Paleolitik Çağ’da Anadolu

İnsanoğlunun Anadolu Yarımadası’ndaki en eski yerleşimleri Paleolitik Çağ’ın başlarına değin uza­nır. Paleolitik Çağ doğrusu Eski Taş Çağı isminde olan bu zamanda insanoğlu, değişken iklim koşullarına uyum sağlamaya emek harcayarak geniş coğrafi alanlara seyrek ve dağınık durumda yayılmışlardır.

Konut olarak önceleri naturel mağaraları, kaya altı sığınaklarını, ondan sonra açık havada dal, çalı çırpı ve hayvan postlarından yaptıkları fazlaca ilkel barınakları kullanmışlardır. Devamlı oturulmayan bu barınaklar, gıda kaynaklarının konumuyla ilgili olarak ara sıra yer değiştirmiştir.

Paleolitik Dönem’de insanoğlu yalnızca avlanarak ve bitkileri biriktirerek yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Doğrusu yaşam biçimlerinin temelini avcılık ve toplayıcılık oluşturmuştur.

İnsanlık tarihinin en uzun sürecini oluşturan Paleolitik Çağ’da insanoğlu rahat yontma ve işleme teknikleriyle avlanmak, yabanıl hayvanlardan korunmak ve günlük işlerinde kullanmak suretiyle çeşitli yontma taş aletler (ok ucu, mızrak, balta vb.) yapmışlardır. Taş, kemik, ağaç, deri bu aletlerin yapımında kullandıkları malzemeler olmuştur. Ek olarak mağaraların duvarlarına resimler çizmişlerdir. Mevzusu çeşitli hayvanlar olan bu resimler, çoğu zaman çakmak taşından meydana getirilen alet­lerle mağara duvarlarına kazınmıştır. Bununla beraber kemikten ve taştan yaptıkları yontulara da rastlanmıştır.

Paleolitik Çağ’ın Anadolu’daki en mühim yerleşim­leri içinde Yarımburgaz Mağarası (İstanbul), Karain ve Beldibi mağaraları (Antalya), Dülük Şarklı Mağarası (Gaziantep) sayılabilir.

Yarımburgaz Mağarası’ndan çıkarılan ayı çe nesi ve taş aletler, İstanbul Arkeoloji Müzesi

Yarımburgaz Mağarası: İstanbul’da Ufak Çekmece Gölü’nün şimal ucunda bulunan mağarada meydana getirilen kazılarda bu döneme ilişik taştan yapılmış baltalar, kesici ve delici aletler ile ayı, köpek şeklinde çeşitli hayvanlara ilişik kemikler bulunmuştur.

Karain Mağarası: Antalya’nın 30 km kadar kuzeybatısında bulunan mağara, denizden 450 m yükseklikte ve 50 m derinliktedir.

Mağarada meydana getirilen kazılarda insan dişi ve kafatası; fil, su aygırı, mağara aslanı, öküz, at, geyik şeklinde hayvanlara ilişik kemikler, çakmak taşından yapılmış baltalarla kesici ve delici aletler bulunmuştur. Ek olarak mağarada bir ocakla yanmış kemik ve odun kalıntılarının bulunması bu zamanda insanoğlunun ateşi kullanmaya başladığını, kim bilir yiyecek pişirme etkinliğini öğrendiğini gösterir. Oldukça sayıda hayvan kemiğinin mağarada bulunması da bu dönem insanlarının ustalaşmış avcılar bulunduğunun kanıtıdır.

Beldibi Mağarası: Antalya­ Kemer sahil yolunun ortalama 40. kilometresinde Çamdağ Tüneli’nin derhal çıkı­şında yer edinen bir kaya altı sığınağıdır. Beldibi Mağarası, Paleolitik Çağ’ın mühim yerleşim yerlerinden biridir. Mağarada bulunan yassı çakıl taşları üstüne çizilmiş hayvan motifleri; din, büyü ve sihirle karışık bir sanat içerikli yaklaşım ve gelişmiş bir av kültürünün ortaya çıkmaya başladığına işarettir. Meydana getirilen kazılarda, Beldibi Mağarası’nda Paleolitik Çağ’a ilişik çokça çakmak taşı alet ele geçirilmiştir. Ek olarak kaya altı sığınağının duvarlarında insan, dağ keçisi ve geyik resimleri bulunmuştur.

Dülük Şarklı Mağarası: Gaziantep’in 10 km kuzeyindeki Dülük köyünde bulunan mağaranın mukaddes mabet olduğu sanılmaktadır. 600 000 yıl öncesine ilişik kalıntıların bulunmuş olduğu ve çakmak taşı işlemeciliğinin yapıldığı mağara, Paleolitik Çağ’ın mühim bir buluntu yeridir. Mağarada çakmak taşından yapılmış bıçak, testere, çekiç, iğne, balta, ok, mızrak ucu şeklinde birçok eşya bulunmuştur. Ek olarak mağaranın yanında çakmak taşı işleme atölyeleri de ortaya çıkarılmıştır.

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir