Tarihte Nedensellik İlkesi 2

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Tarihte Nedensellik İlkesi Mevzu Devamı

Tarihte bilinenlere dayanarak, onlardan esinlenerek, bir ekip benzerliklerden yararlanarak bilinmeyenin ortaya çıkarılması esastır. Geçmişin verileriyle geleceği anlamaya yönelmenin temel sebebi de budur. Niçin-Netice bağlantıları gelecekle ilgili yargılamaların en mühim dayanağıdır. Bu yargılamada temel ilke nedenselliktir. Bir olayın yinelenmesinde değişmeyen nedenler, benzeri olayların gelecekte de olabileceği kanaatini doğurur.

Deneysel bilimlerde bu tür sonuçların kesinliğini gösteren buluşlar mevcuttur. Sadece, toplumsal bilimlerde ve tarihte olayların yönelebilirliği ve aynı sonuçların alınması söz mevzusu olmadığından, benzeri sonuçlara varılması olasılığı gündeme gelir.

Kim bilir tarihin ders verici yönü de burasıdır.

Tarihin dinamik yönü nedensellik bağının ortaya çıkarılmasıyla anlaşılabilir. Zamanı vakalar arasındaki neden-sonuç ilişkisi, bugünün dayanaklarının belirlenmesine ve geleceğin tahmin edilmesine katkıda bulunur. Zira bilinmiş olduğu şeklinde bugün; “dünün sonucu, yarının hazırlayıcısı” doğrusu nedenidir. Tarihin mevzusu olan dün (ki burada kast edilen insanların dünüdür) araştırılıp aydınlatılmaya çalışılırken, en oldukca sorulan “niçin ve iyi mi?” soruları da, tarihçinin kafasının içindeki belirli bir amacı doğrulamaya yöneliktir. Tarihçi amaç gözetmekte, mecburi olarak kıymet yargılarını işin içine katmaktadır. Tarihte yorum, devamlı kıymet yargılarına bağlıdır. Nedensellik de yoruma bağlıdır. Kıymet yargılarına başvurmadan nedensellik ilişkilerinin araştırılması olanaksız gibidir.

Kıymet yargılarından kurtulamama tarihçinin tarafsızlığını tartışılır hale getirmektedir. Tarihçi, bilhassa bir devrin ve bir mevzunun seçiminde ve onu ele alış yönteminde, kim bilir bilinçsiz olarak kendi görüşünü, kendi ilgi alanlarını ve kendi çevresi ile uyum elde eden belirli bir tür davranış göstermektedir.

Tarihte Nedensellik İlkesi

Tarihçi de öteki insanoğlu şeklinde önyargılarının esiri olabilmektedir. Toplumsal çevresinden, yetime tarzından yada devraldığı düşünce ve davranışlardan kaynaklanılarak içine düşülen önyargı, tarihsel yaklaşımı negatif yönde etkilemektedir. Dolayısıyla zamanı olayın, olgunun nedenselliğinin irdelenmesine ilişkin tahlil de, tarihçiye nazaran değişebilmektedir. Bu değişkenlikten kurtulabilmek için kim bilir; ulaşılabilen tüm nedensellik bağlarının ve belgelerin sunulmasını müteakip, tarihçinin tahlile girişim etmesi bir yöntem olarak önerilebilir. Bu yöntem tarihçiyi amacından uzaklaştırmayacağı şeklinde, sebeplerin ötekiler tarafınca başka açıdan değerlendirilmelerine de olanak sağlar.

Tarihte nedensellik, aslen tarih öncesi ile zamanı zamanı birbirinden ayıracak kadar önemlidir. Carr’a nazaran; tarih öncesi ile zamanı vakit arasındaki sınır çizgisi; insanoğlu yalnızca bugünde yaşamayı bırakıp, devamlı olarak, hem kendi geçmişleri, hem de gelecekleriyle ilgilenmeye başladıkları vakit geçilmiştir. Tarih, geleneğin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla adım atmıştır. Gelenekle, geçmişin alışkanlıkları, tecrübi birikimleri ve dersleri geleceğe taşınmaya çalışılmıştır. Geçmişte olup bitenler, gelecek nesillerin yararı için kaydedilmeye başlanmıştır.

İşte, hem kaydedilenlerin kendisi, hem de irdelenerek yorumlanması tarihtir. Geçmişin irdelenmesi süreci ise, nedenselliğin araştırılması sürecidir. Nedenselliğin irdelenmesi ile ilgili olarak ortaya çıkan bir baka gerçek de zamanı vakaları idrak etmek için ilkin, o olayların ortaya çıkmış olduğu devrin ve ortamın toplumsal, düşünsel, tinsel ve öteki alanlardaki görülerini bilmek gereğidir. Zira bir devrin vakaları, yalnızca o devrin ürünü değildir. Vakalar geriye doğru eklenmiş olur, geçmişle bugün içinde kontakt kurar.

Bu alanlardaki emek harcama tarihçiyi kaçınılmaz olarak başka bilim dallarından faydalanmaya, onların ürünlerini ve verilerini zamanı bir kanıt olarak kullanmaya sevk eder. Bazı bilim dalları, tarihe düşünsel ve toplumsal boyutuyla destek verirken, bazıları da zamanı niçin olarak mühim bir yer meblağ. Bir kısmının bulgularından yararlanılırken, bir kısmı kanunlarıyla ışık meblağ. Tarihçi, zamanı vakaları irdelemeye dönük neden-nasıl çalışmasında bu bilimlerden yararlanmak zorundadır.

Özetlemek gerekirse özetlenecek olursa; tarihte nedenselliği araştırmak işinin bilimsel tarihçilik olduğu söylenebilir. Bugünün tamamının, tüm geçmişin bir sonucu olduğu kabul edilirse, önümüzdeki geleceğin de bugünün bir sonucu olacağı çıkarımı yapılabilir. Bugünün, geçmişin sonucu olması; geçmişle arasındaki zamansal devamlılığın haricinde, vakalar arasındaki nedensel bağlarla açıklanabilir.

Gelecek için de bugünün tüm artları ve ortamı, hazır bulunan her eyi nedensel bağ teşkil eder. Hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını varsayarsak, tarihçinin ilk sorusunun “niçin ve iyi mi” olması gerektiği iddia edilebilir. Tarihçi vakalar arasındaki niçin ve netice ilişkisini çözümlediği ve yorumladığı sürece, tarih bir öykü ve düz bir ifade ya da rivayet olmaktan çıkar ve gerçek bilimsel kimliğine kavuşur.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir