Türklerin Ana Yurdu – Anavatanı Neresidir?

Eski Türk toplumları insan türünün yer yüzündeki en eski izlerine rastlanan bir bölgede ortaya çıkmışlardır. Tarihçiler içinde genel kabul gören görüşe nazaran; Türklerin ana yurdu Orta Asyadır.

Daha belirgin olarak Türklere Çin’in kuzeyinde, bugünkü Moğolistan ya da Altın ve Altay dağları şeklinde yüksek dağların çevrelediği Gobi ve Lob-Nor şeklinde çöllerden oluşan yüksek Asya’da rastlanmaktadır. Bununla beraber Tarihlerinin bir fazlaca anında “anayurt“larının fazlaca ötelerinde; Çin seddinden başlayarak Tuna kıyılarına kadar Asya ve Avrupa kıtalarında hatırı sayılır genişlikte bir alana egemen olmuşlardır.

Türklerin Ana Yurdu

Çin seddini sık sık aşarak, kimi zaman bir yüzyılı aşan bir süre orada devletler kurmuş oldukları görülmüştür. Gerçi saldırgan Türk azınlıkları büyük Çin dünyasında bir çok kez kendilerini yitirip özümseniyorlardı. Fakat askerî açıdan gene de bu çapta bir imparatorluğun, Türk komşuları karşısında çaresiz kalışı anlamlı olsa gerek. Bu kıtalararası hareketlilik ister istemez halklar ve kültürler arası bir alış veriş ve iletişime yol açmaktadır.

Böylece Türkler göçmenlikleri dolayısıyla hem halktan halka dinler, düşünceler, değerler taşımakta hem de bu taşıdıklarından etkilenmektedirler. Bir ihtimal ele göçmenliğin kararsız, değişken ve uçarılığından olacak Asya Türklerinin komşularının din, fikir ve geleneklerine açık bir halk olduğu dikkati çekiyor. Ondan sonra da görüleceği şeklinde din, abc, hatta dil değişiklik yapmak Türkler için olağan şeylerdir.

Bu her an kımıldayan, yerinde duramayan, canlı insanların; doğadan, topraktan, iklimden esinlenmedikleri düşünülebilir mi?

Asya yaşamının bir kaç verisi hatırlatıldığında tabiat ve tarihin iyi mi acımasız bir çevre oluşturdukları ve insanların bu çevreden olsa olsa askerîlik şeklinde canlı kalmayı yaşamın ilk ve son ilkesi icra eden bir yaklaşımla ayakta kalabilecekleri anlaşılabilir. Burada söz mevzusu olan naturel ayıklanmayı sonradan haklı çıkarma çabası değildir. Yaşanmış gerçeği ilk olarak anlamaya çalışmaktır. Bir kez gerçeğin kendisi acımasızdır.

Kışın kavurucu soğuğun (—40) yazın boğucu sıcağın (+40) egemen olduğu, otlakların kısa sürdüğü dolayısıyla başlıca geçim kaynaklarından olan hayvancılığın bile iyi mi insanları otlak savaşından yaşam savaşma ve en sonunda direkt doğruya harbe sürükleyişinin anahtarlarından birini oluşturduğu kolayca anlaşılır. İnsana düşmanca karşı duran bu iklim, bu toprak yetmiyormuş şeklinde bir de çölleşme ve kuraklık derdi vardır. Bu zamanda tabiat tarihinin sonu ile insan tarihinin başı trajik bir halde bağlanmaktadır. Thetys okyanusu çekilip yok olmaktadır. Boz kum yeşil bitkinin, gür ormanın üstüne yürümektedir. Av hayvanları bile yok olmaktadır. Bu çetin naturel çevre asya insanoğlunun ya yerinden yurdundan kaçmaya zorlamaktadır ya da birbirlerini yok etmeye yöneltmektedir. Acımasız bir insan ve tabiat seçimi sadece en güçlülerin yaşamasına izin vermektedir. Bu ortamda askerîlik yaşam kavgasının en yalın ve en çıplak biçimini örnekleştirecektir.

Zamanı kaynaklarında gösterdiği şeklinde Türklerin Ana Yurdu neresidir sorusuna net bir yanıt olarak Orta Asya denilebilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir