Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi Toplumsal ve Ekonomik Yapısı

Devletin sınırlarının genişlemesinde ve fetihlerin gerçekleşmesinde kuvvetli ekonomik ve toplumsal yapının katkısı büyüktür.

Osmanlı Devleti’nde yönetici ve askerî derslik haricinde kalan kesime “reaya” denilirdi. Kasaba ve şehirlerde oturan ticaretle uğraşan tüccarlar, meslek sahibi olan esnaflar ile köylüler ve konargöçerler bu gruba dâhildi.

Osmanlı Devleti’nin büyük bir siyasal güç olmasında Ahi teşkilatının elde etmiş olduğu toplumsal ve ekonomik desteğin katkısı büyüktür. Toplumsal yardımlaşma ve beraberliğe katkısının yanı sıra esnaf ve zanaatkârların yetiştirilmesi ve kent ticaretinin canlılığının sağlanmasına büyük katkı sağladılar.

Osmanlı nüfusunun büyük kısmı köylerde yaşamaktaydı. Köylüler ise daha oldukça ziraat ile uğraşırlar ve ürettikleri ürünlerin bir miktarını vergi olarak verirlerdi. Köylülerin büyük çoğunluğu devletin kendilerine tahsis etmiş olduğu çiftlikleri işleten ailelerden oluşmaktaydı.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Konargöçer Türkmenler

Konargöçerler hayvancılıkla uğraşırlar, şehirlerin et, yağ, yoğurt, tereyağı ve peynir ihtiyaçlarının çoğunu karşılarlardı. Ordunun besin ihtiyacını karşılamak yanında nakliye hizmeti de verirlerdi. Konargöçerler ek olarak kasaplık, kereste yapımı ve kale tamirciliği yaparlardı. Vergi ödemeyenler yolların, geçitlerin ve kalelerin korunmasına destek olurlardı.

Konargöçer Türkmenler (Temsilî)

Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin temeli tarıma dayanıyordu. Kuruluştan itibaren doğru toprak politikalarının uygulanması ziraat sektörünü devamlı canlı tuttu. İskân politikası yardımıyla üretim devamlı hâle getirilerek boş topraklar ekonomiye kazandırıldı.

Osmanlı Devleti fetihlerle belirli tecim yollarının denetimini ele geçirerek ülkede ekonominin canlanmasını sağlamış oldu. Tecim yolları üstündeki kervanlardan ve pazarlardan alınan vergiler devletin mühim ekonomik kaynakları arasındaydı.

Osmanlı toplumu sulh ve kardeşlik içinde yaşardı. Mesela herhangi bir mahallede iki şahıs içinde küskünlük olursa mahalle halkı bir araya gelir ve birkaç gün içinde küskünleri barıştırırlardı. Eğer barıştıramazlarsa dört gözle bayram beklenir bayramlar barışın ve kardeşliğin vesilesi yapılırdı.

Mahallerde bir paşanın konağının karşısında ekonomik durumu iyi olmayan birisinin evi de bulunabilirdi. Evlerin kapı ve pencereleri çoğu zaman karşılıklı birbirlerine açılırdı. Komşular pencereden pencereye söyleşi ederlerdi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir