Sultan Ahmed Sencer Kimdir?

Sencer; Melikşah’ın hayatta kalan evlatlarından birisidir. 6 Kasım 1086 tarihinde Elcezire bölgesindeki
Sincar’da dünyaya gelmiştir.

Doğum yerinden esinlenerek ona, Türkçede Saplayan manasına gelen Sencer adı verilmiştir. Nitekim kaynaklar bu ismin bir yakıştırmadan ibaret olduğuna dikkat çekmektedirler. Öte taraftan Ahmet isminin de Sencer ile aynı şahıs olduğu iddia edilmektedir.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Sultan Sencer Süreci

Sultan Sencer (Sancar) Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nda en uzun süre sultanlık yapmış son Selçuklu hükümdarıdır. Horasan Melikliği dönemleri hariç (1098-1118) Selçuklu İmparatorluğu’nu 39 yıl (1118-1157) şeklinde uzun bir süre yönetmiş, ülkenin bütünlüğü ve devamlılığı mevzusunda oldukça gayretli emekleri ile dikkat çekmiştir. Nitekim Sencer’in tüm çabalarına karşın, onun ölümünden sonrasında ülke dağılmaktan kurtulamamıştır.

Sultan Sencer, uzun bir dönem, doğrusu kardeşi Sultan Berkyaruk zamanından beri ve gene Berkyaruk tarafınca görevlendirilmek suretiyle Horasan’a melik olarak atanmış ve burada Muhammet Tapar’ın ölümüne kadar müstakil bir halde yaşamıştır (Öngül,2014:233).Gene Sultan Sencer, bu bölgedeki melikliği süresince: Karahanlılarla, Gurlularla ve Gaznelilerle savaşım ederek onları kendine bağlamayı başarmıştır. Nitekim 18 Nisan 1118 tarihinde Sultan Muhammet Tapar’ın ölümü ile başlamış olan taht mücadeleleri Sencer’i de etkilemiş ve bir hanedan mensubu olarak bu mücadelelerden uzak duramamıştır.

Selçuklu Sultanları Sıralaması

  1. Sultan Tuğrul Bey bin Mikhâil 1040-1063
  2. Sultan Alparslan bin Davet Bey 1063-1072
  3. Sultan Melikşah bin Alparslan 1072-1092
  4. Sultan Berkyaruk bin Melikşah 1092-1104
  5. Sultan Muhammed Tapar bin Melikşah 1105-1118
  6. Sultan Sencer bin Melikşah 1119-1157

Sultan Sencer’in Taht Mücadelesi

Öz kardeşi Sultan Muhammed Tapar’ın ölümüne oldukça üzülen Sencer, kardeşi için Merv şehrinde yedi gün sürecek yas duyuru ederek hutbeler, hatimler okutmuştur. Nitekim Sultanın, ölmeden ilkin en büyük oğlu Mahmud’u veliaht olarak göstermesi, Sencer’in kardeşinden sonrasında tahta oturma durumunu zora sokmuştur.

Babasının ölümünden derhal sonrasında tahta geçirilen yeni Sultan Mahmud hemen hemen on dört yaşlarında olmasından dolayı devlet işlerinden anlamamakta ve devlet idaresine hükmedememektedir. Bu durum, ileri gelen devlet yöneticilerinin işine yaramış ve kendi istekleri doğrultusunda devleti yönetmeye başlamışlardır. Kaynaklarda bu devlet adamlarından bilhassa Hacibü’l-Hüccab Ali Bar ve onun kâtibi konumundaki Ebu-l-Kasım Dergezinî’nin devlet yönetiminde söz sahibi olduğu görülmektedir.

Devlet yönetimindeki kargaşa ve yönetim boşluğu bir tek böyle de kalmamıştır. Sultan Mahmud’un minik kardeşleri Şehzade Mesud ve Tuğrul Beyin atabekleri konumundaki Cüyuş Bey ile Gündoğdu Bey de fırsattan istifade hemen hemen minik yaşlarındaki şehzadeler adına saltanatta hak iddiası ile hareketlendikleri görülmektedir.

Sultan Ahmed Sencer

Ahmed Sencer’in Sultanlık Süreci

Tüm olan bitenin bilincinde olan Sencer asla zaman kaybetmeden kendi sultanlığını duyuru ederek Selçuklu tahtının aslolan sahibinin kendisi bulunduğunu duyuru etmiştir(14 Haziran 1118).

Bu sırada Horasan’da bulunan Sencer’in yeğeni Mahmud’dan daha tecrübeli olması sayıca azca olan ordusunu onun üstüne gönderecek kadar cesaret sağlamasına yaramıştır. Tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonrasında Mahmud’un üstüne harekete geçen Sencer, kısa süre içinde yeğeninden almış olduğu sulh teklifine de, onun minik yaşından dolayı Ali Bar ve kâtibi Ebu-l-Kasım şeklinde devlet adamlarının tesiri altında kaldığını söyleyerek negatif cevap vermiştir.

Neticede iki Selçuklu ordusu 11 Ağustos 1119 tarihinde Rey civarlarındaki Save şehrinde karşı karşıya gelmişlerdir. Kaynaklarda iki ordudan Melik Sencer’in ordusunun 20 bin kişilik bir kuvvete haiz olduğu yazarken Sultan Mahmud’un 30 bin kişilik askeri birliğe haiz olduğu kaydedilmektedir.

Öte taraftan Sencer, kim bilir daha azca askeri birliğe haiz olmasından dolayı bu harpte filleri kullanarak üstünlük sağlamak istemiş olacak ki averaj 18 ile 45 içinde bir fil birliğine haiz olduğu da gene kaynaklar tarafınca aktarılmaktadır. Neticede cenk esnasında ilk sıralarda Mahmud’un kalabalık ordusu üstünlüğü yakalamış olsa da Sencer’in ordusundaki fillerin harbe dâhil edilmesiyle durum Mahmud’un aleyhine dönmüştür.

Netice olarak yenilen Mahmud, beraberindeki devlet adamları ile İsfahan’a çekilmek zorunda kalmıştır. Harpte filleri kullanarak zekice bir iş icra eden Sencer ise buradan Hemedan’a yönelmiş bununla beraber Bağdat’a ulaşan yengi haberi ile de halifelik makamının Sencer adına hutbe okutmasını elde etmiştir. Böylelikle halifelik tarafınca da sultanlığı onaylanan Sencer hem dini hem resmi mana da Selçuklu sultanı olarak duyuru edilmiştir.

Sultan Sencer İktidarı

Yeğeni Mahmud ile giriştiği saltanat davasından sonrasında galip gelen Sultan Sencer, annesinin de tesiri ile yeğenini affederek canını bağışlamıştır.

Sencer, oğlu olmadığı için Mahmud’u veliahdı yapmış olup kızı Mehmelek Hatun’u da onunla evlendirip damadı yapmıştır. Öte taraftan Sultan Sencer’in yeğenini affetmesinden sonrasında yeniden taht iddiasında bulunabileceği şüphesi ile belli bir dönem onu kontrolünde tutup yetki vermediği bilinmektedir. Uzun bir süre Mahmud’u kontrolünde tutan Sultan yeniden itimatını kazanınca daha öncesinden yasaklanmış olan saltanat törenlerinde yeniden ona da yer verilmesine izin vererek adına “nevbet” çaldırmasını da onaylamıştır.

Saltanat kavgaları yüzünden oldukça yıpranmış durumda olan devlet, Sultan Sencer’in saltanat mücadelesini kazanmasından sonrasında rahat bir nefes almıştır. Böylelikle kısa süre içinde Selçuklu Devleti’ne yeniden istikrar kazandıran Sultan Sencer, Sultanü’l-a’zam (En Büyük Sultan) unvanını alarak Merv merkez olmak kaydıyla Rey, Mâzenderân ve Kumis şeklinde kent ve bölgeleri egemenlik sahasına dâhil etmiştir.

Veliahdı olarak atadığı yeğeni ve bununla beraber damadı olan Mahmud’a ise Sultanü’l-mu’azzam (Büyük Sultan)3 unvanı ile Hemedan merkez olmak suretiyle ülkenin Batı yönündeki topraklarını doğrusu Irak-ı Acem (Cibal)’in bir kısmı ile Irak-ı Arap (Mezopotamya) ve Suriye topraklarını vermiştir. Burada Sencer’in ülkenin topraklarını yeğeni ile bölüşmesi sonucu Selçukluların yeni bir kolu olarak Irak Selçuklu Devleti’nin kurulmuş bulunduğunu da belirtmekte yarar vardır.

Öte taraftan Sultan Sencer, devletin hâkimiyet alanında bulunan bazı bölgeleri de öteki yeğenlerinin iktâsına vermiştir. Buna gore Irak-ı Acem eyaletinin yarısı ile Gîlân bölgesini Şehzade Tuğrul’a Fars Eyaletini, İsfahan ve Huzistân’ın yarısını ise Şehzade Selçukşah’ın kontrolüne bırakmıştır.

Sultan Sencer hükümdarlığı süresinde yalnızca taht mücadeleleri şeklinde sıkıntılar ile uğraşmamıştır. Uzun süre ilkin başlamış olan Batini hareketlerini bastırmak için de uzun uğraşlar veren Sencer, ülke için oldukça zararı olan olan bu hareketi bastırmak için elinden gelen tüm çabayı göstermiştir. O şekilde ki kaynaklarda Sencer’in bir defasında Bâtıniler üstüne yapmış olduğu baskında 10 bine yakın fedainin öldürülmüş olduğu zikredilmektedir. Bu durum Sultan Sencer’in bu işi ne kadar ciddiye aldığını göstermektedir.

Sultan Sencer her yönü ile bozulan devlet idaresini yeniden tesis etmeyi istemişse de ne yazık ki işler istediği doğrultuda gitmemiştir. Devlet içinde idarede söz sahibi olmak isteyen ve daha öncesinden bulunmuş olduğu konumda güç kaybı yaşamış gerek devlet erkânı, gerekse halifelik makamınca sultanlığı çekince altına girmeye adım atmıştır. Sultan ile tek başına savaşım edemeyeceğini anlayan saltanat iddiacıları ise bu durum karşısında ittifak kurarak emellerine ulaşmayı amaçlamışlardır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir