Şapka Ve Kılık Kıyafet Kanunu

Osmanlı toplumunda bir giyim birliği yoktu. Müslümanlar toplumdaki yerlerine ve aldıkları görevlere gore değişik halde giyinirlerdi. Gayri Müslimler ise kendilerine gore giyinmekteydiler.

Avrupa’da yada misyoner okullarında okuyan aydın zümre ise daha ziyade Avrupa seçimi giyiniyordu. II. Mahmut döneminde bu kargaşa önlenmeye çalışılmış bari devlet memurlarının muntazam bir görünüşe kavuşmaları için çaba sarf edilmişti. Onun zamanında memurlar ceket, pantolon giymişler başlarına da Balkanlar’daki Yunanlılar ve Tunuslularca kullanılan fes giymeye başlamışlardı. Bazıları bu festen dolayı II. Mahmut’a gâvur padişah sıfatını takmışlardı. Uzun bir süre fes geri kalmışlığın simgesi olarak kaldı.

Şapka Ve Kılık Giyim Kanunu

Mustafa Kemal Paşa, 24 Ağustos 1925 senesinde yapmış olduğu Kastamonu seyahatinde bu konudaki düşüncelerini deklare etti. Buradan hareketle aynı günün akşamı İnebolu’ya geldi. 27 Ağustos’ta burada yapmış olduğu konuşmada; çağdaş ve evrensel giyim tarzının bizim için fazlaca cevherli ve milletimize layık bir giyim seçimi bulunduğunu söylemiş oldu.

Meydana getirilen emekler sonucunda başa giyilen başlıklar mevzusunda karmaşaya son vermek ve farklılıkları ortadan kaldırmak amacı ile Şapka İktisabı Ile alakalı Kanun kabul edildi. Bu kanunla birlikte Türkiye’de adına serpuş denilen tek tip bir şapkanın giyilmesi zorunlu kılındı. (25 Kasım 1925)

Şapka kullanımı halk içinde yaygınlaştıktan sonrasında 1934 senesinde Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun çıkarılmış ve laiklik prensibinin bir gereği olarak “din adamlarının dini giysileri yalnız dini törenler esnasında giyebilecekleri, öteki zamanlarda sivil giyim kullanacakları” kararlaştırılmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir