Osmanlı Devletinde Batılılaşma Hareketleri

Osmanlı Devletinde batılılaşma hareketleri Tanzimat döneminden daha önceleri adım atmıştır. Yükselme döneminde Osmanlı dünya siyasetinde hakim bir rol oynamaktaydı. Uygarlık olarak ta daha ileriydi. Batının Osmanlıya model niteliği taşıyarak adapte ettirilmesi II. Viyana (1683), Karlofça (1699) ve nihayet Pasarofça (1718) sonrasıdır. Batı karşısında alınan askeri ve diplomatik başarısızlıklar, bilhassa devlet bürokrasisinin dikkatlerini o yöne sevk etmişti. XVIII. yüzyılının ilk çeyreğiyle birlikte Osmanlı için garplılaşma modeliyle yeni bir dönem başlıyordu. Kıymetli aydınlarımızdan Ziya Gökalp Türk medeniyetinin geçirdiği evreleri üç sınıfa ayırmaktadır:

“1- Eski dönem: Türk milletinin oluşumundan, İslam dinine girmesine kadar geçen dönem.

2- Orta dönem: İslam’ı benimseyip, garp medeniyetinin kabulü arasındaki süre.

3- Yeni dönem: Garp medeniyetini kabulünden, günümüze kadar geçen dönem” olarak uygarlık evrelerini belirlemiştir.

XVIII. yy´da yükselme dönemindeki tekniğe karşı duyulan özlemin yerini artık gelişen batı uygarlığı alıyordu. İktisadi, siyasal, askeri, içtimai bir bunalım yaşayan Osmanlı tarafınca, Avrupa’da doğan medeniyete uyulması gerektiği, yapılacak ıslahatlarda batı tekniğinin kullanılması zorunluluğu kabul ediliyordu. Böylece daha XVIII. yüzyılın başlangıcında Avrupa seçimi askeri kurumların ve tabanca gücünün Osmanlıya iyi mi getirileceği mühim bir mesele halini almıştı. İmparatorluk düşman karşısında almış olduğu askeri başarısızlıklarla ortaya çıkan toprak kayıplarının sebebini rakiplerinin bir tek askeri teknik ve taktik üstünlüğü olarak görüyordu. Batının genel anlamdaki üstünlüğü; muhteviyatında siyasi-sosyal ve teknik dinamiklerin birbirleri ile bağlantılı olmasından dolayı idi. Buna karşılık büyük Osmanlı tarihçilerinden Cevdet Paşa bir tek askeri ıslahatlarla zafer kazanılamayacağını ifade ederek, cemiyet içindeki kurumların, aralarındaki bağın güçlü olması gerekliliğini de vurgular. Hem de iyi bir ordunun mali kuvvete, mali kuvvetin de memleketin iyi idaresine bağlı bulunduğunu söyler.

Osmanlı Devletinde Batılılaşma Hareketleri

Osmanlıdaki batılılaşma hareketleri, dönemden döneme değişim arz etmiş olduğu benzer biçimde kişisel farklılaşma ve gayretler dikkat çeker. Yeniliği ve değişikliği istenen kurumlar için yönlendirici grupların, karşıt propagandalar ve ayaklanmalar yürüttüğü de görülmüştür. Ara sıra devlet bürokrasisi içinde makam çekişmesi, kimi süre Yeniçerilerin saray üstündeki baskıları neticesinde ölümle biten sonuçsuz kalan reformist girişimler göze çarpar. Lale Devri ve III. Selim periyodu yenileşme hareketleri düşünce ve program bakımından, II. Mahmud’un düzeltim hareketleriyle tam bir bağlantı içinde değildi. Ek olarak bu atılımlar, esas kurumların yerine yenilerinin kurulmasını temin edecek mahiyette olmadığından pozitif neticelere varılamamıştır. Garplılaşmanın sadece batının ilim ve tekniği ile emek harcama disiplinine erişmekle mümkün olacağı göz ardı edilmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir