Türk Göçlerinin Sebepleri Nelerdir?

Bir topluluğun kendi yerini, yurdunu terk ederek, başka bir yere gitmesine yada yer değiştirmesine göç denir.

Toplumsal bir vaka olan göç, yaşamsal ve ciddi sebeplere dayanır. Aksi takdirde hiçbir topluluk mühim bir sebep olmaksızın yerini yurdunu terk edip, sonunun iyi mi biteceği belli olmayan bir maceraya kalkışmaz. Şu sebeple, hiçbir göç sahası tamamen boş ve sahipsiz bir yer değildir.

Göç hareketinde bulunan kütle, derhal devamlı buradaki yerli topluluk yada devlete karşı hâkimiyet mücadelesi vermek ve bu mücadeleyi de kazanmak zorunda kalmıştır. Başka bir ifade ile söylemek gerekirse, göç hareketinde bulunan kütlenin, yeni göç sahasındaki yerli halkı ya hâkimiyeti altına alması ya da onu buradan sürmesi lazım gelmiştir.

Türk toplulukları, bazı zorlayıcı sebeplerden dolayı bazen Türkistan’daki yurtlarını terk ederek, başka coğrafyalara, başka iklimlere göç etmişler ve yayılmışlardır. Türk topluluklarını bazen göçe zorlayan tabiî, iktisadî, siyasî, toplumsal ve askerî sebepleri şöyleki açıklayabiliriz.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Doğal (Naturel) Afetler ve Salgın Hastalıklar

Türkistan’ın ikliminde istikrar yoktu. Buradaki yaşam, arka arkaya gelen şiddetli soğukların ve tipinin, sel ve çekirge baskınlarının, otları ve suları yok eden aşırı sıcaklıkların ve kuraklığın daima tehdidi ve tehlikesi altındaydı. Bazı yazları bir damla bile yağmurun düşmediği aşırı kuraklıklar, bazı kış aylarında da aşırı soğuklar, salgın hastalıkların çıkmasına yol açıyor ve kütle halinde hayvan kırımları meydana geliyordu.

Örnek olarak, 627 senesinde, Göktürk ülkesinde oldukca kar yağmıştır. Bu yüzden koyunların ve atların büyük bir kısmı kırılmıştır. Aynı şekilde, 685 senesinde, Oğuzların yurdunda büyük bir kuraklık meydana gelmiştir. Bu kuraklıktan dolayı, atların ve sığırların onda yedisi yada sekizi ölmüştür. Oğuzlar, hayatta kalabilmek için tarla faresi avlamak ve ot kökü yiyecek zorunda kalmışlardır.

Görüldüğü benzer biçimde, Türkistan’da yaşamı zorlaştıran ve kütleleri göçe zorlayan sebep, ağır kış şartlarıdır. Aşırı soğukların sebep olduğu salgın hastalıklara, “yut” (yatmak) adı verilmektedir. Sık sık meydana gelen “yut”larla başlıca ekonomik varlıklarını yitiren Türkler, perişan olmuşlar ve güç durumlara düşmüşlerdir. İşte bu şekilde durumlarda Türk toplulukları için yeni ekonomik sahalar aramak bir yoksulluk halini almıştır. Böylece, göçler adım atmıştır.

Nüfus Artışı ve Otlak Yetersizliği

Türkler son aşama dinamik ve sıhhatli bir topluluk idiler. Üstelik Türkistan’daki göçebe yaşam seçimi, oldukca sayıda insana ve insan gücüne gerekseme gösteriyordu. Bundan dolayı genç nüfus son aşama artmaktaydı. Fakat, ana yurdun toprakları, hızla çoğalan Türklerin geçimi için yetersiz kalıyordu. Aynı şekilde otlaklar da sayısı gittikçe artan sürülere yetmiyordu.

Öte taraftan, Türkistan’ın bozkır sahalarında büyük insan kütlelerini besleyebilecek ziraat sahaları neredeyse asla yoktu. Iktisat büyük seviyede hayvancılığa dayandığı için otlakların önemi daha da artmaktaydı. Otlak yüzünden boylar içinde sık sık silahlı çatışmalar ve itişip kakışmalarda mücadeleyi kaybeden boy yada topluluğun kendisine yeni bir yurt ve otlak araması gerekiyordu. Bu durum ise, bozkır topluluklarının adeta değişmez bir kanunu idi.

Siyasî Anlaşmazlıklar (İhtilâflar)

Anayurt içinde ve haricinde başka bölgelere meydana getirilen göçlerin bir sebebi de, Türk tarihinde sık görülen siyasî anlaşmazlıklar idi.

Zira Türk siyasî yaşamı iniş ve çıkışlarla, zirveler ve çöküntülerle dolu idi. Bunun başlıca sebebi, taht kalıtım hukukunun belirli bir kurala bağlanmaması idi. Türk hâkimiyet anlayışı, tahta çıkmada her hanedan üyesine aynı hakkı veriyordu. Bu da her hükümdar değişikliğinde taht kavgalarına ve bu kavgalar da devletin zayıflamasına, hatta bölünmesine sebep oluyordu.

Kimi zaman bu savaşım Türk devletinin istiklali ile ilgili olmaktaydı. Şu sebeple bozkır insanı, öteki insanlara bakılırsa hürriyetine ve istiklaline fazlaca düşkün idi. Sebep ne olursa olsun mücadeleyi kaybeden taraf, istiklali feda edip egemenlik altına girmektense, yerini terk ederek, yeni ufuklara doğru göç etmeyi tercih ediyordu.56

Ağır Dış İç Baskılar

Türk toplulukları kimi zaman karşı koyamadıkları ağır dış baskılar yüzünden de yurtlarını terk etmek zorunda kalıyorlardı.

Bu durum, çoğu zaman Türklerin siyasal bakımdan parçalandıkları ve Türkitan’da hükmeden kuvvetli bir Türk devletinin bulunmadığı zamanlara rast geliyordu. Bu şekilde zamanlarda kuvvetli bir dış baskı ile karşılaşan Türk toplulukları, istiklallerini değil, yurtlarını feda ediyorlardı. Şu sebeple onlar, sadece üstünde hür ve bağımsız olarak yaşayabildikleri toprakları yurt olarak kabul ediyorlardı.

Çinliler, Kitanlar (Hitaylar) ve Moğollar çeşitli tarihlerde Türk toplulukları üstünde baskılarını hissettirerek onları yerlerinden etmişlerdir.

Türk toplulukları, yalnız dış baskılara değil, bununla beraber birbirlerinin baskılarına da mârûz kalıyorlardı. Hatta dış baskıdan oldukca iç baskılarla meydana gelen göçün sayısı daha çok idi. Bilhassa, Karadeniz’in kuzeyine, Orta Avrupa’ya ve Balkanlar’a olan göçler, hep Türk topluluklarının birbirlerini itmeleri ve yerinden etmeleri sonucunda meydana gelmiştir.

Fetih Arzusu ve Yeni Vatanlar Kurma Fikri

Yeni ülkeler fethetme (açma) arzusu ve bunun tabiî sonucu olarak yeni vatanlar kurma fikri de, göçlerin sebepleri içinde sayılabilir.

Zira Türkler, bu arzularını ve fikirlerini gerçekleştirebilecek yaşam tarzına ve vasıtaya haiz idiler. Bu yaşam seçimi konar-göçer bir hayattı; araç da at idi. Hakikaten de Türkler, ziraat meydana getiren toplumlar benzer biçimde kendilerini doğa kuvvetlerinin elinde hiçbir vakit tutsak hissetmemişlerdir. Konar-göçer yaşam seçimi onlara cesaret, kuvvet ve büyük bir dinamizm kazandırmıştır.

Ufuklarını da son aşama genişletmiştir. Daha önemlisi, onlarda yeni ülkeler fethetme ve yeni imkânlara haiz olma arzusu uyandırmıştır. Atın sağlamış olduğu sürat ve üstünlük duygusu da, onların bu arzularına büyük seviyede destek olmuştur. Böylece Türkler, at yardımıyla şaşkınlık verici bir çabuklukla geniş fetih ve göç hareketinde bulunabilmişlerdir. Örnek olarak, Oğuz Türkleri’nin Anadolu’ya yönelmelerinde, fetih arzusu ve yeni vatan kurma fikri başlıca rol oynamıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir