Roman Nedir? Romanın Özellikleri, Konularına Göre Romanlar

Edebiyat dünyasında en yaygın tür olarak kullanılan yazınsal türlerin başlangıcında kim bilir roman gelmektedir. Bu tür bugün tüm dünyada oldukca sayıda basılmakta ve yaygın bir halde okunmaktadır. Peki roman nedir?

Yaşanmış ya da yaşanabilecek olayların, insanoğlu arasındaki ilişkilerin, insan psikolojisinin uzun bir halde yer ve süre bağlamında anlatıldığı düz yazı şeklindeki yazınsal türe roman denir. İnsanı en iyi özetleyen, en iyi tanıtan, onun psikolojisini en net şekilde yansıtabilen tür romandır. “Roman” sözcüğü, Latince “Roma dili” manasından türetilmiş ve daha sonrasında bu türde yazılmış eserlere genel olarak bu ad verilmiştir. Uzun bir yapıda oluşturulan romanlarda anlatılanlar yazarlar tarafınca kurgulanmaktadır. Şu demek oluyor ki yaşanabilecek vakalar yazar tarafınca kurgulanır. Bu şekilde yazar bir gerçeklik kurgulayarak insanların o kurgusal dünyadan haberdar olmasını, o dünyanın içine dahil olmasını, değişik hayatlar yaşamasını amaçlar. Bir yazarın düş gücü ve hayal dünyası ne kadar genişse eserde anlatılan vaka ve durumlar da o denli varlıklı olacaktır.

  • Romanın Özellikleri
  • Romanın Yapı Unsurları
  • Roman Türleri
  • Romanın Bölümleri
  • Türk Edebiyatında Roman
  • Dünya Edebiyatında Roman
  • Roman-Öykü Farkı 

Roman Özellikleri

  • Yaşanması olası vakalar anlatılır.
  • Hikayelere gore daha uzundur.
  • Vaka, süre, mekan ve şahıs yapı unsurlarıdır.
  • Anlatıda üç değişik görüş açısı bulunmaktadır.
  • Bu tür eserlerde gözlem ön plandadır.
  • Eserde yer edinen kahramanlar tüm yönleriyle anlatılır.
  • Mekanların detaylı tasviri yapılır.
  • Mevzularına gore değişik roman çeşitleri bulunmaktadır.
  • Dünya edebiyatında ilk roman örneği Miguel de Cervantes tarafınca yazılan Don Kişot adlı eserdir.
  • Türk edebiyatında ilk roman örneği ise Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat-ı Fitnat adlı eserdir.

Romanın Yapı Unsurları

Vaka çevresinde oluşan yazınsal metinlerde olduğu şeklinde “Roman ögeleri” eserde büyük bir öneme haiz olmaktadır. Eserin temelini oluşturan roman unsurları şu şekildedir:

a) Vaka: Anlatmaya bağlı her eserin merkezinde bir vaka yer almıştır. Aslen tek bir vaka çevresinde birbirine bağlanan birçok vaka örgüsü bulunmaktadır ve bu vaka örgülerinin tamamı da merkezdeki vakası desteklemektedir. Vaka örgüleri içinde da neden-sonuç ilişkisi altında bir bütünlük mevcuttur.

b) Şahıs: Anlatılan vakalar belirli kişiler tarafınca gerçekleştirilir ve vakalar esnasında her kahramanın belli bir görevi bulunmaktadır. Roman kişileri kadro olarak eserde oldukça varlıklı bir halde yer almıştır. Ek olarak eserde yer edinen kahramanlar detaylı bir halde tanıtılmakta ve betimlenmektedir. Kişiler karşımıza iki şekilde çıkmaktadır: Tip ve Karakter.

  • Tip: Başka kişilerde de bulunan ortak özellikleri üstünde barındıran, temsil etmiş olduğu grubun niteliğini belirgin bir halde yansıtan roman kahramanı tiptir. Tip olan kişinin vurgulanan doğrusu temsil etmiş olduğu özellik kuvvetli bir halde okuyucuya hissettirilir. Örnek olarak bir eserdeki pinti hususi durumunu gösteren şahıs tiptir. Dünyanın her yerinde cimrilik özellikleri aynı olduğundan tipin evrensel bulunduğunu söyleyebiliriz.
  • Karakter: Tip özelliği göstermeyip kahramanın kendine özgü davranışları ile başka özellikteki kişilerden ayrılan, oldukca yönlü davranış gösteren roman kişisidir. Olayların durumuna gore karakterin davranışlarında da değişimler gözlenir ve davranışlarını öncesinden kestirmek mümkün olmamaktadır.

Tip ve Karakter Arasındaki Fark Nedir?

  • Tip belli bir zümreyi temsil ederken karakter kendine özgü özellikleriyle ön plana çıkar. Şu demek oluyor ki tip genel, karakter özeldir denilebilir.
  • Tip genel olduğundan değişik eserlerde de karşımıza çıkabilir fakat karakter hususi olduğundan başka eserlerde karşımıza çıkma olasılığı yoktur.
  • Tip tek yönlüyken karakter oldukca yönlüdür.

c) Süre: Her olayın kesinlikle bir gerçekleşme zamanı vardır. Bundan dolayı eserde süre kavramları çoğunlukla kullanılabilmektedir. Eserlerde çoğu zaman “-di’li geçmiş süre” kipi ifade tercih edilir. Eserde süre kronolojik bir sırayla verilebileceği şeklinde geçmişe-geleceğe gidiş şeklinde de aktarılabilmektedir.

Romanda iki çeşit süre bulunmaktadır. Birincisi olayların gerçekleştiği, yaşanılan anı belirten “Gerçek süre“dır. İkincisi ise yaşanmış olan andan bağımsız bir halde geçmişe dönülmesi, kahramanların geçmişinin anlatıldığı “Kozmik süre“dır. Kozmik süre, yaşanılan anın dışındaki zamanı kastetmektedir.

d) Mekan (Yer): Anlatılan olayların meydana geldiği yer de yapı unsurlarındandır. Eserde gerçekleşen vakalarla bağlantılı bir halde uygun bir mekan yazar tarafınca kurgulanır. Bu türde mekan tahlilleri de mühim bir yer tutarken aktarılan olayların yapısına gore mekan tasviri doğrusu betimlemesi de ön plana çıkmaktadır.

Romanda Anlatıcı Bakış Açıları: Vaka özetleyen yazınsal metinlerin mühim unsurlarından biri de anlatıcıdır. Eserin yazarı ve anlatıcısı aynı değildir. Yazar eserini oluştururken değişik bir anlatıcı kurgulamaktadır. Romanda anlatıcı bakış açıları şu şekildedir:

  1. Kahraman Bakış Açısı: Olayın merkezinde yer edinen şahıs ağzından yaşananların bizzat anlatılmasıdır. Birinci teklik kişi ekiyle ben seçimi bir ifade kullanılır.
  2. Gözlemci Bakış Açısı: Gerçekleşen vakaları bizzat gören ve bu tarz şeyleri yansız bir halde okuyucuya aktaran şahıs gözlemci anlatıcıdır. Anlatıcı vakaları görmüş olduğu kadarıyla üçüncü tekil kişi ağzıyla aktarır.
  3. İlahi (Tanrısal-Hakim) Bakış Açısı: Tanrısal bakış açısına haiz anlatıcı gözlemci şeklinde vakaları görür ve izler sadece olayın merkezindeki kişilerin iç yaşamına, duygularına, düşüncelerine de hakim bir halde okuyucuya aktarır.

Daha çok informasyon için “Bakış Açıları” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Roman Türleri (Mevzularına Bakılırsa Romanlar)

Romanlar ihtiva ettiği mevzuya ve yazınsal akımlara gore değişik isimlerde sınıflandırılmaktadır. Uzun bir geçmişi bulunan ve tüm dünyada oldukca yaygın olan roman türlerini ya da bir öteki tabirle “mevzularına gore romanlar“ı şu şekilde sınıflandırabiliriz.

Zamanı Romanlar

Konusunu tarihten alan, geçmişte yaşanmış olan vakaları özetleyen; anlattığı devrin zihniyetini doğrusu yaşam biçimini, psikolojisini yansıtan eserlerdir. Türk edebiyatında yazılan ilk zamanı roman Namık Kemal’in Cezmi adlı eseridir. Gene Kemal Tahir’in Devlet Ana, Tarık Buğra’nın Osmancık adlı eserleri zamanı roman örneklerindendir.

Serüven Romanları

Günlük hayatta pek rastlanmayan çarpıcı, sürükleyici ve gizemli olayların coşku verici bir halde anlatıldığı eserlerdir. Dünya edebiyatında serüven türünde yazılmış en bilindik yaratı Daniel Defoe’nun yazdığı Robinson Crusoe adlı eserdir.

Toplumsal Roman

Bu tür eserlerde toplumların sorunları, sıkıntıları işlenmektedir. Bu tür problemler içinde; göç, işsizlik, iktisat, töre, sınıflar arası çatışmalar yer almıştır.

Ruhsal Roman

Vaka kahramanlarının ruhsal durumunu, iç dünyasını ve ruhsal yapısını özetleyen türe ruhsal ya da tahlil romanı adı verilmektedir. Bu tür eserlerde aktarılan vakadan oldukca vaka karşısında ferdin ruhsal çözümlemesi ön plana çıkmaktadır. Mehmet Rauf’un Eylül adlı eseri Türk edebiyatındaki ilk ruhsal yaratı olarak kabul edilir. Dünya edebiyatındaki en iyi ruhsal romanların başlangıcında ise Dostoyevski’nin “Kabahat ve Ceza” adlı eseri gelmektedir.

Romanın Bölümleri

Vaka çevresinde oluşan yazınsal metinlerin temel yapısında “Serim, düğüm ve çözüm” olmak suretiyle üç bölüm yer almıştır. Roman bölümleri de “Serim, düğüm ve çözüm” şeklinde oluşmaktadır. Yazar eserini yazmadan ilkin eserin planını bu bölümlere gore yapar.

Türk Edebiyatında Roman

Birçok yazınsal türde olduğu şeklinde bu türün de Türk edebiyatına girmesi Tanzimat Süreci ile olmuştur. Tanzimat ile beraber edebiyatın da Batı’ya yöneldiği bu zamanda ilk roman denemelerimiz Batı’dan meydana getirilen tercümelerle olmuştur. Türk edebiyatında ilk tercüme roman Yusuf Kamil Paşa’nın Telemak adlı eseridir. Yazar eseri Fransız yazar Fenelon’dan çeviri etmiştir. Türk edebiyatında ilk yerli roman ise Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir. Bunların haricinde Türk edebiyatında roman ilkleri şu şekilde listelenebilir:

Türk Edebiyatında yazılan ilk yazınsal romanİntibah – Namık Kemal
Türk Edebiyatında yazılan ilk zamanı roman: Cezmi – Namık Kemal
Türk Edebiyatında yazılan ilk gerçekçi roman: Otomobil Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem
Türk Edebiyatında yazılan Batılı anlamda ilk roman: Mâi ve Siyah – Halit Ziya
Türk Edebiyatında yazılan ilk ruhsal roman: Eylül – Mehmet Rauf
Türk Edebiyatında yazılan ilk köy romanı: Karabibik – Nabizade Nazım
Türk Edebiyatında yazılan ilk postmodern roman: Tutunamayanlar – Oğuz Atay

 Dünya Edebiyatında Roman

Malum en eski ifade türlerinden olan destan, yüzyıllar arkasından gelişerek çağdaş edebiyatta yerini öykü ve romana bırakmıştır. Dünya edebiyatında ilk roman örneği daha ilkin verildiği bilinse de dünya edebiyatında ilk çağdaş roman Miguel de Cervantes 16. yüzyılda yazdığı “Don Kişot” adlı eserdir. Bundan dolayı dünya edebiyatında ilk roman örneği ve yazarı olarak kabul görürler.

Öykü ve Roman Arasındaki Farklar

Vaka çevresinde oluşan metinlerin başlangıcında yer edinen “Öykü ve Roman” ın karşılaştırılması şu şekilde yapılabilir:

  • Hikayede vakalar kısa bir halde anlatılırken romanda daha uzun, detaylı ve derinlemesine anlatılır.
  • Öykü kişileri sayı olarak azdır sadece romanda şahıs sayısı fazladır.
  • Hikayede kişiler kısa bir halde tanıtılırken romanda kişilerin detaylı iç-dış tasviri yapılır.
  • Hikayede süre kısa bir dilimi kapsarken romanda uzun bir süre dilimi söz mevzusudur.
  • Hikayede mekanlar da kısıtlı bir halde kullanılır.

Mevzuyu sunum olarak indirmek için TIKLAYINIZ

Ek olarak Bkz -> ROMAN KONU VİDEOSU HİKAYE NEDİR?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir