Uygur Sanatı Nedir? Uygur Sanatı Özellikleri

Önceleri Kök Türk egemenliği altında yaşayan Uygurlar, 745 senesinde Kök Türk egemenliğine son vererek Uygur Devleti’ni kurmuşlardır. Kurucusu Alp Kutlug Bilge Kağan’dır. Başkentleri Karabalsagun’dur.

Önceleri Kök Türk alfabesini kullanan Uygurlar, sonrasında kendi alfabelerini kullanmaya başlamışlardır. 1226 senesinde tarih sahnesinden çekilen Uygurlar, Gök Tanrı dininden sonrasında, Budizm ve Engel dinini benimsemişlerdir.

Uygurlar kâğıtlarını kendileri yapıyor ve kamış kalem kullanıyorlardı. 9 ve 10. yüzyılda sert ağaçtan tek tek hareketli Uygur harfleri ile ilk kitap baskısını da yapmışlardır ki bu Türk uygarlık zamanı için fazlaca önemlidir. Geliştirdikleri edebiyat; ilahiler, vaazlar ve efsaneler bakımından fazlaca zengindir. Sekiz Yükmek (Sekiz Yığın) Uygur edebiyatının fazlaca mühim bir öykü örneğidir.

Uygur Alfabesi

Uygurlarda müziğe fazlaca yoğun bir ilgi bulunduğunu Çin kaynaklarından öğreniyoruz. Pandomim, bale, şan (şarkı söyleme) ve ilkel bir tiyatro olduğu da bazı kaynaklarda anlatılmaktadır. Hikâye anlatma da Uygurlarda âdeta bir sanat şeklinde ileri düzeydeydi. Çiftçilik, meyvecilik ve ipekçilik de gelişmiştir. Çiftçiliğin gelişmesi Uygurlar döneminde yerleşik hayata geçildiğinin bir göstergesidir.

Uygurlar yerleşik hayata geçen ilk Türk toplumu olarak bilinmektedir. Bu da o zamana kadar olmayan mimarinin ve tarımın gelişmesinde büyük bir etkendir.

Özetlemek gerekirse Mevzu Başlıkları

Uygurlarda Mimari

Ordu-Balık, Turfan, Bezeklik ve Hoça’da meydana getirilen kazılarda, etrafı surlarla çevrilmiş şehirler ve kaleler ortaya çıkarılmıştır. Bunlar bizlere Uygurların şehir mimarisinde ne kadar ileride olduklarını gösterir. Ek olarak bu şehirler kanalizasyon sistemiyle donatılmış ve toprak arklarla da sulanmıştır. Yapım malzemesi olarak en fazlaca kerpiç kullanmışlardır. Hoça kentinde bulunan kubbeli yapıların gömüt anıtı olduğu belirlenmiştir. Bunlar sonrasında Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde göreceğimiz türbelerin ilk örnekleridir. Zira türbeler yapılırken Orta Asya’daki kubbeli gömüt tipinden esinlenilmiştir.

Eski bir Uygur mahallesi Kaşgar

Kare yapıların üst kısımları kubbeyle örtüldüğü vakit, köşelerde kalan boşluklar Türk Üçgeni adında olan mimari elemanla kapatılmıştır ki bu uygulama ilk kez Uygur mimarisinde görülür. Uygur tapınakları ise bir avlu etrafına tertipli olarak yerleştirilmiş mekânlardan oluşur. Avlunun ortasında ise mabet hangi tanrıya adandıysa o tanrının heykeli bulunur. Ek olarak kayalara oyulmuş mağara tapınakları da dikkate değerdir. Bezeklik ve Kızıl’da bulunan kaya tapınaklarını örnek olarak verebiliriz. Ek olarak Uygurların duvarları ve tavanları fresklerle süslü fazlaca sayıda tapınakları da bulunur

Eski Kaşgar (Uygur Bölgesi)

Uygur evlerinin çevresi duvarlarla çevrilidir. Bu evler tek kattan oluşan olup çatıları süslüdür, renkli yer döşemeleri vardır.

Eski Uygur kentlerinde meydana getirilen kazılarda elde edilmiş eserler, Paris-Louvre(Lour), Leningrad ve Stocholm(Stokholm) şeklinde dünyanın en büyük müzelerinde sergilenmektedir.

Uygurlarda Heykel Sanatı

Uygur heykellerinin başlangıcı, Göktürklerdeki balballara dayanmaktadır. Taş, alçı, ahşap ve bronz türü malzemelerden yapılmış bu heykellerde Uygurlar vakit içinde tüm etkilerden kurtulup kendi emsalsiz heykellerini yaratmışlardır. Gök Tanrı dininden sonrasında Budizm’i benimseyen Uygurlar , Budha rahiplerinin heykellerini de yapmışlardır.

Sorçuk’ta bulunan at başı Uygur heykel sanatının en güzel örneklerinden biridir.

Uygurlarda Fotoğraf Sanatı

Eski Türk fotoğraf sanatı dendiği vakit ilk akla gelen Uygur sanatçılarıdır. Eski Türk resminin en eski örnekleri, Uygur kentlerinde bulunan Budist ve Maniheist duvar resimleri ve minyatürleridir (Bu fotoğraf ve minyatürler bununla birlikte, Uygurların Göktanrı dininden sonrasında sırasıyla Budizm ve Maniheizm’i benimsediğini gösteriyor). Bu resimlerde kullanılan renkler çoğunlukla kırmızı ve mavidir.

Turfan Bölgesi’nde bir Uygur kalıntısı

Bezeklik’te bir tapınağın duvarındaki resimler portre sanatının ilk örnekleri sayılabilir.

Uygurlarda kumaş ve kitap resimleme, tezhip ve tahta baskı sanatları da bir fazlaca ileridir.

Tezhip: Kitap kenarlarını altın yaldızla süsleme sanatı.

Tüm bu örnek ve çeşitlere karşın gene de freskler (duvar resmi) en mühim örneklerdir.

Uygurlara ilişkin mühim fotoğraf ve eserler Berlin, Yeni Delhi ve Leningrad müzelerinde sergilenmektedir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir