Soğuk Savaş Dönemi’ndeki Bilimsel Gelişmeler

II. Dünya Savaşı sonrası bilimsel alandaki büyük ilerlemelerde ABD’nin ağırlığı arttı. Teknik gelişmelerin temel alanlarından biri, siyasal ve simgesel öneminden dolayı nükleer enerji oldu. Nükleer fizikten doğan bilgiden öncelikle askerî alanda yararlanıldı. ABD ve SSCB nükleer tabanca yarışının içinde oldu. Nükleer enerjinin sivil alanda kullanımı, elektrik üretimini sağlamış oldu. 1973’te yaşanmış olan petrol krizi Batılı ülkelerin nükleer enerjiye verdikleri önemi artırdı. Fransa, Belçika, İsviçre ve Almanya şeklinde devletlerde nükleer enerjiye olan bağımlılık arttı.

Nükleer Santraller

İngiltere, ilk genel ticari nükleer santralini Ekim 1956’da Calder Hall’de (Kaldır Hol) açtı. Onu Dumfriesshire (Damfrişayr) (1959), Gloucestershire (Gıloscıstırşeyr) ve Essex (Essez) (1962), Cumberland (Kanbırlend) (1963) izledi. Fransa, 1956’da Bagnols-sur-Ceze’de (Benyöln sü sez) ilk nükleer elektrik santralini açtı. Almanya, 1956’da bir Atom Enerjisi Bakanlığı kurdu ve ilk reaktörünü 1962’de Bavyera’daki Kahl’da açtı. Nükleer enerji kapasitesindeki süratli artış 1950’den 1980’e kadar Avrupa’ya damgasını vurdu.

Uzay

Amerikan-Sovyet yarışının yaşandığı uzay emek harcamaları iki hedefe yöneldi. Bilimsel özellik taşıyan ilk hedefe bulgu ve tedbirler egemendi. İkinci hedef ise uyduların gözlem amaçlı olarak yörüngelere oturtulmasıydı. Başlangıçta askerî amaçlı kullanılan bu teknoloji sonrasında yazışma ve meteorolojide kullanıldı. Ruslar 1957’de ilk suni uydu olan Sputnik’i (yoldaş) yörüngeye yerleştirdi. Dört yıl sonrasında da Sovyet astronotlar, uzayda dünya çevresinde tur attılar. Sovyetler Sputnik’i propaganda aracı olarak kullanmakta gecikmedi. Dünyaya “komünizm ile yıldızlara” mesajı veriliyordu. Yuri Gagarin, 1961’de Rus roketi Vostok 1 ile uzaya gitmeyi başaran ilk insan oldu.

ABD’de uzay çalışmalarının koordineli bir halde yürütülmesini sağlamak amacıyla değişik servislerin tek bir çatı altında toplanması görüşü doğrultusunda 1958 yılı Ekim ayında Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) kuruldu. Ruslara yetişme gayretindeki ABD’nin 1969’da Ay’a gönderilmiş olduğu astronot Neil Armstrong (Neil Armsıtrong), Ay’a ayak basan ilk insan oldu. Armstrong Ay’a ilk ayak bastığında “Bir insan için minik fakat insanlık için büyük bir adım…” dedi. Dünya çevresinde dönerek TV sinyallerini yansıtan, hava değişikliklerini kaydeden, casusluk meydana getiren araçlar uzaya yerleştirildi. Ondan sonra ABD’nin geliştirdiği uzay mekiği ile uzay çağı yeni bir döneme girdi.

DNA

1950 ve 1960’larda bilhassa moleküler biyoloji alanında mühim bilimsel atılımlar yapılmış oldu. 1973’te DNA’nın kimyasal yapısı çözülerek organik vakaları kimyasal görünümlerine indirgeme yolundaki gelişmeler kaydedildi. Biyoteknolojide sağlanan gelişmeler de tıbbi ve tarımsal yatırımın başlıca alanı oldu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir