Osmanlı ve Batı Sanatı’nın Etkileşimi

XVI. yüzyıl sonlarına kadar İtalya ve Fransa şeklinde ülkelere giden Osmanlı elçileri, kılık-kıyafetleri ve âdetleri ile bu ülkelerin önde gelen çevrelerini etkilemiştir.

O şekilde ki bu yüzyılda saray çevresinde Türk modası (Alaturka) yaygınlaşmış, Osmanlı kültürü Batı kültürünü; dokuma, halı, çini ve seramik şeklinde sanat dallarında ciddi bir halde etkilemiştir. Hatta bu zamanda Osmanlı seramiklerini kopya eden majolika (çini) örneklerine rastlanmıştır. Batılılar bilhassa İznik seramiklerini örnek alarak üretim yapmışlardır.

Lale Devri (1718-1730) ise Osmanlı’nın Avrupa’ya açıldığı ve Batılılaşma Hareketi’nin başladığı dönemdir. Mimari, süsleme ve öteki sanat dalları ile hususi yaşam tarzında Fransızların öykünmek edilmeye başlandığı bu zamanda; İstanbul, Selanik, İzmir, Kahire ve Beyrut şeklinde şehirler Batılılaşmanın merkezi hâline gelmiştir.

Bu zamanda Batı’nın sanat ürünleri daha fazlaca tercih edilmeye başlamış, çinicilik giderek gerilemiş, seramik ürünleri üretilmeye devam etse de bu sanattaki eski incelik kaybolmuştur. XIX. yüzyılda Batılılaşma hareketleri devam etmiş, kültür değişimleri hızlanmış ve Batı tesirinde bir Türk Edebiyatı ortaya çıkmıştır. Bu zamanda dil sadeleştirilerek halk aydınlatılmaya çalışılmıştır. Fransız Edebiyatı’nın tesirinde kalan bu dönem Türk Edebiyatı, Şinasi ile adım atmıştır. Yazı, fıkra, roman, tiyatro şeklinde yazınsal türler de bu zamanda ortaya çıkmıştır.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Minyatür Sanatı ve Fotoğraf Sanatı

Minyatür sanatının ustalarından birisi olan Levnî ölünce, minyatür sanatı önemini yitirmiş, Avrupa’nın da etkisiyle minyatür sanatının yerini fotoğraf sanatı almıştır. Padişah II. Mahmut’un kendi resmini çizdirip devlet dairelerine astırması, Avrupa anlayışındaki fotoğraf sanatının Türkiye’de yayılmasına öncülük etmiş, fotoğraf sanatı okullarda ders olarak okutulmaya adım atmıştır. XVIII. yüzyıl, müzik alanında Osmanlı Devleti’ndeki mehter müziğinin (Görsel 6.57) Batı müziğini etkilediği dönemdir. Rusya, Avusturya, Fransa ve İngiltere, mehter müziğinden etkilenerek bu müziği ve bu müzikle beraber Türk müzik aletlerini de kullanmış, Türk müzisyenler İngiltere’de Kraliçe Victoria Periyodu’ne kadar vazife yapmışlardır.

Batı’nın meşhur müzisyenlerinden olan Mozart, Türk müziğinden etkilenerek Saraydan Kız Kaçırma adlı eserini bestelemiştir. Meşhur besteci Beethoven (Bethofın), 1811 senesinde mehter marşından etkilenerek bir Türk marşı yazmış ve bu marşa Atina Harabeleri adlı eserinde yer vermiştir.

XIX. yüzyılda Batı müziğinin tesirleri artmış, Mehterhanenin kaldırılması ile beraber Batı müziği resmen Osmanlı toplumunu tesiri altına almıştır. Mızıka-i Hümâyun (Askerî Mızıka Okulu) İtalyan müzisyen Donizetti’ye (Donicetti) kurdurulmuş, Batı müziği Abdülaziz Periyodu’nden sonrasında saray ve çevresinde kendisini hissettirmeye adım atmıştır. Bu müziğin en mühim enstrümanı olan piyano, bir üstünlük ifadesi olarak Türk toplumundaki yerini almıştır.

Osmanlı Mimarisi

Osmanlı Mimarisi Lale Devri’nden itibaren Batı’nın tesirinde kalmaya başlamış, III. Ahmet Çeşmesi ve Nevşehirli İbrahim Paşa Külliyesi bu zamanda yapılmıştır. Bu zamanda süslemeye de fazlaca büyük ehemmiyet verilmiştir. XVIII. yüzyılda mimari alanda da Batı üslubu başat olmuştur. Aşırı süslemenin ön planda olduğu bu yeni üsluba Türk-Barok üslubu denilmiş, Nur-u Osmaniye Camisi, bu tarzın en güzel örneği olarak kabul edilmiştir.

XIX. yüzyılda ise Büyük Mecidiye Camisi’nde (Ortaköy Camisi) (Görsel 6.59) olduğu şeklinde insan heykeli ve kabartmalardan arındırılmış Türk Ampir üslubu uygulanmıştır. Bu zamanda ek olarak eklektik üslup anlayışı ile geçmişteki üsluplar karıştırılarak yeni eserler ortaya konulmuştur.

XIX. yüzyılın sonunda yetişen Türk mimarlar, eski Türk sanatına dönüşü gündeme getirmişlerdir. Bu mimarlar çağıl teknikleri kullanarak klasik mimarinin birçok unsurunu ve süsleme şekillerini yeni yapılarda uygulamayı denedikleri için Türk mimarisinde Neo-klasik Dönem’i başlatmışlardır. Mimar Numan Kemaleddin Bey, Kamer Hatun Camisi’ni (İstanbul) ve Gazi Eğitim Enstitüsü’nü (Ankara) bu anlayışla yapmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir