Tarihte Nedensellik İlkesi

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Niçin ve Nedensellik nedir?

Bir vakası oluşturan etkene niçin denir. Nedenle netice arasındaki ilişki ise nedenselliktir. Nedensellik prensibine, bir gerçeği nedensellik bakımından açıklamak, o gerçek ya da olayın niçin o yolla meydana geldiğine cevap vermek denebilir.

Nedensellik prensibi bilimde o denli önemlidir ki, bilimsel araştırmanın iki vaka arasındaki niçin ilişkilerini keşfetmeye çalışmak demek olduğu neredeyse genel olarak kabul edilmiştir.

Nedensellik ve Tarih Bilimi İlişkisi

Nedensellik tarih bilimi için de ehemmiyet arzeder. Tarih incelemeleri de, sebeplerin incelenmesidir. “Nedensellik=Niçin” anlamına gelir. Tarihçi de araştırmalarında zamanı gerçeklikten, zamanı hakikate ulaşmada devamlı olarak “niçin” sorusunu sormak durumundadır. Bu soruya yanıt vermeyi ummuş olduğu sürece de bu işleme devam eder. “Niçin” sorusunu her vakada sorar. Zira sadece bu şekilde tarihe metodolojik bir perspektif ve bilimsel bir yaklaşım getirebilir.

Tarihte Nedensellik

İnsanlar, yaşamları ile ilgili olarak geriye varlıklarının izlerini bırakırlar. Bu izler, onların tarihlerini yazmanın ilk ve mühim dayanaklarını oluşturur. Her bir belge tarihçiyi, niçin ve nasılı çözmeye daha oldukça yaklaştırır. Yüzeysel olanın daha kapsamlı boyutuna, sadece niçin ve nasılı araştırarak ulaşılabilir. Tarih yazmada esas olan, olayların tahlili ve açıklanmasıdır. Bunu sağlamak ise, vakalarla ilgili sebepleri ve nasılları ortaya çıkarmaya bağlıdır.

Tarih yazıcılığının başlangıç dönemlerinde, yazanlar olayların nedenselliği üstünde durmamışlardır. Çoğu zaman aynı anda meydana gelen vakalar karmaşık bir halde anlatılmıştır. Güneş tutulmaları, gök cisimlerinin hareketleri, savalar, antlaşmalar, kahramanlar ve kralların ölümü şeklinde mevzular beraber dile getirilmiştir.

Vakalar hakkında analizden ziyade, yüzeysellik hakim olmuştur. Oysa, tarihin bilimsel yöntemi bu olmadığı şeklinde, ondan beklenen misyon da olayların öykü edilmesi değildir. Nedenselliği irdelemeyen tarihsel yaklaşımın, bilimselliğini savlamak fazlaca zor olsa gerek. Tarihçi, olayların nedenlerini göstermek zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Aksi takdirde son tahlile gidilemez. Niçin problemi ile karşılaşan tarihçinin ilk yaklaşımı, aynı vakaya birden oldukça niçin bulmaktır.

Zira tabiat bilimlerinde gözlenen bir sonucun tek bir sebebi kolayca bulunabilir. Oysa toplumsal bilimlerde tek bir genel yasanın varlığı söz mevzusu değildir. Pek oldukça halde birden fazla
nedenin varlığı söz mevzusudur. Sadece gerçek tarihçinin, toplamış olduğu bu nedenler listesini bir düzene sokarak, birbirleriyle ilişkilerini tespit etmesi, bir nedenler hiyerarşisi oluşturması, hangi niçin yada sebeplerin, tüm “sebeplerin sebebi” olarak ele alınması icap ettiğini kararlaştırması lazımdır.

Iyi mi ki; tarihteki olguların zamanı olgu haline gelebilmesi için tarihçi tarafınca seçilmesi ve sıralanması gerekiyorsa, tarihçinin nedenlere yaklaşımında da benzer bir süreç işlemektedir. Tarihçinin nedenleriyle olan ilişkisi, olgularıyla olan ilişkisi şeklinde aynı çifte ve karılıklı niteliği taşır. Nedenler onun zamanı süreci yorumlayışını belirler.

Sebepleri ehemmiyet sırasına koyması, bir nedenin ya da nedenler dizisinin izafî olarak daha oldukça anlamlı olduğuna karar vermesi, tarihçinin yorumunun esasını teşkil etmektedir. Sadece, burada vurgulanması ihtiyaç duyulan bir husus “anlamlılıktır”.

Tarih, zamanı anlamlılık terimleriyle meydana getirilen bir seçme sürecidir. Tarihçi iyi mi amacı için anlamlı olanları sınırsız olgular okyanusundan seçerse, onun şeklinde oldukça sayıdaki niçin sonucun ardı ardına gelişlerini, yalnız ve yalnızca zamanı bakımından anlamlı ardı ardına geliler içinden seçer. Zamanı bakımdan anlamlılığın ölçütü ise, bu tarz şeyleri kendi akılcı açıklaması ve yorumlama kalıbına uydurma kabiliyetine dayanır. Diğeri neden-sonuç ardı ardına gelişleri, nedenle netice arasındaki ilişki farkı olduğundan değil, bu ardı ardına gelişin kendisi uygun olmadığından rastlantısal diye reddedilmelidir. Tarihçinin bunlarla yapabileceği birşey yoktur. Bunlar akılcı yoruma elverişli değildir, ne geçmiş ne de gelecek için bir anlam taşımazlar.

Akılcı nedenler, başka ülkelere, başka dönemlere, başka koşullara uygulanabilme özelliğinden dolayı yararlı genellemelere götürür. Onlardan ders çıkartmak, anlayışımızı genişletmek ve derinleştirmek mümkündür. Sadece rastlantısal nedenler genelleştirilemezler. Bunlar benzersiz oldukları için, kendilerinden ders çıkarılamaz ve bir sonuca götürmezler. Bu durum tarihçiyi, sebeplerin seçilmesi mevzusunda hassasiyete zorlamaktadır.

Tarihte nedensellik ilkesi yazımızın devamı için tıklayınız.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir