doğa ötesi, matematik, astronomi ve şiir alanlarında değişik eserler yazdı. Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar içinde İbni Sina’nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi, Cebir ve Geometri Üstüne, Fizyolojik Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Informasyon Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer aldı. En büyük eseri Cebir Risalesi‘ydi. Matematik bilgisi ve kabiliyeti dönemin oldukca ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarı göstermiş emek harcamalar yapmış oldu. Bunun yanısıra, binom açılımını ve bu açılımdaki katsayıları da kabul eden ilk kişiydi.

Ömer Hayyam’ın edebiyat tarihindeki yerini belirleyen, sonraki yüzyıllarda da İslam dünyasının en büyük şairlerinden biri olarak anılmasına yol açan, yazdığı rubailerdi. Ömer Hayyam, İran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusuydu. O günlerden bugüne dilden dile dolaşarak gelen sayısının ikiyüz kadar olduğu tahmin edilen rubaileri, sonraki çağlara da damgasını vuran eserler oldu.

Hayyam, rubailerini yazarken oldukça kolay anlaşılan, akıcı ve açık bir dil kullandı. Şiirlerinde gerçekçiydi. Yaşadıklarını ve gözlemlediklerini olduğu şeklinde dile getirdi. Ona bakılırsa, en şaşmaz ölçü akıl ve sağduyuydu. İnsanoğlu, gerçeğe sadece akıl yolu ile ulaşabilirdi.

Şiirlerinde zamanının haksızlıklarını ve saçmalıklarını ince ve alaycı bir üslupla yerdi. Dörtlüklerinin konusunu aşk, şarap, dünya, insan yaşamı ve yaşama luğu şeklinde temalardan seçti. İnsan yaşamının ana dokularına felsefi bir gözle baktı.

Büyük şaire bakılırsa gerçek olan, yaşanandır;dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur; insan, yaşamış olduğu sürece gerçektir;en şaşmaz ölçü, inanç değil, akıl ve sağduyudur; insan, aklıyla vardır; dolaysıyla da en iyi ölçü, en şaşmaz kılavuz akıldır ve gerçeğe sadece akıl yolu ile varılabilir.

Hayyam’ın şiirinde çağının haksızlıkları,madrabazlıkları ve saçmalıkları ince, alaycı, iğneleyici bir üslupla yerilir. Dörtlüklerinin mevzusu; aşk, şarap, dünya, insan yaşamı, yaşama luğu, içinde bulunduğumuz geçici dünyanın tadını çıkarma şeklinde insanla sıkı bağlantılı olan gerçek fiil ve davranışlardır.

Hayyam kendisinden sonrasında gelen pek oldukca şairi etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak benimsenmiştir. Batı vatanlarında adına bir oldukca dernek kurulmuş, rubaileri tüm bati dillerine, ayrıca birçok kere Türkçeye Rubaiyat-i Hayyam, Hayyam’ın Rubaileri, Ömer Hayyam ve Rubaileri, Dörtlükler adı altında çeviri edilmiştir.

Horasan’ın yıldızı; İran’ın ve Irak’ın dahisi, feylesofların prensi Ömer” şeklinde anıldı.

4 Aralık 1131‘de doğduğu yer olan Nişabur’da yaşamı 83 yaşlarında sonlanmış oldu.

Hayyam, yapmış olduğu çalışmaların çoğunu kaleme almamıştır, sadece kendisi birçok kuram ve icadın isimsiz kahramanıdır. 21 Mart 1079 senesinde tamamladığı, “Celali Takvimi” olarak malum takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına bakılırsa düzenlenen bu takvim 5000 yılda bigün hata verirken, bugün kullandığımız “Gregoryen Takvimi” 3330 yılda bigün hata vermektedir.

Çeşitli bilim dallarında birçok yapıt yazan Ömer Hayyam’ın eserlerinden 18 tanesinin adı bilinmektedir.

Eserleri :
1.Ziyc-i Melikşahi. (Astronomi ve takvime dair, Melikşah’a ithaf edilmiştir)
2.Kitabün fi’l Burhan ül Esenlik-ı Turuk ül Hind. (Geometriye dair)
3.Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. (Cebir ve denklemlere dair)
4.Müşkilat’ül Hisab. (Aritmetiğe dair)
5.İlm-i Külliyat (Genel prensiplere dair)
6.Newruzname (Takvim ve yılbaşı tespitine dair)
7.Risaletün fil İhtiyal li Marifet. (Altın ve gümüşten yapılmış bir cisimde altın ve gümüş miktarının bilinmesine dair. Almanya Gotha kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.)
8.Risaletün fi Şerhi ma Eşkele min Musaderat(Öklid’in bir probleminin çözülmesi metoduna dair, Hollanda Leiden kütüphanesinde bir nüshası vardır. F. Woepcke fransızcaya çevirmiştir.)
9.Risaletün fi Vücud (Felsefede ontoloji bahsine dair. Britanya kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.)
10.Muhtasarun fi’t Tabiiyat (Fizik İlmine dair)
11.Risaletün fi’l Kevn vet Teklif (Felsefeye dair)
12.Levazim’ül Emkine (Meskûn yerlerin iklimi ve hava değişikliklerine dair)
13.Fil Cevab Selaseti Mesâil ve fi Keşfil Hicab (Üç meseleye yanıt ve alemde zıtlığın mecburi olduğuna dair)
14.Mizan’ül Hikem (Pırlantalı eşyaların taşlarını çıkarmadan kıymetini bulmanın yöntemine dair)
15.Abdurrahman’el Neseviye Cevab (Hak Teâlâ’nın alemleri yaratmasının ve insanları ibadetle yükümlü kılmasının hikmetine dair)
16.Nizamülmülk (Arkadaşı olan vezirin biyografisi)
17.Eş’arı bil Arabiyye (Arabça rûbaileri)
18.Fil Mutayat (İlim prensipleri)

Ömer Hayyam bu şiiri tam 800 yıl ilkin yazmış!

‘Irmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun
Aden-i alâ meyhane midir?
‘Her mümin’e iki huri’ diyorsun
Aden-i alâ kerhane midir?

* * *
Tanrı bizlere cennette vaat etmiş olduğu şarabı
Niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?
Bir sarhoş arap, devesini vurmuş Hamza’nın
Peygamber de yasak etmiş arap’a şarabı

* * *
Beni özene bezene yaratan kim? Sen
Ne yapacağımı da yazmışsın evvelinde
Demek günah işleten de sensin bana
O vakit nedir o aden cehennem?

* * *
Kim senin ‘yasa’nı çiğnemedi ki söyle?
Günahsız bir ömrün ne tadı kalır söyle.
Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen eğer
Seninle benim aramda ne fark kalır ki söyle

* * *
Tanrı bizi çamurdan yarattığında
Biliyordu bu dünyada ne işimiz olacak
İşlediğim günahlar hep onun emriyledir
O halde cehennemde beni niçin yakacak?

* * *
İsyan edip karşında duracağım, neredesin?
Karanlığı, ışığa yoracağım, neredesin?
İbadete karşılık cenneti alacaksam
‘Bağış mı tecim mi’ diye soracağım, neredesin?

* * *
Kör bilgisizlik çirkefleştirir insanları.
Suskunluğum asaletimdendir.
Her söze verecek bir cevabım var elbet
Lakin bir söze bakarım söz mı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye

* * *
Dünya, üç beş bilgisizin elinde
Sanırlar ki tüm bilgiler kendilerinde
Üzülme, eşek eşeği beğenir
Bir hayır var sana fena demelerinde
* * *
Sen bu dünyanın sırrına eremezsin
Erenlerin dilini de sökemezsin
Öyleyse iç şarabı, aden et dünyayı
Diğeri cennete ya girer, ya giremezsin

* * *
Niceleri geldi, neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen asla gitmeyecek benzeri biçimindesin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler
******
İçin temiz olmadıktan sonrasında
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka, tespih, post, seccade güzel
Fakat TANRI KANAR MI BUNLARA?

Sen sofusun hep dinden dem vurursun
Bana da sapık dinsiz der durursun
Peki, ben ne görünüyorsam O’yum
YA SEN NE GÖRÜNÜYORSAN O’MUSUN?

Sen içmiyorsan içenleri kınama bari
Bırak aldatmacayı ikiyüzlülükleri
ŞARAP İÇMEM DİYE ÖVÜNÜYORSUN AMA
YEDİĞİN HALTLAR YANINDA ŞARAP NEDİR Kİ..

Ey kara cübbeli senin gündüzün gece
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere
ONLAR YARATANIN SANATI PEŞİNDELER
SENİNSE AKLIN ABDEST BOZAN ŞEYLERDE….

Ben kadehten çekmem artık elimi;
Tutmam senin kitabını minberini.
Sen kuru bir softasın, ben yaş bir sapık
CEHENNEMDE SEN Mİ DAHA İYİ YANARSIN, BEN Mİ?..

Seni kuru softaların softası seni
Seni cehenneme kömür ihtimaller içinde seni
Sen mi haktan rahmet dileyeceksin bana ?
HAKKA AKIL ÖĞRETMEK SENİN HADDİNE Mİ ?

Yaşamın sırrını bileydin
Ölümün de sırrını çözerdin
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok
YARIN AKILSIZ NEYİ BİLECEKSİN

Ey kör!
Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş !
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş !
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
BİR NEFESTİR ALACAĞIN, O DA BOŞTUR BOŞ !

Sefa Sür

Geçmiş günü boşuna yere yâd etme,
Bir gelmemiş an için de feryat etme
Geçmiş gelecek masal bunlar hep
Eğlenmene bak ömrünü çok kötü etme.

Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
Sen asla gitmeyecek benzeri biçimindesin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.

Dünyada ne var, kendine dert eyleyecek,
Bigün gelecek ki can bedenden gidecek,
Zümrüt davet üstünde, sefa sür iki gün…
Zira senin üstünde de otlar bitecek
Kaynak:Yaşam öyküsü.info

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir