Yumuşama Dönemi’nde Kadın Hakları Sorunları

Toplumsal cinsiyet terimi ilk olarak 1930’lu yıllarda fizyolojik cinsiyetin ruhsal karakterlerden değişik bulunduğunu belirtmek amacıyla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda psikoloji biliminde kimlik olarak kavramsallaştırılarak kişinin hanım ya da adam olduğuna dair öz algısı şeklinde tanımlanmıştır. Hanım ve erkeklere yönelik tutum ve davranışlarda, toplumsal cinsiyet rollerinin belirlenmesinde aile, eğitim, kültürel ortam ve kişilik etkili olmuştur. Cinsiyete dayalı ayrımcılık, fırsatların, kaynakların, ödüllerin cinsiyete bakılırsa değişik dağılması şeklinde ifade edilmektedir. Bireylere iş performanslarına bakılırsa değil kendilerine atfedilen rollere ve cinsiyetlerine bakılırsa davranılarak ayrımcılık yapılması mühim bir problem oluşturmaktadır.

Bayanlar hem toplumsal hayatta hem emek harcama hayatında ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Emek harcama hayatında cinsiyet ayrımcılığının en mühim göstergesi, işlerin hanım işi ve adam işi olarak gruplandırılmış olmasıdır. Emek harcama hayatında cinsiyet ayrımcılığı, direkt yada dolaylı olarak iki şekilde görülür. Bayanlar, mesleki yönlendirme ve işe giriş aşamasında, iş ortamında emek harcama esnasında, işten ayrılırken yada çıkarılırken cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamaları ile karşı karşıya bırakılırlar. Ek olarak toplumsal haklarını kullanmada da ayrımcılığa doğal olarak tutulurlar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir