Romantizm Nedir? (Coşumculuk Nedir? Doğuşu, Temsilcileri, Özellikleri)

18. yüzyılda klasisizmin aklı ön plana çıkarmasına tepki olarak doğan “Romantizm”, kişisel duygulara ve hayallerin ön planda tutularak tarihe, dine ve ulusal değerlere ve tabiata yönelişin hakim olduğu bir sanat akımıdır. Kısaca aslına bakarsak bu akım aklın egemenliğine itiraz edip insan tabiatında yer edinen duyguları ve hayalleri önemser, sanat eserlerinde insanoğlunun bu hususi durumunu ön plana çıkarmayı amaçlar.

Avrupa’da 18.yüzyıl aydınlanma ve sanayileşme çabalarının filizlendiği bir yüzyıl olarak kabul edilir. Bu filizlenmeyle beraber Avrupa toplumunda mühim değişimler de görülmeye başlanmıştır. Bilhassa bu yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen Fransız İhtilali, ilkin Avrupa’ya sonrasında tüm dünyaya “Özgürlük, vatan, milliyetçilik, eşitlik” benzer biçimde kavramlar kazandırır. Bu fikirler birçok alanda olduğu benzer biçimde sanat alanında da etkili olur ve sanatçılar yeni arayışlar içinde birbirinden değişik sanat içerikli akımlar oluşturur. Bu sanat akımlarından biri de ondan sonra neredeyse tüm sanat dallarında etkili olmuş ve tüm dünyaya yayılmış olan romantizmdir. Kısaca romantizmin doğuşu da bu yüzyıldaki gelişmelerin temelinde gerçekleşmiştir.

Romantizm Akımı

Romantizme kadar sanat alanında klasisizm akımının tesiri vardı. Romantizm, klasisizmin akıl ve sağduyuya dayalı tesirini kırarak dünya gerçekliğinin dışına çıkarak insan tabiatında mevcud duygu ve hayalleri ön plana çıkarmıştır. Bu akımın öncüsü ve kurucusu olarak kabul gören Viktor Hugo, 1827 senesinde yayımladığı Cromwell adlı oyununda bu sanat akımının ilkelerini de ortaya koyar. Böylelikle akımın tüm ilkeleri sanatseverlere duyurulmuş olunur. 19.yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da büyük bir ilgi görmüştür.

Bu akımda bir tek akılcı konuların işlenmesine karşı çıkılarak insan ve cemiyet dahilinde olan her şeyin edebiyatın mevzusu olacağı vurgulanmıştır. Duygu, hayal ve düşünceler ön plana çıkarılıp eserlere yansıtılmakla beraber yazar bu anlamda hayallerini ve duygularını özgür bir halde eserde dile getirir. Romantizmde ele alınan vakalar abartılırken okuyucuyu devamlı coşku içinde tutmak için sürükleyici bir üslup tercih edilir. Üsluptaki daha önceki yıllarda benimsenen katı kurallar da görmezden gelinir ve onun yerine daha renkli, canlı bir üslup seçimi benimsenir.

Romantikler, içinde bulunulan andan kaçış için tabiata ve tarihe sığınmışlardır. En belirgin özelliklerinden biri olarak ulusal tarihe yönelişle beraber milletlerin tarihinden alınan vakalar ve kahramanlar eserde yer tutmaya adım atmıştır. Amaç tarihte yer edinen güzel ve parlak günlere gidebilmek, o zamanlara olan özlemi dile getirmektir. Gene içinde bulunulan mekandan ve zamandan kaçış için sığınılacak bir değişik bir dünyanın kapısını açan doğa da tüm renkleriyle ve güzelliğiyle sanatın konusunu oluşturacaktır. 

Romantizmin Özellikleri

  • 18. yüzyılda klasisizm akımına tepki olarak dünyaya gelmiştir.
  • İnsanı baskı altında tutan akıl ve sağduyuya tepki gösterilmiş onun yerine duygu ve hayaller ön plana çıkarılmış, tarihe yönelinmiş, ulusal ve dini değerler benimsenmiştir.
  • Duygu ve hayallere ehemmiyet verilerek sanatçıların hayal güçlerini kullanarak her şeyi sanatın mevzusu yapmaları sağlanmıştır. İnsan ve cemiyet yaşamıyla ilgili her şey sanatın mevzusu olmuş ve böylelikle sanattaki verim artmıştır.
  • Eserlerde melankolik bir hava dikkat çeker.
  • Bulunulan ortamdan ve dönemden kaçış belirgin bir özellik olarak karşımıza çıktığından parlak zamanı dönemlere ve rahat ortamıyla tabiata kaçış söz mevzusudur.
  • Varlıklı bir esin kaynağı olan tabiata ek olarak ehemmiyet verilmiş doğa renkli ve canlı bir halde tasvir edilmiştir.
  • Ulusal tarihe yöneliş olduğundan zamanı vakalar mevzu olarak işlenmiş ve tarihteki kahramanlar eserlerde tekrardan canlandırılmıştır.
  • Dini ve ulusal mevzulara ehemmiyet verilmiştir.
  • Vakalar abartılı ve sürekleyici bir halde ele alınmıştır.
  • Kuralları olan üslup yerine daha renkli ve özgür bir üslup tercih edilmiştir.
  • Aşılmaz kuralları olan yazınsal dili reddetmiş ve günlük konuşma dilini kullanmışlardır.
  • Yazınsal eserlerde vakalara ve kahramanlara yazar öznel olarak müdahalede bulunur. Kısaca yazarlar eserlerdeki vakalar karşısında kendi duygu ve düşüncelerini gizleme gereği duymamış, kişiliklerini açıkça ortaya koymuşlardır.
  • Eserlerde yer edinen tasvirler öznel bir kalite taşır. Sanatçının o anki ruhsal durumu paralelinde dış dünya algılanmış ve eserlere yansıtılmıştır.
  • Tiyatroda yer edinen vaka, süre ve mekan birliği kısaca üç birlik kuralı yıkılmıştır. Dram türü geliştirilmiş ve tiyatroda oldukça büyük bir yenilik gerçekleşmiş olur.
  • Sanatçının toplumsal bir rolünün bulunduğunu korumak için çaba sarfeden romantizmde “Sanat cemiyet içindir” anlayışı hakimdir.

Romantizmin Temsilcileri

Romantizm Fransa, İngiltere ve Almanya’da oldukça etkili olmuş ve birçok mühim sanatçı tarafınca benimsenmiş bir sanat akımıdır. Bu yüzden romantizm temsilcilerini ülkelere sınıflandırmak daha doğru olacaktır.

Fransa

  • Victor Hugo
  • Jean Jacques Rousseau
  • Montesquieu
  • Lamartine
  • Voltaire

İngiltere

  • Lord Byron
  • Charles Dickens
  • Shelley
  • Keats

Almanya

  • Goethe
  • Schiller

Rusya

  • Aleksandr Puşkin

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir